KOLESTEROLE KESİN ÇÖZÜM

2007-07-27 16:41:00

        Kolesterol Nedir ?, Kimler Risk Altında ?   Kolesterol nedir? Kolesterol yaşam için gerekli olan mum kıvamında yağımsı bir maddedir. Kolesterol beyin, sinirler, kalp, bağırsaklar, kaslar, karaciğer başta olmak üzere tüm vücutta yaygın olarak bulunur. Vücut kolesterolü kullanarak hormon (kortizon, seks hormonu....), D vitamini ve yağları sindiren safra asitlerini üretir. Bu işlemler için kanda çok az miktarda kolesterol bulunması yeterlidir. Eğer kanda fazla miktarda kolesterol varsa bu kan damarlarında birikir ve kan damarlarının sertleşmesine, daralmasına (arteriyoskleroz) yol açar. Arteriyosklerozda damar duvarında biriken tek madde kolesterol değildir; akyuvarlar, kan pıhtısı, kalsiyum... gibi maddeler de birikir. Toplumda arteriyoskleroz için damar sertliği, damar kireçlenmesi gibi ifadeler de kullanılmaktadır.Damarlar tüm vücutta yaygın olarak bulunur ve kalp, beyin, böbrek... gibi organlara kan taşıyarak bu organların görev yapmasını sağlar. Kolesterol hangi organın damarında birikirse o organa ait hastalıklar ortaya çıkar. Örneğin; kalbi besleyen atardamarlarda (koroner arterler) kolesterol birikimi olursa göğüs ağrısı, kalp krizi gibi sorunlar oluşur. Böbrek damarlarında kolesterol birikimi yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliğine yol açabilir.   İyi kolesterol-Kötü kolesterol Kolesterol, yağımsı bir maddedir. Normal koşullarda, yağ suyun içinde çözünmez. Kolesterol de su özelliklerini taşıyan kanda normal koşullarda çözünmez. Kolesterol, kanda çözünmesi ve taşınması için karaciğerde bir protein ile birleştirilir (paket edilir). Bu kolesterol ile protein birleşimine lipoprotein adı verilir. Değişik tipte lipoproteinler vardır:1.LDL (low density lipoprotein, düşük yoğunluklu lipoprotein): Kötü huylu kolesteroldür.2.HDL (high density lipoprotein, yüksek yoğunluklu lipoprotein): İyi huylu kolesteroldür.HDL ve LDL kolesterolden başka lipoproteinler de vardır. Yağ metabolizması bozukluğu olan hastaların yaptı... Devamı

Alkol Raporu - 3 :ALKOLÜN SOLUNUM VE DOLAŞIM SİSTEMİNE ZAR

2007-07-26 19:52:00

        ALKOLÜN  SOLUNUM SİSTEMİNE ETKİLERİ   1-                Ağız ve Yutak Kanseri  ( Orofaringeal Kanser ) 2-              Gırtlak Kanseri  ( Larinks Kanseri  ) 3-              Müzmin Solunum Yolları ve Akciğer Hastalıkları 4-              Akciğer Veremi : Kötü beslenme ve bakımsızlık sonucu normal fertlere göre daha yüksek oranda görülmektedir.     ALKOLÜN DOLAŞIM SİSTEMİNE ZARARLARI   1 – Alkole Bağlı Kalp Kası Bozukluğu: ( Alkolik Kardiyomiyopati )  Kalp kası bozulduğunda kalp adalesi normal yapısını kaybeder. Kalp adalesi büyür, zayıflar. Kalbin bizzat kendis de büyür, kalp yetmezliği ve sonuçta ölüm oluşur.   2 -  Alkole Bağlı Yüksek Tansiyon : ( Hipertansiyon ) Yüksek tansiyon, miyokart enfarktüsü ( kalp sektesi ) ve beyin damarlarında kanamaya bağlı felçler için önemli bir risk faktörüdür. Bir çok araştırmalar alkol kullanımının yüksek tansiyona yol açtığını göstermiştir. Mesela günde3-4 bardak içki içenlerde, içmeyenlere göre % 50  oranında, daha fazla içki alanlarda ise % 100,yani tamamında YÜKSEK TANSİYON OLDUĞU İSPATLANMIŞTIR.   3      - Aritmiler ( Kalp ve nabız düzeninin bozulması ) 4      -Beyin Damarlarındaki Kanamalara bağlı Felçler 5      -  Ani  ölümler   Not: Sigara ve alkol ile uyuşturucu hakkında verlen bilgilerde Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınlarından  Prof. Dr. Alpaslan Özyazıcının ALKOLLÜ İÇKİLER VE DİĞERLERİ isimli eserinden faydalanılmıştır.  ... Devamı

ALLAH SEVGİSİNİN İŞARETİ

2007-07-26 16:10:00

            Kur’an’da 90 a yakın ayette, Allah korkusu işlenmiştir. Aşağıdaki örnekler gibi:       *** Ey iman edenler ! Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olun. *** ( 9/119 )      *** Onların yalvarıp durduklarını, Rablerine hangi daha yakın diye vesile ararlar ve rahmetini umarlar, azabından korkarlar; çünkü Rabbinin azabı korkunçtur. *** ( 17/57 )       Allah sevgisinden ise yalnızca bir ayette bahsedilmektedir:      *** İnsan arasında, Allah’ı bırakıp, O’na koştukları eşleri tanrı edinenler vardır. İman edenlerin Allah sevgisi ise daha kuvvetlidir. Zalimler azabı gördükleri zaman, bütün kuvvetin Allah’a ait olduğunu ve Alah’ın azabının çok şiddetli olduğunu anlayacaklarını keşke bilselerdi. *** ( 2/265 )      Allah’tan korkun ! mesajı veren bir çok ayet olduğu halde Allah’ı sevin ! mesajı veren tek bir ayet dahi yoktur.       Neden ? Çünkü. Hiç bir büyük, yüce ve ulu bir varlık beni sevin demek basitliğine düşmez ve böyle bir istek şanına yakışmaz. Allah sevgisi kendiliğinden gelir.        Ve Allah sevgisinin başlangıcı ve ilk basamağı Allah korkusudur. Korku duygusu ile korktuğu yüce varlığı anlamayı ve tanımayı amaç edinir. Tanıdıkça, eserlerini, büyüklüğünü , büyük sanatkarlığını anladıkça, kavradıkça korku duygusu ikinci plana düşer. Hayranlık duygusu ve bunun paralelinde sevgi duygusu öne çıkmağa başlar.        Başlangıçta Allah’ın azabından, korkusundan, cezasından çekinerek Allah’a saygı duyan kişi, Allah’ı tanıma yolunda önemli adımlar atabilmişse  O’na olan sevgisi ön plana çıkmaya başlar.       Başlangıçta Allah’a korku duygusu ile ibadet etmekte iken sonradan sevgi ve saygı ile ibadete ihtiyaç d... Devamı

KABİR AZABI YOKTUR !

