Uyuşturucu Felaketi Hakkında Bunları Biliyor muyuz ?

2007-07-15 15:51:00

      UYUŞTURUCU  FELAKETİ HAKKINDA BUNLARI  BİLİYOR MUYUZ           Uyuşturucu belasının tüm dünyayı ve ülkemizi sardığı ve tehdit ettiği günümüzde her ev ve her aile özellikle gençleri ve çocukları açısından tehlike altındadır. Buna bulaşan gencin veya çocuğun yakınları ne yazık ki en son haberdar olmaktadır. Haberdar olduktan sonra iş işten geçmektedir. Bilindiği gibi bir veya iki defa kullanma dahi bağımlılık yapmakta ve bağımlılıktan kurtulma da Alkoliklerde olduğu gibi hastanede ve doktor kontrolünde olabilmekte. Ve kurtuluş şansı ise bu şartlarda dahi % 5 – 10 u geçememektedir.     Aşağıdaki bilgiler Yeşilay Kurumunca hazırlanan konferans metninden alınmıştır.     Uyuşturucu maddeler, beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanıdır.      Başlıca etkileri: Delilik Erken Bunama Şuur ve hafıza kaybı Sayıklama Hayal görme Korku ve evham Zman ve mekan algılamasında bozukluk İktidarsızlık Kangren Kan pıhtılaşması Kalp hastalığı Karaciğer ve böbreklerde iltihap ve tıkanma Depresyon Ölüm isteği Nefes darlığı Öksürük Boğulma hissi Solunum felçleri İntihar ve ÖLÜM     == Orta derecede kuvvetli bir gram uyuşturucu bir milyon beyin hücresini öldürmektedir.     == Uyuşturucuyu bir veya iki defa kullanmak bağımlılık yapar.      == Uyuşturucunun girdiği ailenin yıkılmaması düşünülemez. UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞININ BELİRTİLERİ Cilt üzerinde mor ve siyah iğne izleri Damarlarüzerinde iltihaplanma Sinirlilik hali Ahlaksızlık ve suç fiillerine yönelme Bakışlarda donukluk Uyuşukluk ve uykululuk hali Yalnızlıktan hoşlanma Uyuşturucu için kullanılan aletlerin yanında olması Uyuşturucu kullanma zamanı yaklaştığı... Devamı

Bu Yazıyı Alkol Tutkunu Yakınlarınıza İletin !

2007-07-15 15:48:00

      BU  YAZIYI  ALKOL TUTKUNU   TANIDIKLARINIZA  İLETİN      Alkol ile ilgili aşağıdaki bilgiler, Yeşilay Kurumunca hazırlanan konferans metninden alınmıştır. İnsan kanının bir santimetre küpünde bir mg. alkol bulunması alkol zehirlenmesinin bütün belirtileri için yeterlidir. Şayet bu miktar 4-5 mg.a kadar yükselirse, içen komaya girer. Alkol komasına giren her iki kişiden birisi kurtulamaz. Alkol asla bir gıda değildir. İlaç olmadığı gibi, alkollü içkiler iştah açıcı değildir. Bilakis zamanla mide rahatsızlıklarına, iştahsızlıklara ve sindirim bozukluklarına sebep olur. Alkol için söylenmiş güzel sözlere, aldatıcı reklamlara kanmamalıdır. Her şeyin bir sonu vardır. Alkolün sonuçtaki zararları: --- Akıl hastalıkları --- Felçler --- Kalp, karaciğer, böbrek ve damar hastalıkları --- Özürlü çocuklar ve --- ÖLÜM dür. Alkolizmin tuzağı biradır. İstatistiklere göre, alkoliklerin % 80 i alkollü içki alışkanlığına bira ile başlamışlardır. Birada bulunan NİTROZAMİN adlı madde kansere sebep olmaktadır. Bir yapımında kullanılan bira mayası, alkol üreten bir maya türü olduğundan alkolsüz bira olmaz. Böbrek hastalarının, biranın böbreklerdeki kumun veya taşın dışarı atılmasında rol oynadığı yolundaki inançlarının yanlış olduğu belirlenmiştir. Bira içildikten sonra sıkça idrara çıkıldığı gerçektir. Ama bundan beklenen fayda elde edilemez. Bira böbrekler deki suyu emerek, kumların kalmasına sebep olup, taş oluşmasını kolaylaştırıyor. Cinayetlerin % 85 i Boşanmaların % 80 i Irza tecavüzlerin % 50 si Trafik kazalarının % 70 i Aile içi şiddetin % 70 i İşi bırakanların % 60 ı ALKOL YÜZÜNDENDİR. İntihar olaylarında alkolün etkisi, içmeyenlere oranla 58 kat fazladır. Alkol beyni % 17 oranında küçültmekte, bunun sonucu çocuklara da aynen intikal etmektedir. Bu etki kadında ( annede ) iki kat fazladır. ... Devamı

İNSANIN ALLAH'A EN YAKIN OLDUĞU AN

2007-07-13 23:01:00

                                                                        SECDE   İbadetlerin en önemlisi NAMAZ dır. Namaz ibadetinin en önemli ve anlamlı bölümü SECDE dir. Ve SECDE İNSANIN ALLAH’A EN YAKIN OLDUĞU ANDIR.   Secde tam bir acz ifadesidir. Tam bir boyun eğiş ve teslimiyettir. Nefsini, gururunu simgeleyen alnı ve burnu yerdedir. Secde insanın yaratıcısını karşısında bir HİÇ olduğunun kabulüdür. Evrende tam 300 milyar galaksi vardır. Her galakside Güneş’imiz gibi 300 milyar yıldız vardır. Her yıldızında Dünya’mız  gibi ortalama 8 – 10 uydusu vardır. Bu muazzam oluşum içinde  Dünyamız özeldir. Dünya üzerindeki  toplam sayısı yalnızca 6-7 milyar olan insanın her biri de özeldir. Hiçbir insanın maddi ve manevi eşi ve benzeri yoktur. İşte bu insana Allah ruhundan üflemiş, yani kendi özelliklerinden vermiştir. Evrenin bir ucundan diğer ucuna mesafe, beklide 50 milyar ışık yılıdır. Bir saniyede 300 bin kilometre yol alışla 50 milyar yıl. Yüce Allah secde anında bütün bu mesafeleri yok eder, yanına yakınına gelir. Yine bizim ölçülerimizle, bize saniyenin binde biri  kadar bir mesafede ve  yakınımızdadır. İŞTE  SECDE BÖYLE ÖNEMLİ BİR ANDIR. Ne sıkıntısı, ne derdi ve isteği varsa insan  işte bu anda istemelidir. Evet, insan Yaratıcısına ne kadar iyi kulluk etmiş, iyi ahlaklı bir insan olmaya gayret etmiş, ve de Yaratıcısına verdiği sözü yerine getirmişse, yani  tevbe ettiği günahlarına geri dönmemişse, O’nun yanında kredisi o oranda büyüktür. ALLAH’TAN  İSTEMEĞE,  İSTEĞİNİN YERİNE GETİRİLMESİNİ  BEKLEMEYE YÜZÜ VE ... Devamı

Sigara Tiryakilerine Haberim Var

2007-07-11 13:02:00

             SİGARA TİRYAKİLERİNE HABERİM VAR !       En önemli ve iyi haberi yazımın sonuna saklıyorum. Şimdi gelelim az önemli haberlere: Sigarada tam 3890 çeşit zehir vardır. Yurdumuzda her yıl 200 – 250 bin kişi sigara yüzünden ölmektedir. Bunların % 80 i tiryakiler, % 20 si ise duman altı olan eş, çocuk ve bebeklerdir. Gırtlak ve beyin kanserlerinin % 99 sebebi sigaradır. Beyin kanamalarının % 85 sebebi sigaradır. Damar tıkanıklıklarının ( Kalp – el – ayak ) % 90 sebebi sigaradır. Akciğer kanserlerinin %90 sebebi sigaradır. Sigara içenlerin vücuduna % 15 ila % 33 oranında daha az oksijen girmektedir. 100 tiryakiden 50 sinin ölüm sebebi sigaradır. Sigara sağlığın olduğu kadar cilt güzelliğinin de düşmanıdır. Kapalı bir odada içilen tek bir sigaranın dumanı iki aylık bir bebeğin ölümüne sebep olmuştur. Anne adayı bir kadın sigara tiryakisi ise çocuğu % 80 erken veya ölü, % 65 özürlü, % 20 normal sürede fakat normalden küçük doğar. Vücudumuz ölen hücrelerini büyük ölçüde yeniler. Yenilenmeyen yalnızca sinir ve beyin hücreleridir. Sigara , alkol ve uyuşturucular sinir ve beyin hücrelerini bomba etkisinde tahrip eder. Erkek menisinin kadının yumurtasını dölleyebilmesi için bir atımlık, yani bir santimetre küplük menide en az 60 milyon adet canlı tohum olmalıdır. Bu sayının altına düşülmesi erkek için kısırlık sebebidir. Sigara canlı tohumları tahrip eder. Yapılan sayım ölçümünde canlı tohum sayısı 60 milyon civarında ise baba adayının çocuk sahibi olabilmesi sigarayı bırakmasına bağlıdır. Ayrıca sigara erkekler için iktidarsızlık sebebidir. Her içilen sigara devamlı olarak sinirleri törpülediği ve aşındırdığı için erkek tiryaki normalden çok daha önce iktidarsız kalır. GELELİM ŞİMDİ EN ÖNEMLİ VE İYİ HABERE: Sigara tiryakisi mevlasına çabuk kavuşur.! &n... Devamı

Kıyametin Alameti Olur mu ?

2007-07-09 15:27:00

            KIYAMETİN  ALAMETİ  OLUR  MU  ?         Meydana geldiğ anda,  hayatta bulunan  bütün canlıların yok olup aynı zamanda tüm ölülerin,   hesaba çekilmek üzere tekrar diriltidikleri güne kıyamet denir. Ahiret hayatının ilk aşamasını oluşturur.          Haşr ( kıyamette insanların toplanması ), Hesap, Mizan ( haşrolunan yerde  herkesin amellerini tartmağa mahsus bir adalet ölçüsü ), Cennet, Cehennem gibi olayların hepsi bu günün gündemleridir. Kur'an bu konulara çok önem vermiştir.  Tamamı 6236 ayetten oluşan Kur'an'ın yaklaşık üçte birinde bu konular işlenir.        Yalnızca kıyamet kavramı olarak ele aldığımızda Kıyamet kelimesinin Kur'an'da 70 defa geçtiğini, kıyametle ilgili  yaklaşık 400 ayetin bulunduğunu görüyoruz.        Kur'an'ın kıyamet olayına verdiği önemin bir göstergesi de  70 defa geçen kıyamet kelimesi yanında; bu olaya 17 farklı isim daha vermesidir. Bu isimler Türkçe karşılıkları olarak: Kalkış, Diriliş Günü - Saat -  Son Gün - Gelecek Hayat  - Din Günü - Hesap Günü - Karar Günü - Toplanma Günü - Sonsuzlaşma Günü - Diriliş Günü - Pişmanlık Günü - Kusurların Ortaya Çıktığı  Gün - Şaşırtan Felaket - İnsanı Dehşete Düşüren Felaket - Her Şeyi Kuşatan Felaket - Büyük Hakikat - Büyük Olay.       Kıyametin Meydana Gelişinin Anlatılmasına Örnekler:        Kur'an  Kıametin oluş şeklini bir çok sure ve ayette ayrıntılı olarak açıklar:       '' Ey İnsanlar Rabbinize  (sığınıp) korunun; çünkü o kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir !         Onu göreceğiniz gün, her emzikli emzirdiğinden geçer ve her hamile kadın taşıdığını düş... Devamı

DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLAR - II

2007-07-08 15:22:00

               Evlerimizdeki televizyonlarda çokça gösterilen Amerikan ve Avrupa ülkeleri filmlerinde sıkça kiliseleri görüyoruz, izliyoruz.  Allah’a eş koştukları İsa Peygamber’in, Meryem Ana’nın heykelleri önünde tapınıyorlar, ibadet ediyorlar.  İçimizden kınıyoruz. Allah’a eş koştuklarını düşünüyoruz. Ve ŞİRK de en büyük günahtır, biliyoruz.       Ya  biz ne yapıyoruz, değerli Müslüman kardeşlerim: İnanç sistemimizde  çok yerinde bir  kural ve kabul ile putlaştırılmaması için  sevgili Peygamberimizin resim ve heykelini yapamıyoruz.  Yapabilsek kınadığımız Hıristiyanlar gibi ibadethanelerimizde yani camilerimizde  baş köşelere koyup  onu kutsayıp, bir şekilde  karşısında saygı gösterisinde bulunmayacak mıydık, putlaştırmayacak mıydık zannediyor sunuz ?   Fırsatını bulduk mu, insanlığın en büyük  zaafı olan şirk huyumuzu ortaya koyuyoruz. Peygamber’imizin sakal kılları için saygı törenleri, ayinleri düzenliyoruz. İyi ki  resim ve heykellerini yapmak yasak ve dinimizde ayin yok. Yoksa; bu işi de abartır ve Hıristiyanları da geçerdik.   Fakat  ve iyice bir düşünelim. Bu şirkleştirme davranışlarımızı tamamen önleyebildik mi ?  Peygamber’imizin de onaylamayacağı davranışlarımızdan vazgeçtik mi ?   Evet, ne yapıyoruz ?  Resmini ve heykelini yapıp Camilerimize koyamıyoruz ama  MUHAMMED yazısını Arapça  orijinal şekliyle yazıp, ibadethanelerimizde ve hatta evlerimizde ALLAH yazısı ile birlikte  yüksekçe yerlere ve ALLAH yazısı ile birlikte, yan yana ve eşit yükseklikte asmıyor muyuz. ? Nerede görülmüştür ki  Aslı ile elçisi benzer ve hatta eşit saygı ile anılır ? Özellikle birisi bu muazzam kainatın yaratıcısı ve her şeyden münezzeh YÜCE ALLAH, diğeri ise, faniler arasından seçilen bizler gibi bir fani olan elçisi. Bu iki varlık eşit ve a... Devamı

DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLAR - I

2007-07-08 15:31:00

              Not: '' Bu Yazının İsmini Siz Koyun '' başlıklı yazıma isim önerisi gelmediği için  DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLAR başlığı ile yayına aldım.             Yüzde 90 - 95 i Müslüman olan ülkemizde  aşağıda belirttiğim  konular  beni üzüyor, tedirgin ediyor ve mutsuz kılıyor.             **  Bu dini bize uygun gören   Müslümanlıkla bizi şereflendiren yüce Yaratıcımızın  dinimizi tanıtan, kurallarını, emirlerini ve nasihatlarını içeren Kitabı Kur'an, tek bir harfi dahi değişmeden  1400 yılı aşarak günümüze kadar gelmiştir ve elimizdedir. Onun kuralları ve çerçevesi belirlidir Fakat dini uygulamamızda ve yorumlamamızda  çok büyük farklılıklar nereden gelmektedir ?              **   Kur'an Allah'ın  mesajı, emri ve nasihatlarıdır. Arapça inmiştir. Çünki Arap bir kavme inmiştir. Arap milletinin ve dilini yüceliğinden, özelliğinden değil.          **  Kur'an'ın indirilme amacı  anlaşılmak ve mesajının insanlığa ulaşmasıdır. Fakat uygulamada bu birincil amaç bir kenara atılıp Arapça orijinalinden ibadet kasdıyla okuma öne çıkmaktadır.          **  Kur'an dirilere inmiştir ve onlara gönderenin mesajıdır. Fakat uygulamada ölülerin arkasından daha çok okunmaktadır.Bu çelişkiyi neden hala sürdürüyoruz ?         **  Kur'an Peygamberimize inmiştir. Vahyolunmuştur. O, Kur'an'ı  maddi ve manevi tüm benliği ile özümsemiştir. Biz de onu Arapça aslından okuyup onun ruhuna gönderiyoruz. Bu iadenin bir anlamı ve dayanağı var mı ?      **  Bir de bir hadis tutkunluğu ve aşırı ilgisi var. ... Devamı

ŞEFÂAT VAR MIDIR ?