2007-07-24 16:24:00

      KABİR AZABI YOKTUR       Kur’an’da 250 den fazla ayette azaptan bahsedilir. Hepsinde de ahiretteki ve dünyadaki azap söz konusudur. Kabir azabı ile ilgili bir tek ayet yoktur.      *** Hasılı, o küfredenlere dünyada ve ahirette şiddetli bir azap ile azap edeceğim; hem onlara yardımcılardan eser yoktur. ( 3/56 ) ***    *** Fakat onlar, Allah’a verdikleri sözü ve kendi yeminleri birkaç paraya satanlar, işte onların ahirette hiç nasibi yoktur. Allah kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacak. Onların hakkı acı bir azaptır. ( 3/77) ***     *** Ve şüphesiz, o kıyamet gelecektir. Onda hiç şüphe yoktur. Ve muhakkak, Allah kabirlerdeki kimseleri diriltilecektir. *** ( 22/7 )      Dinimizde ve Kur’an’da yeri olmayan bazı konular yalnızca Peygamber’imize dayandırılan ve gerçekle ilgisi olmayan sözlerle – ki onlara bilindiği gibi hadis deniyor – dini literatürde yer almış ve ne yazık ki gerçek olup olmadığı araştırılmadan geniş kabul görmüştür. Bunlardan bazıları; Kıyamet alametleri Peygamber’imizin - haşa – miraçta Allah’la görüşüp 5 vakit namaz için pazarlık etmesi Ve, kabir azabı gibi     Kur’an iyice ve dikkatlice incelendiğinde görülür ki; insan ölür, bedeni ceset olarak toprakta çürür. Cesetten ayrılan ruh ancak kıyamette tekrar bedene döner. Melekler ve ruhlar bizim bilmediğimiz ve erişemeyeceğimiz farklı bir boyutta ve alemdedirler. Kur’an’da ruhun kabirde bedene döndüğüne ve sonuçta burada bir azap gördüğüne dair hiçbir bilgi ve işaret yoktur.      Peki nasıl oluyor da, Kur’an’da olmayan ve gerçek olmayan ; Kur’an dışında, Kur’an’a aykırı hiçbir söz söylemeyecek ve bilgi veremeyecek sevgili Peygamber’imize dayandırılan bir kabir azabı e... Devamı

SATANİZM RAPORU - 1 : Satanizm Nedir ?

2007-07-23 16:28:00

        SATANİZM      SATANİZM: Şeytan’a, diğer bir ifadeyle Yahudi-Hıristiyan geleneği tarafından Tanrı’nın tam karşısında mutlak kötülük veya mutlak kötülüğün temsilcisi olarak tecessüm ettirilen ( cisimlendirilen ) kişilik veya prensibe ibadet etmek demektir. Aynı zamanda bu ibadet, Yahudi- Hıristiyan dini tahakkümüne ( hükmetmesine ) karşı bir baş kaldırı hareketi olarak da tanımlanmaktadır.       SATANİZM; Katolik hıristiyanlığına karşı aşırı isyankar gruplar tarafından değişikzamanlarda uygulanmış olduğu söylenen Şeytan’a tanrı diye tapınma faaliyetidir.     Satanizm, esasen Hıristiyanlığa karşı bir reaksiyon olarak ortaya çıkmıştır. Satanizm, Şeytanî tasarruf ve uygulama, Şeytan’a ibadet ve özellikle Hıristiyan âyininin alaylı bir tarzda kutlanışıdır.     Satanizm, Hıristiyan ayinlerinin alaylı ve gülünç bir taklidi şeklindeki yarı dini törenler ve Şeytan’ın yeryüzündeki hakimiyet davasını yüceltmeye yönelik hareketlerin yapılması ve Şeytan’a saygı gösterme kültünün ( hareketinin ) yerine getirilmesidir.      Satanizm; sonuç olarak, insanı özgürleştirmek, onun hayat, zevk ve mutlak özgürlük arzularını tatmin etmek amacıyla Tanrı’ya baş kaldırış olarak, Hıristiyanlık içindeki bir sapkınlıktır.   Yukarıda yaptığımız tanımlardan da anlaşılacağı üzere Satanizm Şeytan’a tanrı diye tapınma faaliyeti adı altında Yahudi- Hıristiyan geleneğine, dini tahakkümüne ve özellikle Hıristiyanlığa karşı başlatılan bir reaksiyonun adı olmuştur. Bu hareket, başta Hıristiyanlık olmak üzere, bütün dinlere ve dinlerin ortaya koymuş olduğu kutsal değerlere karşı bir baş kaldırıyı temsil etmektedir. Dolayısıyle Satanizm, Şeytan’ın en önemli özelliği olan muhalefet ve baş kaldırıyı esas alarak , dinin ve dini olan her şeyin karşısında, fakat Tanrının da karşısında olanın yani Şeytan’ın ve onun te... Devamı

BAĞIMLILIK YAPAN MADDELER

2007-07-23 00:12:00

        Sigara ve alkol dışında bağımlılık yapan maddeler:   ** Uyutucu ve sakinleştirici maddeler ( Benzodiapezinler) ** Uyku ilaçları ( Barbitüratlar ) ** Uyarıcılar ( Amfetaminler ) ** Uyuşturucular ( Narkotikler ) Olmak üzere 4 temel grupta incelebilirler. Alışkanlık ve ilaç bağımlılığı deyince ne anlamalıyız ? Mesela çoğumuz çay ve kahve tiryakisiyizdir. Ancak gerçek anlamda, farmakolojide ( ilaç ilmi ) çay ve kahve iptilasından ( bağımlılık ) söz edilmez. Bağımlılık yapan madde şöyle tanımlanır: Merkezi sinir sisteminde (M.S.S.) yani beyin, beyincik ve omurilikte önemli derecede stimülasyon ( uyarma,uyanıklık ) veya depresyon ( uyuşukluk, baskı ) meydana getirirler. Sonuç olarak da bazı şeyleri idrakte ( kavramakta ) , zihni ölçülerde değişiklikler olur. Davranışlar bozulur. Motor fonksiyonlarda bozulmalar olur. Örnek olarak, sarhoşun zorlukla ve yalpalayarak yürümesi gibi. Bağımlılık şöyle tanımlanabilir. Bir maddenin vücuda veya merkezi sinir sistemine etkisi sonucu, tıbbi bir amaç olmaksızın ısrarla kullanılmasıdır.        İki tip bağımlılık olur:      FİZİKİ BAĞIMLILIK : (Nöroadaptasyon ) Bağımlı şahıs alıştığı madde ile mesela içki ile öylesine içli dışlı olmuştur ki, özellikle merkezi sinir sisteminin hücreleri normal faaliyetlerini yapabilmeleri için o maddeye ihtiyacı vardır. Alışkanlık yapan maddenin kesilmesi halinde kişide mahrumiyet tablosu adlandırılan klinik bir durum ortaya çıkar. Çarpıntı, Nabızda artma, Titremeler, Hayaller görme, Bir tür nörolojik ( sinirlerle ilgili ) bozukluklar          Ortaya çıkar. Şahıs, yılan akrep, çiyan gibi hayvanları gördüğünü söyler.       RUHİ BAĞIMLILIK: ( Psijik iptila ) Bağımlı şahsın alıştığa maddeye devamlı arzu duymasıdır. Alkolik alkolü, esrarkeş esrarı belli aralıklarla bulamazsa veya kullanamazsa, ruhi huzursuzlu... Devamı

Kumar Afeti

2007-07-23 11:05:00

                 *** Bilim adamlarının kumarbazlar üzerinde yaptıkları araştırmalar NORADRENALİN adı verilen hormonun kumarbazlarda normal seviyenin altında bulunduğunu göstermiştir. Bu hormon, heyecan hallerinde artarak kalp atışlarını hızlandırır. Heyecan hali geçtikten sonra hormon normal seviyeye iner ve kalp atışları da normalleşir.        Kumar heyecanında durum farklıdır. Kumar heyecanı ile artan hormon, kumar heyecanından sonra düşmeye başlar. Fakat normal seviyede kalmaz, bu seviyenin altına düşer. İşte bu hormonun kumarbazlarda noksan seviyede bulunması, kumar bağımlılığının biyolojik sebebidir.             *** Bu sebepten kumarbaz oynamadan duramaz. Bütün varlığını kumarda kaybeder. Kumar oynamak için istediği parayı bulmak uğruna her türlü ahlak dışı suçları işlemekten kendini alamaz. Sonunda bunalıma girerek intihar eder.             Bu sebepten kumarın girdiği aileler yıkılır.... Devamı

Sigara Raporu - 4 : SİGARANIN SİNDİRİM SİSTEMİNE ZARARLARI

2007-07-23 10:06:00

      1 – Sigara iştahı keser 2 – Sindirimi güçleştirir. 3 – Dişleri sarartır, ağız kokusu yapar. Sigara tiryakilerinde diş çürükleri artar, ölen, çekilen dişler çoğalır. Diş etleri hastalıkları artar. 4 – Gastrit ve ülser sebebidir. Sigaranın bırakılması, ülserin şifa bulmasını sağlar. 5 – Dudak,dil, yutak ve yemek borusu kanserlerine yol açar. 6 – Ayrıca, pankreas, mesane, ve rahim kanserleri ile sigara arasında kuvvetli bir alaka bulunmuştur.                      ... Devamı

Sigara Raporu - 3 : SADECE BİR TEK SİGARA

2007-07-21 17:24:00

      Sadece bir tek sigara içen şahısta;   ***   Nikotinin etkisi ile böbrek üstü bezlerinden adrenalin ve ayrıca noradrenalin adlı hormonlar  salgılanır ve bunun etkisi ile  midenin asit salgısı artar. Devamlı  sigara içenlerde, midede gastrit ve ülser meydana gelir. ***   Şahsın solunumu hızlanır. ***   Kalp atış hızı artar, kalbin fazla çalışmasına sebep olur. ***   Vücudun bütün damarları belili bir oranda büzülür. Buna karşılık kalp aynı işi yapmak için zorlanır. Şahsın tansiyonu artar.   Yukarıdaki sonuçlardan görüleceği gibi, sigara vücudu teskin eden ( sakinleştiren )bir madde değil, bilakis vücudu harekete geçiren, solunumu hızlandıran, kalp çarpıntısına yol açan, tansiyonu arttıran bir maddedir.   ***    Nikotin el ve ayak damarlarını büzer, el ve ayaklara daha az kan gider, El ve ayakların sıcaklığı düşer. Anca sigarayı kullandıktan 20- 30 dakika sonra, el ve ayak sıcaklığı normal seviyesine çıkar. ***  Nikotinin etkisi ile el ve ayaklardan başka tüm vücuda damarların büzülmesi sonucu daha az kan gider. Ve o bölümlerin, organların kapasitelerini düşürür. Bu arada tabii ki beyine de a kan gider ve faaliyetlerini etkiler. ***  Bir şahsın damarına bir tek sigarada bulunan 2 mg nikotin verilse, kalp bir dakikada 15 defa daha fazla çarpar. Kalpten atılan kan hacmi dakikada 10 litre iken 12 litreye yükselir.. Bu durumda sigara içen şahıs, yerinde otursa bile ağır iş yapıyor gibi kalbi çalışır. Daha önce kalp krizi geçirenlerde kalp ağrısı başlayabilir. ***   Sigara her organa, fakat özellikle kalbe çok zararlı ve adeta kalbi delirten, çıldırtan zararlı  bir alışkanlıktır.  ... Devamı