2007-07-04 11:13:00

           BİLDİĞİMİZ ANLAMDA ŞEFÂAT VAR MIDIR ?        Şefâat takıldığım, zihnimde sürekli soru işaretleri oluşturan bir konu idi. Genelde bilinen ve kabul edilen anlamda bir yanlışlık olduğunu, Müslümanlar tarafından gerekli ve gereksiz ama fazla olarak kullanıldığını düşünüyordum. Bu gün Ekabir kullanıcı adlı kardeşimin, bloğundaki konuya ilişkin yazısını okudum ve meselenin bilgi, idrak ve kanaat boyutlarını da öğrenmiş oldum. Tekrar ele alarak inceleme ihtiyacını duydum.       Hizmet Vakfı Yayınlarından Abdullah YEĞİN’ in hazırlamış olduğu İslamî-İlmî-Edebî- Felsefî YENİ LÜGAT adlı eserinde şefâat’ ın tanımı şöyle: Şefâat etmek: Afv için vesile olmak. Fıkhi: Ahiret günü bir kısım günahkar müminlerin affedilmeleri ve itaatli müminlerin de yüksek mertebelere ermeleri için Peygamberimiz ve sair büyük zâtların Allah’tan niyaz ve istirhamda bulunmalarıdır.       Lügattaki bu tanım genelde kabul edilen tanımdı. Bende öyle biliyordum. Ve mümin kardeşlerimizin de bu konuda Peygamberimizin aracılığı ile affedilecekleri konusunda büyük inançları ve beklentileri vardı. Ekabir kardeşimin konuyu inceleyen yazısından sonra zihnimde kavram anlam ve boyut değiştirdi.       Şimdi Yüce Kitabımız Kur’an bu hususta ne diyor ona bakalım:       *** İnsan, ahirette yalnızca dünyada kendi kazandığı amelleri bulur. ( 2/119 – 3/30 – 16/111 – 22/77 – 36/12, 54 – 52/21 – 53/39 – 59/18 – 75/13 – 82/5 – 11 defa )      *** Her insanın boynuna kendi kuşunu ( Kendi amellerini, yaptığı işleri ) doladık. ( 53/39, 40 )      *** Her nefis, yarın için ne hazırladığına bir baksın. ( 59/18 )      *** .... Ve öne sürdükleri işleri ve bıraktıkları eserleri yazarız ... ( 36/12 )    &nbs... Devamı

Din Kanalı Yazarlarından Rica

2007-06-17 17:19:00

          DİN KANALI YAZARLARINA RİCA       Blogculuğa yeni başladım üç aydır yazıyorum. Daha önce başka bir blog sisteminde bir ay kadar yazdım. ( Onpunto.com ) Orada tek bir kanal söz konusu idi. Din konusuna hiç yakınlığı olmayan editörler tarafından yönetiliyordu. Yazıların editörün beğenisi ve seçimi ile öne çıkması ve okunması söz konusu idi. Oradan ayrıldım. Ve blogcu.com. a geldim.       Blogculuğa başlamdan önce, blogçuluk konusunda bir ön fikrim vardı. Herkes istediği gibi yazacaktı. Ama kendisi yazacaktı. Burada ilgi alanım Din Kanalı idi. Fakat Din Kanalında hayal kırıklığına uğradığımı söyleyebilirim. Çünkü bu kanalda blog açanların önemli bir çoğunluğu kaynak belirterek veya belirtmeyerek yalnızca ve devamlı olarak alıntı yayınlıyor. Bir hadis, bir ayet veya bir kitaptan aldığı bir yazıyı, bir metni, kendisi hiç bir katkı yapmadan aynen alarak veya tarayarak yayınlıyor. Ve bu yazıya kendi imzasını atıyor, yani bloğunda kendi belirlediği kullanıcı adı altında yayınlıyor. Bunu yadırgadığımı söyleyebilirim.       Din konusunda yayınlanan eerlerin çoğunda görülen bir aksak yön vardır. Eserlerin dili çok ağır Osmanlıca, yani Arapça ve Farsça dilleri karışımı  ,anlaşılması ve çözülmesi özel sözlüklerle dahi çok zor metinler. Ortalama lise mezunu, bırakın gençleri, 30 - 40 yaş aralığındaki orta yaş grubunun dahi anlaması çok zor. Halbuki bir eserin en öncelikli amacı, bilgi birikiminin her yaş ve kültür gruplarınca rahatça anlaşılır düzeyde kitlelere ve gelecek nesillere aktarılır olmasıdır. Böyle akademik bir lisanla yazılan eserler ise yalnızca akademisyenler tarafından anlaşılınca eğitim gerçekleşmiyor ve bilgi aktarımı yeterince yerine getirilemiyor. Din kanalımızda uygulanan aktarımlar yani alıntılarda bu söylediğim aksaklık aynen devam ediyor. Alıntılar 30-40 sene önce yayınlandığı orijinal lisan ile aynen yayınlanıyor. Blogcu kardeşler... Devamı

BABALAR İÇİN BİR Ş İ İ R

2007-06-17 15:28:00

       Bu gün, yani babalar günü Eskişehirde bir mağaza vitrrininde gördüğüm ve ilgimi çeken şiiri sizlere aktarıyorum:   B A B A M I Z   Evimizin direği Altın gibi yüreği Eşek gibi çalışır Sanki sağmal ineği         Ona biz baba deriz       O getirir biz yeriz       Bulamayız dünyada       Onun gibi bir keriz                 Varlık yoklu bilmeyiz               Sıramızı vermeyiz               Siparişler gelmezse               Babamızı sevmeyiz                        Hasta oldum diyemez                      Biz doymadan yiyemez                      Ne mankafa uşaktır.                      Yeni bir şey giyemez                                Etrafını sararız                              Köpek gibi dalarız                        &nb... Devamı

Rus Şiirinin Güneşi PUŞKİN , KUR AN HAYRANIYDI

2007-06-11 22:50:00

        PUŞKİN BİR KUR'AN HAYRANIYDI   Çok genç yaşta ölmüş bulunan, Rus şiirinin güneşi olarak bilinen dev şair ömrü vefa etseydi ‘’ Ben Müslüman’ım ‘’ der miydi, demez miydi bilmiyoruz ama, bildiğimiz bir şey var ki, Puşkin bir çok emsalleri gibi Kur’an’ın hayranlarından biriydi. Her yıl eserleri Rusya’da 15-20 milyon civarında basılmakta ve yine de isteğe cevap verilememekte olduğu söylenen Aleksandre Sergeyoviç Puşkin’in eserleri şimdiye kadar 104 yabancı dile çevrilmiş ve 400 milyon civarında basılmış bulunuyor. İşte dünyaca sevilen, beğenilen ve okunan bu dev şair, 1824 yılında mihailofskaya köyünde göz altında tutulduğu sırada Kur’an’ı okumak ve yakından incelemek fırsatı bulur. Arapça aslındaki erişilmez üsluba sahip olmasa bile , okuduğu tercüme onun şair ruhunu ürpertiyle doldurur. Kur’an ayetlerinin çağırıştırdığı fikirler ve güzellikler O’nu büyüledikçe büyüler. Manevi duygularla dolan gönlü , ilahi ufuklara doğru kanat açmaya başlar. Sonunda nur damlaları halinde yağan ilham yağmurları kendisine uzun bir şiir yazdırır. ‘’ Kur’an’ın Etkisi Altında ‘’ ismini taşıyan bu uzun şiiri, Puşkin’in, Kutsal Kitabımız hakkındaki duygu ve düşüncelerinin kalıba dökülmüş şeklidir. 38 yaşında ölmüş olan bu dev şair Kur’an’ı takdir ediyor. Fazileti karşısında boyun eğiyordu. Evet, ‘’ Fazilet odur ki; düşman dahi onu takdir etsin ‘’ ister Fransız, ister Alman, ister Amerikalı, isterse Kur’an’ın ezeli düşmanlarının Rusya’da bir Rus olsun... İşte Kur’an’ın Etkisi Altında adlı şiirinden bazı bölümler: Sabit yeryüzü sabit, Göklerse kubbe kubbe, Sensin uy yüce Yaradan; Sensin tutan öylece. ....................................... Karaları boğamaz denizler Bürünmez denizler karalarla Onların altında ezilmekten Sensin bizi koruyan Sen ..... Devamı