Puşkin KUR' AN HAYRANI İDİ

2007-07-20 23:08:00

        PUŞKİN BİR KUR'AN HAYRANIYDI   Çok genç yaşta ölmüş bulunan, Rus şiirinin güneşi olarak bilinen dev şair ömrü vefa etseydi ‘’ Ben Müslüman’ım ‘’ der miydi, demez miydi bilmiyoruz ama, bildiğimiz bir şey var ki, Puşkin bir çok emsalleri gibi Kur’an’ın hayranlarından biriydi. Her yıl eserleri Rusya’da 15-20 milyon civarında basılmakta ve yine de isteğe cevap verilememekte olduğu söylenen Aleksandre Sergeyoviç Puşkin’in eserleri şimdiye kadar 104 yabancı dile çevrilmiş ve 400 milyon civarında basılmış bulunuyor. İşte dünyaca sevilen, beğenilen ve okunan bu dev şair, 1824 yılında mihailofskaya köyünde göz altında tutulduğu sırada Kur’an’ı okumak ve yakından incelemek fırsatı bulur. Arapça aslındaki erişilmez üsluba sahip olmasa bile , okuduğu tercüme onun şair ruhunu ürpertiyle doldurur. Kur’an ayetlerinin çağırıştırdığı fikirler ve güzellikler O’nu büyüledikçe büyüler. Manevi duygularla dolan gönlü , ilahi ufuklara doğru kanat açmaya başlar. Sonunda nur damlaları halinde yağan ilham yağmurları kendisine uzun bir şiir yazdırır. ‘’ Kur’an’ın Etkisi Altında ‘’ ismini taşıyan bu uzun şiiri, Puşkin’in, Kutsal Kitabımız hakkındaki duygu ve düşüncelerinin kalıba dökülmüş şeklidir. 38 yaşında ölmüş olan bu dev şair Kur’an’ı takdir ediyor. Fazileti karşısında boyun eğiyordu. Evet, ‘’ Fazilet odur ki; düşman dahi onu takdir etsin ‘’ ister Fransız, ister Alman, ister Amerikalı, isterse Kur’an’ın ezeli düşmanlarının Rusya’da bir Rus olsun... İşte Kur’an’ın Etkisi Altında adlı şiirinden bazı bölümler: Sabit yeryüzü sabit, Göklerse kubbe kubbe, Sensin uy yüce Yaradan; Sensin tutan öylece. ....................................... Karaları boğamaz denizler Bürünmez denizler karalarla Onların altında ezilmekten Sensin bizi koruyan Sen ..... Devamı

Hac Dünyevi Bir Ünvan Aracı mı ?

2007-07-20 23:04:00

            Hac ibadetinin '' Hacı Babam, Hacı Annem, Hacı Bey, Hacı Dedem '' gibi kişilerde, '' Hacı Şakir Sabunları, Hacı Hasan Baklavaları '' gibi, ticaret ünvanlarında ve hatta Apartman isimlerinde kullanılmasında bir terslik ve istismar olduğunu düşünmüş ve bu konuyu, her gün Vatan Gazetesinde dini konularda yazı yazan ve okuyucularından gelen soruları cevaplayan Sayın Prof Dr. Süleyman Ateş'e bir mail atarak danışmıştım. Allah razı olsun gecikmesini önlemek için adresime mail atarak cevaplandılar.        Aşağıda sorumu ve lütfettikleri cevabı içeren mailleri yayınlıyorum. ...................................................................................................................................................        22/03/2007       Değerli Hocam Allah'ın selamı üzerinize olsun. Hac ibadetinin günlük hayatımızda uygulanmasında  bence mevcut olduğuna inandığım bir aksaklığa takılıyorum. Sizin yorumunuza ve düşüncenize ihtiyaç duyuyorum.       Hac malum olduğu üzere bir ibadettir ve diğer ibadetler gibi Allah ile kul arasındadır. Başka Müslüman ülkelerde öylemidir bilmiyorum, fakat bizim ülkemizde ahierete yönelik olan bu ibadet, dünya ünvanı gibi kullanılıyor, istismar ediliyor. Hacı Babami Hacı Anne, Hacı Bey .... gibi. Eskişehirde ikamet ettiğim Apartmanın ismini de bu şekilde koymuşlar: '' Hacı M.. E.... Apartmanı ''. Hatta mezar taşlarına bile ünvan olarak yazılıyor. Bu işte, bu uygulamada bir terslik var gibi geliyor bana. İnançta ve ibadette ihlası zedelediğini düşünüyorum.       Çok konuda olduğu gibi bu konuda da sizin yorumunuzu öğrenmek ve aydınlanmak bizleri mutlu edecektir. ................................................................................................................................................ Devamı

Sigara Raporu - 1 : SİGARANIN BÜNYEYE ETKİLERİ

2007-07-20 23:00:00

    Sigara dumanında 3890 civarında kimyevi madde vardır. Bunlardan hiç biri insan bedenine faydalı değildir. Hepsi zararlıdır. En zararlıları ise ,     Nikotin, Zift (katran) Karbon monoksit Kanserojen maddelerdir. Bu maddelerden, ** Asitler ** Alkol ** Aldehitler ** Ketonlar ** Siyanür, ** Karbon monoksit gibi maddeler, doğrudan zehir etkisi gösterirler ve organlarda tahribat yaparlar. Sigaranın vücuda olan zararları, sigara içildiği anda başlar. Sigara dumanı, ağız, dil, boğaz, yemek borusu, nefes yolları, akciğer ve mideye doğrudan ulaşır. Dumanın içindeki zararlı maddeler ise, saniyeler içinde, kalp, beyin, kandamarları, böbrekler, mesane gibi pek çok organa gider ve gittiği yerlerde zarara yol açar.... Devamı