EĞRİNİN Sonsuz Çeşidi Vardır. Fakat DOĞRU Bir Tanedir

2007-06-10 22:22:00

        EĞRİNİN SONSUZ ÇEŞİDİ VARDIR FAKAT DOĞRU BİR TANEDİR   Matematikteki eğri çizgilerin, insan hayatındaki eğri, yanlış ve hatalı davranışların sonsuz denebilecek kadar çok çeşidi vardır. Fakat, matematikteki doğru çizginin bir tane olduğu gibi insanların davranışlarında da gerçek ve doğru olan yalnızca bir tanedir. Din alanında da böyledir ve böyle olmalıdır. Ama uygulamada tuhaf ve mantık dışılıklar da gündemde. İki türlü din yaşantısı, yorumu ve uygulamaları var hayatımızda. Birincisi klasik,  kişilerin yani mezhep imamlarının  yorum ve uygulamalarına dayalı, geleneklerin dinleştiği; bir ölçüde hurafelerden kendini kurtaramamış, hadislerin  sahih ve uydurma olup olmadığına dikkat edilmeden kabul edildiği geleneksel din yaşantısı. Diğeri  son 20 yıldır, öne çıkmağa başlayan, kişilere değil Kur'an'a endeksli, gerçeği bulma ve uygulama  ağırlıklı , araştıran inceleyen Müslümanlık anlayışı. Bu geleneksel ve geleneklerin dinleştirildiği dini çevrelerde dikkati çeken bir uygulamayı burada arzediyorum: Bazı sayın ve isimlerinin önlerinde Profesör, Doktor, Doçent gibi ünvanlar da bulunan zatlar; televizyon programlarında dinleyicilerinin, bazı gazetelerde de okuyucularının sorularına cevap veriyorlar:  '' Bu konuda doğru .... mezhebine göre şöyledir, .... mezhebine göre şöyledir, .... mezhebine göre böyledir.......  ''   Bir konuda ve dini konularda bir çok doğru olmaz. Doğru bir tanedir. Bu doğru da dini konularda Kur'an'da belirlenen veya Kur'an hükümlerine ve  ruhuna uygun sünnet ve hadislerdedir. Bunları araştırıp bulmak gerekir.                             ... Devamı

KIYAMETİN ALAMETİ OLUR MU ?

2007-06-01 22:10:00

              KIYAMETİN  ALAMETİ  OLUR  MU  ?         Meydana geldiğ anda,  hayatta bulunan  bütün canlıların yok olup aynı zamanda tüm ölülerin,   hesaba çekilmek üzere tekrar diriltidikleri güne kıyamet denir. Ahiret hayatının ilk aşamasını oluşturur.          Haşr ( kıyamette insanların toplanması ), Hesap, Mizan ( haşrolunan yerde  herkesin amellerini tartmağa mahsus bir adalet ölçüsü ), Cennet, Cehennem gibi olayların hepsi bu günün gündemleridir. Kur'an bu konulara çok önem vermiştir.  Tamamı 6236 ayetten oluşan Kur'an'ın yaklaşık üçte birinde bu konular işlenir.        Yalnızca kıyamet kavramı olarak ele aldığımızda Kıyamet kelimesinin Kur'an'da 70 defa geçtiğini, kıyametle ilgili  yaklaşık 400 ayetin bulunduğunu görüyoruz.        Kur'an'ın kıyamet olayına verdiği önemin bir göstergesi de  70 defa geçen kıyamet kelimesi yanında; bu olaya 17 farklı isim daha vermesidir. Bu isimler Türkçe karşılıkları olarak: Kalkış, Diriliş Günü - Saat -  Son Gün - Gelecek Hayat  - Din Günü - Hesap Günü - Karar Günü - Toplanma Günü - Sonsuzlaşma Günü - Diriliş Günü - Pişmanlık Günü - Kusurların Ortaya Çıktığı  Gün - Şaşırtan Felaket - İnsanı Dehşete Düşüren Felaket - Her Şeyi Kuşatan Felaket - Büyük Hakikat - Büyük Olay.       Kıyametin Meydana Gelişinin Anlatılmasına Örnekler:        Kur'an  Kıametin oluş şeklini bir çok sure ve ayette ayrıntılı olarak açıklar:       '' Ey İnsanlar Rabbinize  (sığınıp) korunun; çünkü o kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir !         Onu göreceğiniz gün, her emzikli emzirdiğinden geçer ve her hamile kadın taşıdı... Devamı

KUR' AN HAYATIMIZIN NERESİNDE ?

2007-05-27 12:34:00

        BENİM HALKIM KUR'AN'ITERK ETTİ    Kur’an, peygamberin kıyamet günü Allah’a şöyle şikayette bulunacağını söyler:    “Peygamber diyecek ki: “Ey Rabbim! Benim halkım bu Kur’an’ı terketti.” (Furkan; 25/30)   Ayette geçen “Kur’an-ı mehcur” tabiri terk edilmiş, bir kenara atılmış, bırakılmış, uzaklaşılmış Kur’an demek… Peygamber rabbine hangi halkı şikayet edecek dersiniz? Kim bu Kur’an’ı bir kenara atan halk? *** Elinize aldığınız herhangi bir mushafın üzerinde “Kur’an-ı azim” veya “Kur’an-ı Kerim” yazar.   Büyük, şanlı, asil Kur’an; içinde insanlığın şerefi ve itibarı olan, kemikleşmiş değer ve ilkeleri bulunan, onları ısrarla vurgulayan, insanlığa sürekli bunları hatırlatan (zikr), temel değerlerinin (hablun min’ennâs) savunucusu, vicdanının sesi (basâiru li’nnâs) olan Kur’an demek…   Ne asil bir isim…   Demek artık şöyle okuyacağız: Kur’an-ı mehcur…   “Geçip giden varsa İslam’ın şu çiğnenmiş diyarından”, viran olmuş yurtların, metruk binaların, ot basmış evlerin örümcek bağlamış duvarlarında asılı duran, artık bir manası kalmamış, bunun için de dönüp bakmaya gerek olmayan, terkedilmiş, bir kenara atılmış, kendi haline bırakılmış Kur’an demek… Ne hazin bir isim… *** “Kur’an Mekke’de nazil oldu, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı” diye meşhur bir söz var… Kur’an’ın tarihteki serancamını adeta özetliyor: Nazil oldu… Okundu… Yazıldı… Peki nerede anlaşıldı? Nerede yaşandı? O niye yok? Manidar değil mi? *** Kendinizi bir yoklayın.   En son ne zaman Kur’an’ı okudunuz demiyorum, ne zaman dediğini anlamaya çalıştınız?   Yani Kur’an’ı en s... Devamı