Sigara Raporu - 2 : NİKOTİN ÇOK KUVVETLİ BİR ZEHİRDİR

2007-07-20 22:57:00

    NİKOTİN, Siyanürle kıyaslanacak seviyede bir zehirdir. 100-120 mg.kadar nikotin, şayet bir anda damar içine bir kişiye zerk edilse, anında ölümüne sebep olur. İşin ilginç yanı bu miktar nikotin iki paket sigarada bulunur. Günde iki paket sigara içen tiryakiler var. Bunlar neden zehirlenmiyorlar diye bir soru akla gelebilir. Aslında sigara içenler zehirlenmektedirler. Ancak yavaş yavaş zehirlenmektedirler. Bu kimselerin birden bire zehirlenip ölmemelerinin sebebi ise, sigara içenlerin yakarak bu zehiri almalarıdır. Yani sigaradaki zehirin önemlice bir bölümü havaya dağılır ve daha az bir bölümü vücuda geçer. Sadece bir tek sigara içen şahsın vücuduna 1,5 – 2 mg. civarında nikotin geçmektedir.     Ayrıca bir paket sigarayı da bir anda değil, gün boyunca içmektedirler. Bütün bunlardan başka sigara içenler aldıkları nikotini direkt kandan değil solunum yolundan aldıkları için, birden bire zehirlenip ölmezler... Devamı

Alkol Raporu - 1 : ALKOLÜN DEVAMLI KULLANILMASI SONUCU MEYDA

2007-07-20 21:53:00

      Konu aşağıda sıralanan 11 başlık halinde ele alınabilir: 1 - Sindirim sistemi ile ilgili bozukluklar 2 – Solunum sistemi ile ilgili bozukluklar 3 – Dolaşım sistemi ile ilgili hastalıklar 4 – Ciltte görülen bozukluklar 5 – Vitamin eksiklikler 6- Metabolik bozukluklar 7 – Alkole bağlı olarak adalelerde görülen bozukluklar 8 – Alkole bağlı kansızlık 9 – Nörolojik ve psikiyatrik bozukluklar 10 – Alkollü içkilerden ileri gelen İmmün ( bağışıklık ) sistemi ile ilgili bozukluklar ve AİDS 11 – Alkolün üreme sistemine etkileri ... Devamı

Alkol Raporu - 2 : ALKOLÜN SİNDİRİM SİSTEMİNE ETKİLERİ

2007-07-20 21:44:00

    Alkolün sindirim sisteminde meydana getirdiği bozukluklar şu 9 başlıkta toplanabilir: 1 – Ağızda kanser 2 – Yemek borusu iltihabı ( Osefajitis ) 3 - Yemek borusu kanseri ( Osefajial Karsinom ) 4 - Müzmin mide iltihabı ( Kronik Gastrit ) Ülser ve bağırsaklarda iltihap 5 – Hazımsızlık 6 – Beslenme bozukluğu ( Malabsorsiyon ) 7 – Pankreas iltihabı ( Pankreatit ) 8 – Alkole bağlı sarılık ( Alkolik Hepatit ) 9 – Karaciğerde Yağlanma ve Siroz ( Sonradan karaciğer kansrine de yol açabilir )   Yapılan bir çok araştırmalar alkollü içkilerin, ağız, gırtlak ve yemek borusu kanserlerinin yanında, vücutta diğer kanser tiplerine de yakalanma riskini arttırdığını, göstermektedir. Örneğin, bira kadınlarda göğüs kanseri riskini, erkeklerde böbrek, mesane ve rektum kanseri ( kalın bağırsağın son kısmı ) riskini arttırmaktadır. İster bira, şarap, isterse yüksek dereceli alkollü içkiler kullanılsın, kadınlarda göğüs kanseri riski % 60, erkeklerde ve kadınlarda müştereken, habis bir deri kanseri olan malign melanom riski % 50-70, trioid kanseri riski de % 100-150 oranında artmaktadır. Alkol mukozalar ( mide ve bağırsakların iç yüzeyi ) için, tahriş edici rol oynar. Zira alkol su çekici bir maddedir ve hücrelerdeki proteini çöktürmektedir. Temas ettiği bölgelerin adeta çıbanlaşmasına sebep olur, sonuçta da, midede gastrit ve ülsere, bağırsaklarda da iltihaba yol açar. İçkiyi devamlı olarak kullananlar, müzmin olarak hazımsızlıktan şikayetçidir. Yani yediklerini sindiremezler. Zira alkol, yemeklerin sindirim için gerekli olan enzimlerin etkisini baltalar. Mide hazım fermenti olan pepsin’i , pankreas sindirim fermenti olan tripsin’i tahrip eder. Herhangi bir memlekette alkollü içki tüketimi artıyorsa, içkiye bağlı sirozdan ölüm oranı da artmaktadır... Devamı

R Ü Ş V E T

2007-07-18 11:20:00

          R Ü Ş V E T         Teslime TOSUN- Soner KOCAER/ANTALYA, (DHA)                Antalya'da polisin 8 ay süren takip sonunda gerçekleştirdiği ‘parsel’ operasyonunda aralarında rüşvet aldıkları iddiasıyla 2 müdür ve yardımcılarının da bulunduğu 20 tapu görevlisi ile iş takipçiliği yapan 40 kişi ve rüşvetle iş yaptıran 20 kişi gözaltına alındı. Tapudaki rüşvetin binaya yerleştirilen gizli kameralarla da görüntülendiği belirtilirken, 80 olan gözaltı sayısının 100'ü bulması bekleniyor. Antalya Valiliği'ne geçen temmuz ayından itibaren tapu bölge müdürlüklerinde rüşvet ve irtikap suçları işlendiğine ilişkin ihbar yağmaya başladı. Durum 12 temmuzda Antalya Cumhuriyet Savcılığı'na iletildi. İhbarlarla ilgilis oruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı, 8 aydır sürdürülen teknik takip ve teknik izleme çalışmasının ardından bu sabah operasyon başlatılması talimatı verdi.          Yakında yukarıdaki  haber patladı televizyonlar ve gazetelerde; Antalya'da yapılan bir operasyonla rüşvet zanlısı 80 kişi tutuklandı ...      Her ülkede ve her kültürde var ama, ne yazık ki bizde, ülkemizde yani doğu kültüründe daha yaygın bir sıkıntıdır; rüşvet. Herkes şikayetçidir, ama durmaz, yok olmaz. Yok edilemez bir aksak yanımızdır bu konu.     İşlerimizi çabuk halletmek isteriz, sıra beklemeden ve ayrıcalıklı.     Başkasının hakkını gözetmek işimize gelmez. Herkesten önce ve yalnızca biz hak sahibiyizdir.  Ve de en haklı.      Kurallar başkaları içindir, bizim için değil.     Başkaları yapınca kızarız, kendimize gelince haksızlık da bizim için hakdır.      Adalet kelimesi dilimizden düşmez, adalet kuralları bizim için çalışırsa ada... Devamı

Ezberimizi Artık Bozalım !