KUR 'AN' IN ANLATIMINDAKİ DAĞINIK GÖRÜNTÜ

2007-05-26 19:04:00

      ANLATIMDAKİ DAĞINIK GÖRÜNTÜ        KUR’ANIN TERTİP ÖZELLİĞİ            Kur’an daha önce de belirttiğimiz gibi, 22 ylıdan fazla bir sürede yani 22 yıl 2 ay 22 gün devam eden sürede parça parça inmiştir. Sure ve ayetlerin dizilişi bu iniş sırasına göre değil, Peygamberimiz tarafından yine vahiyle yapılan bir düzenlemeye göredir. Kur’an’da bu gün art arda bulunan sure ve ayetlerin aralarında,iniş süreleri bakımından birkaç , hatta birkaç senelik zaman farkı olanlar vardır. Kur’an mevcut düzeni bakımından, insanlığın bildiği tanıdığı tüm kitap örneklerine aykırı bir özelliktedir. Kur’an’ın diğer kitaplar gibi bir önsözü yoktur. Ve yine diğer kitaplarda olduğu gibi, sınırlı konuları içeren bir bölümlenme ve konu başlıkları yoktur.      Farklı konulu ve amaçlı ayetlerin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuştur Öğüt ayetlerinden sonra mücadele ve savaşa ( cihad ) çağrı ayetleri, ondan sonrada hukuk kuralları ile ilgili bir ayet, daha sonra da herhangi bir peygamberin hikayesi ( kıssa ) gelebilmektedir. Bu ve benzeri özellikler ile de alışılmış yazı kurallarına ve bilinen tertip şekillerine uymamaktadır.      Örnek olarak Kur’an’ın 10. sırasında yer alan YUNUS suresi inceleyelim: Bu surede, 1. ve 36. sureler arasında toplam 36 ayetle inkarcıların Kur’an hakkındaki şüpheleri ve bunlara verilen cevaplar ile şüphelerin iptali konusu işlenirken, 37. ayette inanmayanlara Kur’anla meydan okumaya geçilmekte ve bu anlatım 20 ayetle devam etmektedir.          " De ki : ‘ Sizin ortak koştuklarınızdan yaratmayı önce yapacak, öldükten sonra da çevirip tekrar yapacak var mı ‘ ? De ki : ‘ Allah, mahlukatı ( yarattıklarını ) önce yaratır, sonra çevirir yine yaratır. Artık nasıl saptırılırsınız ? ... Devamı

ŞİRK SEBEPLERİ - III

2007-07-03 23:24:00

                Sonradan 39 sırada nüzul olan, yani Allah’tan inen ve Kur’an’ın 7. sırasındaki A’râf suresinde şirke kesin ve yoğun hücum başlar:           " Allah’tan başka Velî ( koruyucu, dost ) edinilmemesi " emredilir. ( 7 / 3 ) Çünki;      " Allah’tan başka tapılanlar, ölüm sırasında hiçbir şey yapamaz, kaybolup giderler. "  ( 7 / 37 )          İsrail oğullarının buzağıyı tanrı edinmeleri olayı anlatılır. Bu işin cahillere özel bir davranış olduğu belirtilir. Onun yol göstermediği, konuşmaktan bil aciz olduğu belirtilir. ( 7 / 148 )            Bu uzun surenin sonlarına doğru putlara hücum şiddet kazanır.          " Kendileri yaratılmış olup bir şeyleri yaratamayan şeyleri mi ortak koşuyorlar ? Oysa onlar ( putlar ) ne onlara yardım edebilir ve ne de kendilerine bir yardımı olur. Onları doğru yola çağırırsanız size uymazlar; çağırmanız da susmanız da onlar için birdir. Allah’tan başka taptıklarınız da sizin gibi kullardır. Eğer doğru sözlü iseniz onları çağırın da size gelsinler bakalım. Onların yürüyecek ayakları mı var, yoksa tutacak elleri mi var, ya da görecek gözleri mi var, veya işitecek kulakları mı var ? De ki : O taptıklarınızı çağırın, hadi bana tuzak kurun, göz açtırmayın. Çünkü benim Velî’m ( koruyucum ) Kitabı indiren Allah’tır. O iyileri dost edinir. Ondan başka taptıklarınız kendi kendilerine yardım edemezler ki size yardım etsinler. Onları doğru yola çağırırsanız duymazlar, sana baktıklarını görürsün, oysa görmezler. " ( 7 / 191 – 198 )      Sonra da şirkin en yaygın şekli olan Allah’ı bir yaratığa benzetmek. O’nun eş ve çocuğu olduğunu zannetme inanışı reddedilir. ( 72 / 3 ve 7 ayet ) Allah zarar verme... Devamı

ŞİRK SEBEPLERİ - II

2007-07-03 23:28:00

          Dış Etkenler     Sıra No: S E B E P L E R Kaç Defa Geçtiği    1 TAKLİT Gelenek Görenek 18         12           6    2 ŞEYTANIN ALDATMASI   8    3 CEBR ( ZORLAMA )   5    4 BASKI   3    5 REFAH   3 T O P L A M ................................... 37        Geçmişleri taklit etmek, şirkin tarihi sebebi sayılabilir. Kur’an’ın ısrarlı hücumlarına hedef olan zihniyetlerden bir de bu olmuştur.               " (...) Ya babaları bir şey akıl edemeyen, ve doğru yolda olmayan kimse idiyseler ? " ( 2 / 170 )       Çevreyi taklit ( görenek ) sebebi ile şirke düşmeye ise, İsrail oğullarının, komşu müşriklere bakarak etkilenmelerini örnek verebiliriz.          " Ey Musa ! Onların tanrıları gibi bize de bir tanrı yap. " ( 7 / 138 )      Hüküm ve otorite sahiplerinin fiili baskıları şirkin devamının sebeplerinden birini teşkil eder. Firavun Hz. Musa’ya:           " Benden başkasını tanrı edinirsen, elbette seni zindanlık ederim. " ( 26 / 29 )      Refah ve lüks içinde yaşayış, bazan insanları Allah’tan uzaklaştırabilmektedir. Şükürsüz refah sahipleri azarak, Allah’ın kulu olduğunu unutur; içinde bulunduğu nimetleri kendi gücü ile elde ettiği zannına kapılır.           " (...) Allah’ın önceleri, ondan daha güçlü ve topladığı şey daha fazla olan nice nesilleri yok ettiğini bilmez mi ? " ( 28 / 78 )        İnsanlara her türlü kötülüğü telkin eden Şeytan, şir... Devamı

ŞİRK SEBEPLERİ - I

2007-07-03 23:31:00

    KUR'AN'DA ŞİRK SEBEPLERİ                    Ulûhiyyetin özelliklerinden birini bağımsız olarak, bir başkasına tanıyan herkes, Kur’an nazarında müşriktir. Kur’an, şirkin tanrılarını ‘ yok olanlar, ölüler ‘ diye niteliyerek hiçlik derecesine indirmiş, onlar için ‘ dolaşan kuru isimler ‘ olmaktan öte bir gerçeklik vermemiş, kısaca; Delilleri ile müşrikleri her taraftan kuşatmış, onların saklanacağı hiçbir delik bırakmamış, Tanrılarının bir çekirdek kabuğuna bile, gerçekte sahip çıkamayacaklarını, Hatta bir sineğin zararını bile önleyemeyeceklerini,     Kafalarına vurmuştur. Şirke hiç yer bırakmadıktan sonra zavallı müşriğin acı durumunu kendine özel  İfadesi ile şöyle belirtmiştir:         '' Her kim Allah’a şirk koşarsa, sanki o gökten düşüyor da kendisini kuşlar kapışıyor, veya rüzgar onu uzak bir yere sürüklüyor. ‘ ( 22 / 31 )         Kur’an şirk sebeplerini dört ana grupta toplamaktadır:     ---- Müşriklerle ilgili sebepler ---- Dış etkenler ----Resul ve müminlerle ilgili bahaneler ---- Putlarda düşünülen özellikler.   Müşriklerle İlgili Sebepler     Sıra No: S E B E P L E R Kaç Defa Geçtiği 1 DÜŞÜNMEMEK Akıl etmemek Zan ve tahmine uymak Peşin hüküm 10         4         4         2 2 KİBİR 6 3 ALLAH’I BİR YARATIĞA BENZETME 5 4 BİLGİSİZLİK 3 5 ŞÜPHECİLİK 3 6 HEVÂ VE HEVES 2   T O P L A M ................................. 29       Bir çok durumda müşrikler, düşünmemek ve a... Devamı