2007-07-17 19:12:00

      EZBERİMİZİ  BOZALIM !                    İnsanlar için en kolay şey, belirli bir düşünce,  fikir ve ideoloji açısından dünyaya ve olaylara bakmaktır. Bu insanı  devamlı düşünme, strateji geliştirme gibi yoğun ve zor zihni faliyetlerden kutarır. İnsan etrafına  çelikten bir duvar örüp içine kendisini hapseder ve belirli kalıplar içinde düşünüp hayatı ve olayları yorumlayarak kendisini korumaya alır ve daha rahat yaşar.           En zor şey, alışkanlarından sıyrılmak, zihni faaliyetler bakımından da, başka pencerelerden bakmak yani ezberini bozmaktır. Sonunda da insan gerçeği bulamaz, zamana uyum sağlayamaz.          Bu tür davranış biçimi Allah'ın insana verdiği akıl nimetinden yeterince faydalanamama sonucunu doğurur. Ama Yaratıcı'nın amacı bu değildir. Kur'an'da akıl kelimesi tam 49 yerde geçer.  Fiil olarak, akıl erdirmek, aklı çalıştırmak, aklı kullanmak şeklinde.               İşte iki örnek:        '' Andolsun ki, size bir kitap indirdik ki, bütün şanınınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak  mısınız ? ''  ( 21 Enbiyâ,10 )         ''  Ey Kavmim ! Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; Benim ücretim ancak beni yaratana aittir. Artık aklınızı kullanmayacak mısınız ?  ( 11 Hûd,51 )          Bütün bunlara rağmen inançlı insanlarımızın çoğunluğu; bu 21. yüzyılda, bu bilgi çağında ve bilgiye ulaşmanın saniyelerle gerçekleştiği bu anda hâlâ;        * Kur'an'ı ibadet olarak Arapça öğrenip okumakla sorumluluklarının bittiğ... Devamı

Müslümanlar Şaşırmış Kiliseye Koşuyor !

2007-07-17 19:18:00

      MÜSLÜMANLAR ŞAŞIRMIŞ KİLİSEYE KOŞUYOR !             Yüce Allah’ım bizi bağışla !     En son ve en mükemmel bir din ile bizi şereflendirdin. Biz onun kıymetini bilmiyoruz.     Sana ulaşmak için hiçbir mekan ve aracıya ihtiyaç yok iken,     Sen bize şah damarımızdan daha yakın iken,     Bize, yani Müslüman kullarına bir şeyler oldu. Senden bir şeyler istemek ve dilekte bulunmak için, Müslümanlar camileri de aştı. Kiliselere koşuyorlar. Daha doğrusu, bir buçuk saatte kat edilen dik bir yokuşla, İstanbul Büyük Ada’daki ‘’ Aya Yorgi ‘’ Kilisesi’ne tırmanıyorlar.     Müslümanlar’ın kendi Yüce Dinlerini Hurafelerle doldurup, tanınmaz hale getirip, kendi ermişlerinin ölülerinden medet ummaları, türbeleri kutsallaştırıp, bir çeşit ibadet yeri haline getirmeleri yetmedi; şimdi de Hıristiyan azizlerinden medet ummaya başladılar. Kiliselere koşup adak adıyorlar,     Hıristiyanlar gibi mum yakıp Meryem Ana’dan, Hz. İsa’dan yardım istiyorlar.    Kendi hurafelerimiz yetmedi, Hıristiyan hurafelerine bel bağlıyorlar, onlar gibi şirkin  ( Allah'a ortak koşma ) en büyük çukuruna düşüyorlar. İpler bağlayıp, istek kağıtları yazıp, bibloları satın alıp, onlarla murat diliyorlar.     Yüce Allah’ım, sen büyüksün bağışlayıcısın. Fakat bu çağda, bu yüzyılda, senin bahşettiğin aklın kıymetini bilmeyen kullarını bağışla ! ( bunu istemeye de yüzümüz kalmadı artık )     Evet, değerli dostlar, senede bir gün 23 Nisan Günü, İstanbul Büyük Ada’daki Hıristiyan Azizi Aya Yorgi adına inşa edilmiş Kiliseye insanlarımız istekleri için, kilometreleri aşıp, denizleri aşıp binler ve on binler olarak akın akın gidiyorlar. bir buçuk saat süren bir gayretle dik bir yokuşu ... Devamı

NEREYE GİDİYORUZ, NEREYE ?

2007-07-17 19:10:00

      QUO  VADİS   ?                       Yukarıdaki kelimeler bir romanın ismi. Okunuşu: Ko Vadis ?  Anlamı: Nereye ? Yazarı Polonyalı Henryk Sienkiewicz. 1905 yılı Nobel Ödülünü almış. Bu romanı  1895 yılında yazmış. En büyük, en ünlü ve engüzel eseri. Bu güne kadar üç defa filme alınmış. İnsanın eline aldığında bitirmeden bırakamayacağı türden etkileyici ve akıcı  bir roman.       Konu, Roma İmparatorluğunda ve Hıristiyanlığın başlangıç yıllarında geçiyor. Yazar çökmek üzere olan Roma İmparatorluğunun göz kamaştıran fakat ahlaksız ve inançsız yaşantısını eşine rastlanmaadık bir kalem gücü ve canlılıkla anlatıyor.      Şehvet, hayvani vahşet ve soytarılıkla yoğrulmuş olan İmparator Neron ve sarayındaki şölenler... Romanın yanışı... Hıristiyanlara işkence edilmesi... Sirklerde gladyatörlerin birbirlerini öldürme mücadeleleri, zavallı korumasız insanların vahşi hayvanlara parçalattırılması. Ve bunları eğlence aracı yapan,  toplandıkları sirklerde keyif ve zevkle seyreden imparator, asiller ve halk...       Bu atmosferde bir de Hıristiyan efsanesi aktarılıyor:       ' Ermiş Peter, İmparator Neron'un zulmünden kurtulmak için Roma'dan kaçmakta. Hz.İsa ile karşılaşıyor ve ona: - Ko Vadis  ? Yani, nereye ? diyor. Buna karşılık Hz. İsa  -Roma'ya yeni baştan çarmıha gerilmeye gidiyorum, çünkü sen kurtarılacak insanları bırakıp kaçıyorsun diye cevap veriyor. '                                                        &nbs... Devamı