ŞİRK ÇEŞİTLERİ

2007-07-03 23:35:00

    KUR'AN'DA ŞİRK ÇEŞİTLERİ        Büyük şirk: Yaratıcı ile yaratılanın birbirine karıştırılması şeklidir. Dini ve aklî herhangi bir gerçeğe ve bilgiye dayanmaz. Yaradılışa ters asılsız bir iftira ve yalandır. Aynı zamanda bir sapkınlıktır.     Küçük şirk: Müslüman bir kişinin dini bazı iş ve davranışlarında, Allah’ın dışındaki bazı kişilerin rızasını hesaba katmasıdır .      Kur’an’da küfür odak bir kavramdır. Küfür ve şirk kavramları arasında sıkı bir bağlantı ve anlam paralelliği vardır. Her şirk küfür olsa da, her küfür bir şirk değildir. Çünkü küfrün kapsamında müşrikler, yahudiler, hıristiyanlar, mutlak inkarcılar ve münafıklar da dahildir. Yani küfür şirkten daha genel bir kavram olduğundan kapsamına, tekzib, inkar, ve nifak gibi konular da girmektedir.        u Tekzib : ( Dini Yalanlama )          Peygamberlerin ve ayetlerin yalanlanmasıdır.      .......................................      Tekzib sonuçları itibariyle şirkten farksızdır. Zira şirk insanın bütün davranışlarını boşa çıkarır ve kişiyi Allah’ın bağışlamasından mahrum eder. İki ayette, şirk kelimesi anılarak " Allah’ın kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamayacağı ve şirkin dışında ve altında bulunan günahları ise isterse affedeceği " belirtilir. ( 4 / 48 , 116 ) Tekzib nankörlüğün yani küfrün en aşırı ve uç noktasında bulunmaktadır.        u Nifak ( Gizli İnançsızlık )     Nifak illetine tutulan kişi Münafık diye isimlendirilmektedir. Kur’an’da 37 ayette münafıklardan bahsedilmektedir..            Münafık, gerçekte kafir olmakla beraber bir takım menfaat, korku ve endişelere dayanarak müslümanları aldatmak, amacıyla mümin olduğunu söyleyen kişilere denmektedir. &... Devamı

KUR' AN İNANMAYANLARI ANLATIYOR

2007-07-03 23:16:00

    İNANMAYANLAR (Kâfirler)       Kur’an’ın inanma davranışını iman, inananları mü’min diye isimlendirmiş olduğunu daha önce belirttik. İnanmama davranışını küfr ( dilimizdeki söylenişi ile küfür ) diye isimlendirmiş ve inanmayanları ise geniş bir sınıflandırmaya tabi tutmuştur. Kur’an’da inanmayanlara inananlardan çok daha fazla yer verilmişt         Küfr ( Dilimizdeki söylenişi ile küfür )         Küfr kelimesi Kur’an’da toplam 536 defa geçmektedir.     Özetle ifade edilecek olursa Kur’an’ın inişi esnasında,Arap muhatapları tarafından küfr kelimesine, Örtmek, gizlemek, Nankörlük etmek, Bir hakkı inkar etmek, Allah’a isyan ve O’ nun ayetlerini inkar etmek gibi anlamlar yüklenmiştir.        ..........................................................             Kâfir, Yüce Allah’a, O’ nun ayetlerine ve elçilerine karşı olumsuz tutum takınan; kalbini hakka karşı perdeleyip, örten ve Allah’ın nimetlerini ve yüce gerçekleri görmemezlikten gelenlere denir.             Küfr Kelimesine Kur’an’da yüklenen anlamlar      u Nankörlük      İlahi gerçeklerin ve nimetlerin örtülmesi anlamını kapsar. Küfür , Allah’a karşı yapılan bir nankörlüktür.              u Şirk Allah’ın özelliklerinden birini bağımsız olarak bir başkasına tanımaktır.   Bu durum; --- Allah’a şirk yani ortak koşulan varlıkları, Allah’a eşit tutmak, --- Onları bir takım yarı tanrılar saymak, --- Yaratmada katkısı olmayan şefaatçiler sanmak, --- İbadete hedef olmadığı halde Allah gibi emir ve y... Devamı

KIYAMET ANİDEN GELECEKTİR !

2007-05-24 13:28:00

      KIYAMET ANİDEN GELECEKTİR !         Meydana geldiğ anda,  hayatta bulunan  bütün canlıların yok olup aynı zamanda tüm ölülerin,   hesaba çekilmek üzere tekrar diriltidikleri güne kıyamet denir. Ahiret hayatının ilk aşamasını oluşturur.          Haşr ( kıyamette insanların toplanması ), Hesap, Mizan ( haşrolunan yerde  herkesin amellerini tartmağa mahsus bir adalet ölçüsü ), Cennet, Cehennem gibi olayların hepsi bu günün gündemleridir. Kur'an bu konulara çok önem vermiştir.  Tamamı 6236 ayetten oluşan Kur'an'ın yaklaşık üçte birinde bu konular işlenir.        Yalnızca kıyamet kavramı olarak ele aldığımızda Kıyamet kelimesinin Kur'an'da 70 defa geçtiğini, kıyametle ilgili  yaklaşık 400 ayetin bulunduğunu görüyoruz. Kur'an'ın kıyamet olayına verdiği önemin bir göstergesi de  70 defa geçen kıyamet kelimesi yanında; bu olaya 17 farklı isim daha vermesidir. Bu isimler Türkçe karşılıkları olarak: Kalkış, Diriliş Günü - Saat -  Son Gün - Gelecek Hayat  - Din Günü - Hesap Günü - Karar Günü - Toplanma Günü - Sonsuzlaşma Günü - Diriliş Günü - Pişmanlık Günü - Kusurların Ortaya Çıktığı  Gün - Şaşırtan Felaket - İnsanı Dehşete Düşüren Felaket - Her Şeyi Kuşatan Felaket - Büyük Hakikat - Büyük Olay. Kıyametin Meydana Gelişinin Anlatılmasına Örnekler:        Kur'an  Kıametin oluş şeklini bir çok sure ve ayette ayrıntılı olarak açıklar:       '' Ey İnsanlar Rabbinize  (sığınıp) korunun; çünkü o kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir ! Kıyametin Meydana Gelişinin Anlatılmasına Örnekler:        Kur'an  Kıametin oluş şeklini bir çok sure ve ayette ayrıntılı olarak açıklar:       '' Ey İnsanlar Rabbinize  (... Devamı

KUR' AN İNANANLARI ( MÜMİNLERİ ) ANLATIYOR

2007-05-18 12:26:00

      KUR'AN'DA  MÜMİNLER          Müminler İle İlgili Olarak Kur’an’da Ele Alınan Konular         Sıra No:   K   O   N   U   L   A  R Kaç Defa Geçtiği       1 MÜMİNLERİN ÖDÜLLENDİRİLMESİ       46      2 MÜMİNLERİN TEVRAT VE İNCİL’DE BAHSEDİLEN ÖZELLİKLERİ       29      3 MÜMİNLERLE  KÂFİRLERİN  KARŞILAŞTIRILMASI       25      4 MÜMİNLERİN  TEVEKKÜLÜ  ( Allah’tan gelene razı olma )       23      5 MÜMİNLER İÇİN FİRAVUNUN KARISININ ÖRNEK  GÖSTERİLMESİ       22      6 MÜMİNLERİN  ALLAH  YOLUNDA HARCAMALARI       20      7 ALLAH’IN  MÜMİNLERE  VAADİ        19      8 MÜMİNLERİN NAMAZI       12      9 MÜMİNLERİN TEFEKKÜRÜ, TESBİHİ VE ALLAH’I ANMALARI       10    10 MÜMİNLERİN  ÖLÜMÜ         9    11 ALLAH  MÜMİNLERİN  YARDIMCISIDIR         8    12 MÜMİNLERİN  DOSTLUĞU         5    13 MÜMİNLE  MÜNAFIĞIN KARŞILAŞTIRILMASI         3    14 MÜMİNLERİN  GECESİ         2    15 MÜMİNLERİN  CİHADI ... Devamı

İNSANIN SOSYAL ZAAFLARI - II

2007-05-17 20:47:00

    Ayıplama,  kınamak, bir mecliste  ( toplulukta ) birisini kaş göz işaretleri ile küçük düşürmek, anlamında bir  sözdür.  "  Onlarla  ( müminlerle )  karşılaştıklarında kaş göz hareketi ile alay ederlerdi. Yandaşlarınadöndüklerinde inananlarla alay etmenin  zevkini tadarlardı.  "  ( 8   Kötü lakap takma,  kibrin göstergesi bir davranıştır. Toplumdaki fertlerin birbirlerine karşı nefret etmelerine ve düşmanca tavır almalarına sebep olur.   "  (...) Kötü lakaplarla sataşıp atışmayın. İmandan sonra fâsıklık ( günahkarlık ) ne kötü addır. (...)   ( 49 / 11 )   Yalan;  bir şeyin mevcut halinin aksine bir haber vermektir.   "  (...) Siz zandan başka bir şeye uymuyor ve siz sadece yalan söylüyorsunuz. "( 6 / 148 )   "   Onlar ki, yalan yere şahitlik etmezler (...)  ( 25 / 72 )   İftira , Toplumda büyük bela ve zararlara sebep olan, insanın şerefini ihlal  eden suçlardan biri olması sebebiyle Kur’an, buna giden yolları kapatmak amacıyla günahkarların getirdikleri haberlerin iyice araştırılmasını  tavsiye etmektedir.   "  Ey iman edenler !  Eğer fâsıkın biri size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da sonra yaptığınıza pişman olursunuz.  "   ( 49 / 6 )   Koğuculuk, --   Fesatlık yapmak, --  Ara bozmaya gayret etmek amacıyla şahıslar   arasında söz götürüp, getirmek, --  Sözü yalanlarla süslemek,  anlamındadır.        Fesat, bozulma ve bozgunculuk anlamlarında bir kelimedir. Kur’an bu zaafımızın yaratılıştan olduğuna işaret etmektedir          " Hatırla ki: Rabb’in meleklere, ‘ Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım ‘ dedi. Onlar, ‘ Biz hamdinle sana tesbih ve seni takdis edip d... Devamı

İNSANIN SOSYAL ZAAFLARI

2007-05-17 11:32:00

    İNSANIN SOSYAL ZAAFLARI       Sosyal Zaaflar          Allah, insanı yeryüzünde halife olarak seçmesi sebebiyle çok değişik ve çok boyutlu ruhsal niteliklerle donatmıştır. Canlılar içinde hayvanların oluşturduğu bazı küçük gruplar dışında insan gibi toplum oluşturan başka varlıklar bulunmamaktadır. Toplum oluşturmak ise , büyük oranda insanın doğasından gelen bir ihtiyaçtır. Çünkü her insan yalnız başına ihtiyaçlarını gidermede, bir çok zorluklarla karşılaşmasının yanında, psikolojik olarak da dertlerine ortak olan, sevinçlerini paylaşan bir hemcinsine muhtaçtır. Bu gibi biyolojik ve psikolojik ihtiyaçlar, insanın sosyal bir varlık olmasını zorunlu kılmıştır. Bu yaradılış özelliği sebebiyle yaşamı boyunca diğer insanlarla bir arada bulunmak, onlarla iletişim içinde olmak zorundadır. İşte bu sosyal birliktelik onu hiçbir yaratıkta görülmeyen biçimde çok boyutlu ve karmaşık davranışlara sahip kılmıştır.       ............................        Böylece yaradılış zorunluluğu olarak kurduğu toplum da kendisi gibi karmaşık bir özellik arz etmekte ve geniş bir ilişki ağı halinde karşımıza çıkmaktadır. Bu iş birliği ve alışveriş hem maddi ve hem de manevi alanda olmaktadır. Bu sebepten insan yaşadığı topluma sıkıca bağlanmakta, toplumun tüm norm ve değerleri kendisini etkilemektedir. Dinini, dilini, giyimini, kuşamını,estetik anlayışını, ahlak kurallarını, zevklerini büyük oranda içinde yaşadığı toplumun norm ve değerleri tayin etmektedir. Zaten bu günkü ilimde , insanın davranışlarını etkileyen unsur olarak genetik yani kalıtımdan sonra çevreyi etkin olarak kabul etmektedir.   ...........................      Davranışlarımızın temelinde, birer itici güç olarak, toplum aracılığı ile oluşan taklit, telkin, örf-adet ve şartlanmanın büyük oranda etkisi bulunmaktadır. İnsanın alışık olmadığı kendisine yakın bulmad... Devamı

İNSANIN ÜSTÜN VE İYİ YÖNLERİ

2007-06-28 18:19:00

        İNSANIN  ÜSTÜN  VE İYİ  YÖNLERİ     Sıra No: KONUYA İLİŞKİN MESAJ Kaç Defa Geçtiği    1 Yerde gökte her şey insanın hizmetine verildi.   25    2 İnsan yeryüzünde Allah’ın Halifesidir     9      3 İnsanın üstünlüğü     9    4 İnsana iyi – kötü iki yön gösterildi. Sonra da ona yolu kolaylaştırıldı.     8      5 Meleklerin hepsi insana secde ettiler iblis etmedi     5    6 İnsanın davranışlarına göre dereceleri vardır.     4    7 İnsana iyilik ve kötülük duyguları ilham edildi     1    8 Allah meleklerden ve insanlardan elçiler seçer     1 TOPLAM .....................................................................   62     Örnek ayetler : " Biz insanı, gerçekten en güzel bir şekilde yarattık. " ( 95 / 4 ) " Allah odur ki, yeryüzünü sizin için durulacak yer, göğü bir bina yaptı; sizi yaratıp donattı ve görünüşünüzü güzel yaptı. Sizi temiz ve güzel nimetlerle rızıklandırdı. İşte bu Allah’tır sizin Rabbiniz. Alemlerin rabbi olan Allah ne kadar yücedir. " ( 40 / 64 ) " 0, yer küreyi size bir beşik yaptı. Ve onda sizler için yollar oluşturdu ki varacağınız yere varabilesiniz. Gökten bir ölçüye bağlı olarak su indirmiştir, O, o suyla biz ölü bir beldeyi hayata kavuşturduk. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız. Tüm çiftleri de yaratan O, dur. Ve O, sizin için gemilerden ve hayvanlardan binmekte olduğunuz şeylere de vücut verdi. Ki onların sırtlarına kurulasınız, sonra oraya kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayarak şöyle diyesiniz: Adı ve kudreti yücedir bunu bizim emrimize verenin. Yoksa biz bun... Devamı

KUR' AN İNSANI ANLATIYOR

2007-06-28 21:00:00

      KUR'AN İNSANI ANLATIYOR         Kur’an, kendi ifadesi ile insanlara ve cinlere inmiştir. Cinler konusunda Kur’an’da fazla bir bilgi yoktur. Biz insanların algılayamayacakları başka bir boyuttadırlar. Ama insanlar konusunda geniş bir bilgi vardır Kitabımızda.       Konuyu net ve özet olarak  bir çizelgede görelim:   İNSANIN  YARATILIŞI İnsan Nasıl Yaratıldı ?     Sıra No: KONUYA İLİŞKİN MESAJLAR Kaç Defa Geçtiği 1 İnsan nesli bir damla sudan yaratılıyor. 25 2 İnsan topraktan / çamurdan yaratıldı. 13 3 İnsanın halden hale geçirilerek yaratılış safhaları 7 8 Allah insanı en güzel bir şekilde yarattı 5 4 İnsan bir erkek ve bir dişiden yaratıldı. 4 5 İnsanın yaratılışında ibretler vardır. 3 6 İnsanı yaratan madde değil Allah’tır. 3 7 İnsanı Allah yarattı 3 8 Allah sizi bir tek candan yarattı sonra ondan eşini meydana getirdi 2 9 İnsan kıyamette tekrar yaratılıp, diriltilecektir. 2 10 Siz de O’ nun yarattıklarından birer insansınız. 1 11 İnsan bitki gibi yerden bitirildi 1 T O P L A M ........................... 69   " Ey İnsanlar ! Ölümden sonra dirilme konusunda şüphe içinde olabilirsiniz. Ama şu bir gerçek ki, biz sizi bir topraktan, sonra bir spermden, sonra bir embriyodan,/ döllenmiş bir karışımdan, sonra ne olduğu kısmen belli belirsiz bir et parçasından yarattık ki, size açık seçik beyanda bulunalım. Ve sizi rahimlerde, belirlenen bir süreye kadar dilediğimiz şekilde bekletiyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyoruz. Daha sonra da tam kuvvetinize ulaşmanızı sağlıyoruz. Bununla birlikte içinizden bir kısmı öldürülüyor, yine içinizden bir kısmı ilimden sonra bir şey bilmesin diye ömrün en basit ve düşük noktasına geri gönderi... Devamı