Evrendeki Büyüklükler

2007-07-16 16:51:00

          EVRENDEKİ BÜYÜKLÜKLER       Alemlerin Rabbi olan Allah, büyüklüklere de küçüklüklere de hükmetmektedir. Yaratılan alemler içinde öyle büyüklükler ve öyle küçüklükler vardır ki, anlamakta ve kavramakta güçlük çekmekte bazan da akıl sınırlarımız zorlanmakta, acze düşmekteyiz.         En üstün ve özellikli canlı olarak üzerinde yaratıldığımız dünyamız bir gezegendir. 9 gezegen ve 54 uydulu Güneş Sisteminin bir üyesidir. Güneşimiz bir yıldızdır. Yani ısı ve ışık üreten bir kaynaktır. Samanyolu Galaksisi’nin bir üyesidir.      Samanyolu Galaksisi’nde Güneş gibi 250 000 000 000 - ikiyüzelli milyar – yıldız vardır.       Evrendeki yerimizi ve konumumuzu anlayabilmek için Dünya ve Günşin ölçülerine bir bakalım ve evrenin ölçüleri ile kıyaslayalım: Dünyanın çapı 12 200 kilometre, çevresi 40 000 kilometredir.    Güneşin çapı dünyanın çapının 103 katıdır.         Güneş ısı ve ışık üreten bir ateş topudur. Saniyede 564 000 000 ton hidrojeni, 560 000 000 ton helyuma çevirir. Kalan 4 000 000 ton gaz maddesi de enerjiye dönüşür. Yani saniyede 4 milyon ton kütle kaybı olmaktadır.       Güneşimizin 3 000 000 000 – 3 milyar - yıldan beri faaliyette olduğu hesaplanmıştır. İlk bakışta çok büyük kitle kaybı olduğu, tükenme noktasına yaklaştığı akla gelebilir.       Güneşimizin saniyede 4 milyon ton kayıpla 3 milyar yılda kaybetmiş olduğu kütle toplamı 400.000 milyar kere milyar ton olacaktır ki, bu değer şimdiki toplam kütlesinin 5 000 de biri kadardır. Bu 3 milyar yılda 5 kg.lık bir taş yığınından bir gram kum eksilmesi gibidir. Dolayısıyla güneşin kütlesinin tükenmesi çok uzun bir zaman gerektirmektedir.       Görüldüğü gibi bizim ölçülerimize göre oldukça büyük hacimdeki Güneş’imiz gittikçe genişle... Devamı

İnsandaki Büyüklükler

2007-07-16 16:48:00

          İNSANDAKİ BÜYÜKLÜKLER       Dünya üzerinde bulunan 6 milyardan fazla insandan, hiç birinin eşi yoktur. Hatta ikiz olsalar bile.       İnsan vücudunda toplam 206 kemik, 600 kas ve 100 bin kilometre uzunluğunda, ( dünya çevresinin uzunluğunun iki buçuk katı uzunlukta ) kan damarı vardır.       İnsanın yapısı ortalama 100 trilyon hücreden oluşur. Bir hücrenin zarı 0.0000001 milimetre kalınlığındadır.       DNA hücre çekirdeğindedir. Her bir DNA da vücudun her noktasındaki tüm organlar ve hücrelerle ilgili bilgi saklıdır. Bu bilgiler 3,5 milyar harften oluşan dev bir kitap hacmindedir. Öyle bir eser ve kitap ki her bir 500 sayfalık 900 cilt hacmindedir. Ve vücudumuzda bu eserin 100 trilyon nüshası yani kopyası mevcuttur.       Şimdi dolaşım sistemi yani damarlara ve içindeki kana dönelim: Hücrelerin enerji üretimi anında, şekeri parçalayabilmek için oksijene ihtiyacı vardır. Oksijenin akciğerlerden kaslara ulaştırılması gerekir. Kan dolaşımı sistemi bu görevi yerine getirir. Oksijeni alyuvarlar içindeki hemoglobin molekülü taşır.       Bir alyuvarda 300 milyon hemoglobin vardır.     Yetişkin bir insanın damarlarında 30 milyar alyuvar yüzer.     Bu da bir insanın damarlarında da 30 milyar x 300 milyon hemoglobin var demektir.        Proteinler hücrenin yapı taşları yani tuğlalarıdır. Ancak tuğlalar gibi standart değildirler, çeşitlilik gösterirler. İnsan organizmasındaki bir hücrede 100 bin çeşit protein vardır.        Proteinler de çok daha küçük ‘’ amino asit ‘’ denilen moleküllerden oluşur. Bir proteinde ise 500-1000 kadar amino asit vardır.       Büyüklükler ve küçüklükler........       Küçüklükler içinde insan aklını aşan büyükl... Devamı

Uyuşturucu Felaketi Hakkında Bunları Biliyor muyuz ?