SURE İSİMLERİNİN ANLAMLARI - II

2007-06-26 14:37:00

      Sure No: SURENİN ADI Anlamı Nüzul Sırası 86 Et-Târik Gece çıkan 36 87 El-A’lâ En yüce 8 88 El-Ğâşiye Yıkım 68 89 El-Fecr Gün ağrısı 10 90 El-Beled Yöre 35 91 Eş-Şems Güneş 26 92 El-Leyl Gece 9 93 Ed-Duhâ Gündüz 11 94 El-İnşirâh Açılma 12 95 Et-Tîn İncir 28 96 El-’Alâk Yapışkan nesne-Sülük 1 97 El-Kadr Kudret-Değer 25 98 El-Beyyine Delil-Kanıt 100 99 Ez-Zelzele Zelzele 93 100 El-Âdiyât Koşanlar 14 101 El-Kâri’a Yıkım 30 102 Et-Tekâsür Çoğalma 16 103 El-Asr Çağ-Asır 13 104 El-Hümeze Çekiştirici 32 105 El-Fîl Fil 19 106 Kureyş Köpek balığı 25 107 El-Mâ’ûn Yardım 17 108 El-Kevser Bereket 15 109 El-Kâfirûn Kafirler-İnançsızlar 18 110 En-Nasr Yardım 114 111 El-Mesed Lif 6 112 El-İhlâs İçtenlik 22 113 El-Felâk Felek- Tan zamanı 20 114 En-Nâs İnsanlar 21   NOT : Bloğun kayıt sistemi uzun çizelgeleri kayıt etmekte zorlandığı için          çizelge ikiye bölünerek yayınlanmıştır.        ... Devamı

SURE İSİMLERİNİN ANLAMLARI - I

2007-06-26 14:38:00

      SURE İSİMLERİNİN ANLAMLARI       Kur’an surelerin nüzul yani Allah’tan inme sıraları bu gün elimizdeki Kur’an’da yer alışlarında farklıdır. Bunu daha önceki yazılarımızda belirtmiştik. Aşağıdaki çizelgede bu sıralar ile birlikte Sure isimlerinin anlamları da bulunmaktadır.   Sure No: SURENİN ADI Anlamı Nüzul Sırası 1 El-Fâtiha Açıcı 5 2 El-Bakara İnek 87 3 Âli ‘İmrân İmran Soyu 89 4 En-Nisâ Kadınlar 92 5 El-Mâide Sofra 112 6 El-En âm Hayvanlar 55 7 El-A’râf Tepeler 39 8 El-Enfâl Doyumluklar 88 9 Et-Tevbe Tevbe (Uslanma) 113 10 Yûnus Yunus 51 11 Hûd Hûd 52 12 Yûsuf Yusuf 53 13 Er-Ra’d Gök gürültüsü 96 14 İbrâhîm İbrahim 72 15 El-Hicr Kayalık 54 16 En-Nahl Arı 70 17 El-İsrâ’ İletilme 50 18 El-Kehf İn 69 19 Meryem Meryem 44 20 Tâhâ Tı,He harfleri 45 21 El-Enbiyâ’ Bildiriciler 73 22 El-Hacc Dolanım 103 23 El-Mü’minûn Müminler (İnançlılar) 74 24 En-Nûr Işık 102 25 El-Furkân Ayırdeden 42 26 Eş-Şu’arâ’ Ozanlar (Şairler) 47 27 En-Neml Karıncalar 48 28 El-Kasas Hikayeler (Anlatılar ) 49 29 El-‘Ankebût Örümcek 85 30 Er-Rûm Roma 84 31 Lukmân Lokman 57 32 Es-Secde Secde (Yükünç) 75 33 El-Ahzâb Bölünmüşler 90 34 Sebe’ Saba 58 35 Fâtır Ayırıcı 43 36 Yâsîn Ye,Sin Harfleri 41 37 Es-Saffât Saflar,diziler 56 38 Sâd Sad Harfi 38 39 Ez-Zümer ... Devamı

KUR' AN' A KARŞI YÜKÜMLÜLÜKLER

2007-06-21 23:10:00

      KUR'AN'A KARŞI YÜKÜMLÜLÜKLER Kur’an’a Karşı Yükümlülükler Toplam olarak 105 ayette ele alınmıştır. Kur’an insanlara gelmiştir., Bu sebeple, insanların O’na karşı görevleri ve yükümlülükleri söz konusudur.        Kur’an’a İman Etmek: ( 94 ayette  )     Dinde iman yani inanmak en önde gelen yükümlülüktür. Dinimizin inanç esaslarından biri de Kur’an’a inanmaktır. Bu husus Kur’an’da 94 kadar ayette işlenmiştir.     Örnekler:     " Ey inananlar, Allah’a, Resulüne, Resulüne indirdiğimiz Kitaba inanın (... )" ( 4 / 136 )     " limde ileri gidenler: ‘ O’ na inandık, hepsi Rabb’imizin katındandır. ‘ derler. (... ) " ( 3 / 7 )     " Ve kendilerine ilim verilmiş olanlar da O Kur’’an’ın Rabb’inden gelen gerçek olduğunu bilsinler de O’ na inansınlar; böylece kalpleri O’ na saygı duysun. (... )  ( 22 / 534 )                Kur’an’ı Okumak ve O’ nunla Amel Etmek ( İş ve davranışlarını düzenlemek ) - 10 ayette -                     Kur’an, sadece Arapça orijinalinden okunup dinlenen bir nağmeden, lâhuti ( İlâhi – Allah’la ilgili ) bir sesten ibaret değildir; gerçekleri insanlara bildiren bir söz, bir Kitap’tır. Hz. Peygamberimizin şahsında bütün insanlara hitap etmektedir.        Örnekler:       " O Kitâb’tan sana vahyedileni oku ve namazı da kıl. ( ...) " ( 29 / 45 )       " Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. (...) " ( 43 / 43 )      " Allah’ın Kitâbını ... Devamı

Kur'an Kendisini Anlatıyor - IV

2007-06-18 20:10:00

          Kur’an’ın Dili Ve Üslubu İle İlgili Olanlar   Sıra No: İSİM VE SIFAT A N L A M I KAÇ DEFA GEÇTİĞİ 1 El- Arabî Lisân Arabî Lisân Arabî Mübîn Kur’an Arabî Hükm Arabî ARAPÇA Dili Arapça Dili açık Arapça Arapça Kur’an Arapça hüküm 10 2 El- Mesânî KATLANAN, TEKRAR EDİLEN 2 3 Müteşâbih ANLAMI KAPALI 2 3 .............................................................. T O P L A M I .................................. 14         Ele aldığı her önemli konuyu tüm yönleri ve tüm detayları ile işleyen, anlatan, açıklayan Kur’an ; kendisini de daha önce açıkladığımız gibi üç ana başlıkta toplanan 64 adet farklı isim ve sıfatla, toplam 404 ayette tanımlamıştır. Buraya kadar konunun isim ve sıfat boyutunu ele aldık.     Şimdi gelelim Yüce Kitabımızın diğer özelliklerine:,         Kur’an’ın Diğer Özellikleri    Kur’an’ın Kendi Gerçekliğini bildirmesi   ( 10 ayette )          Kur’an 8 ayette kendi üzerine yemin ederek kıymet, önem ve yüksek makamına işaret etmiştir.       Örnekler :" Kâf, Mecîd ( Yüce, şanlı ) Kur’an’a yemin ederim " ( 50 / 1 ) " Yâ Sîn, O hikmet dolu Kur’an’a yemin ederim. " ( 36 / 2 ) " Apaçık Kitâba yemin olsun. " ( 43 / 42 )   Ve şu 2 ayette dikkat çekici açıklama ve ifadeler kullanılmıştır: " Biz bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, Allah korkusundan onu baş eğmiş çatlamış görürdün. " ( 59 / 21 ) " Eğer kendisi ile dağların yürütüldüğü, veya arzın parçalandığı, veya ölülerin konuşturulduğu bir Kur’an olsaydı ( .... ) " ( 13 / 31 )    Kur’an’ın Peygamberimize Gelişi   ( 10 ayette )... Devamı