2007-07-15 15:51:00

      UYUŞTURUCU  FELAKETİ HAKKINDA BUNLARI  BİLİYOR MUYUZ           Uyuşturucu belasının tüm dünyayı ve ülkemizi sardığı ve tehdit ettiği günümüzde her ev ve her aile özellikle gençleri ve çocukları açısından tehlike altındadır. Buna bulaşan gencin veya çocuğun yakınları ne yazık ki en son haberdar olmaktadır. Haberdar olduktan sonra iş işten geçmektedir. Bilindiği gibi bir veya iki defa kullanma dahi bağımlılık yapmakta ve bağımlılıktan kurtulma da Alkoliklerde olduğu gibi hastanede ve doktor kontrolünde olabilmekte. Ve kurtuluş şansı ise bu şartlarda dahi % 5 – 10 u geçememektedir.     Aşağıdaki bilgiler Yeşilay Kurumunca hazırlanan konferans metninden alınmıştır.     Uyuşturucu maddeler, beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanıdır.      Başlıca etkileri: Delilik Erken Bunama Şuur ve hafıza kaybı Sayıklama Hayal görme Korku ve evham Zman ve mekan algılamasında bozukluk İktidarsızlık Kangren Kan pıhtılaşması Kalp hastalığı Karaciğer ve böbreklerde iltihap ve tıkanma Depresyon Ölüm isteği Nefes darlığı Öksürük Boğulma hissi Solunum felçleri İntihar ve ÖLÜM     == Orta derecede kuvvetli bir gram uyuşturucu bir milyon beyin hücresini öldürmektedir.     == Uyuşturucuyu bir veya iki defa kullanmak bağımlılık yapar.      == Uyuşturucunun girdiği ailenin yıkılmaması düşünülemez. UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞININ BELİRTİLERİ Cilt üzerinde mor ve siyah iğne izleri Damarlarüzerinde iltihaplanma Sinirlilik hali Ahlaksızlık ve suç fiillerine yönelme Bakışlarda donukluk Uyuşukluk ve uykululuk hali Yalnızlıktan hoşlanma Uyuşturucu için kullanılan aletlerin yanında olması Uyuşturucu kullanma zamanı yaklaştığı... Devamı

Bu Yazıyı Alkol Tutkunu Yakınlarınıza İletin !

2007-07-15 15:48:00

      BU  YAZIYI  ALKOL TUTKUNU   TANIDIKLARINIZA  İLETİN      Alkol ile ilgili aşağıdaki bilgiler, Yeşilay Kurumunca hazırlanan konferans metninden alınmıştır. İnsan kanının bir santimetre küpünde bir mg. alkol bulunması alkol zehirlenmesinin bütün belirtileri için yeterlidir. Şayet bu miktar 4-5 mg.a kadar yükselirse, içen komaya girer. Alkol komasına giren her iki kişiden birisi kurtulamaz. Alkol asla bir gıda değildir. İlaç olmadığı gibi, alkollü içkiler iştah açıcı değildir. Bilakis zamanla mide rahatsızlıklarına, iştahsızlıklara ve sindirim bozukluklarına sebep olur. Alkol için söylenmiş güzel sözlere, aldatıcı reklamlara kanmamalıdır. Her şeyin bir sonu vardır. Alkolün sonuçtaki zararları: --- Akıl hastalıkları --- Felçler --- Kalp, karaciğer, böbrek ve damar hastalıkları --- Özürlü çocuklar ve --- ÖLÜM dür. Alkolizmin tuzağı biradır. İstatistiklere göre, alkoliklerin % 80 i alkollü içki alışkanlığına bira ile başlamışlardır. Birada bulunan NİTROZAMİN adlı madde kansere sebep olmaktadır. Bir yapımında kullanılan bira mayası, alkol üreten bir maya türü olduğundan alkolsüz bira olmaz. Böbrek hastalarının, biranın böbreklerdeki kumun veya taşın dışarı atılmasında rol oynadığı yolundaki inançlarının yanlış olduğu belirlenmiştir. Bira içildikten sonra sıkça idrara çıkıldığı gerçektir. Ama bundan beklenen fayda elde edilemez. Bira böbrekler deki suyu emerek, kumların kalmasına sebep olup, taş oluşmasını kolaylaştırıyor. Cinayetlerin % 85 i Boşanmaların % 80 i Irza tecavüzlerin % 50 si Trafik kazalarının % 70 i Aile içi şiddetin % 70 i İşi bırakanların % 60 ı ALKOL YÜZÜNDENDİR. İntihar olaylarında alkolün etkisi, içmeyenlere oranla 58 kat fazladır. Alkol beyni % 17 oranında küçültmekte, bunun sonucu çocuklara da aynen intikal etmektedir. Bu etki kadında ( annede ) iki kat fazladır. ... Devamı

İNSANIN ALLAH'A EN YAKIN OLDUĞU AN

2007-07-13 23:01:00

                                                                        SECDE   İbadetlerin en önemlisi NAMAZ dır. Namaz ibadetinin en önemli ve anlamlı bölümü SECDE dir. Ve SECDE İNSANIN ALLAH’A EN YAKIN OLDUĞU ANDIR.   Secde tam bir acz ifadesidir. Tam bir boyun eğiş ve teslimiyettir. Nefsini, gururunu simgeleyen alnı ve burnu yerdedir. Secde insanın yaratıcısını karşısında bir HİÇ olduğunun kabulüdür. Evrende tam 300 milyar galaksi vardır. Her galakside Güneş’imiz gibi 300 milyar yıldız vardır. Her yıldızında Dünya’mız  gibi ortalama 8 – 10 uydusu vardır. Bu muazzam oluşum içinde  Dünyamız özeldir. Dünya üzerindeki  toplam sayısı yalnızca 6-7 milyar olan insanın her biri de özeldir. Hiçbir insanın maddi ve manevi eşi ve benzeri yoktur. İşte bu insana Allah ruhundan üflemiş, yani kendi özelliklerinden vermiştir. Evrenin bir ucundan diğer ucuna mesafe, beklide 50 milyar ışık yılıdır. Bir saniyede 300 bin kilometre yol alışla 50 milyar yıl. Yüce Allah secde anında bütün bu mesafeleri yok eder, yanına yakınına gelir. Yine bizim ölçülerimizle, bize saniyenin binde biri  kadar bir mesafede ve  yakınımızdadır. İŞTE  SECDE BÖYLE ÖNEMLİ BİR ANDIR. Ne sıkıntısı, ne derdi ve isteği varsa insan  işte bu anda istemelidir. Evet, insan Yaratıcısına ne kadar iyi kulluk etmiş, iyi ahlaklı bir insan olmaya gayret etmiş, ve de Yaratıcısına verdiği sözü yerine getirmişse, yani  tevbe ettiği günahlarına geri dönmemişse, O’nun yanında kredisi o oranda büyüktür. ALLAH’TAN  İSTEMEĞE,  İSTEĞİNİN YERİNE GETİRİLMESİNİ  BEKLEMEYE YÜZÜ VE ... Devamı

Sigara Tiryakilerine Haberim Var

2007-07-11 13:02:00

             SİGARA TİRYAKİLERİNE HABERİM VAR !       En önemli ve iyi haberi yazımın sonuna saklıyorum. Şimdi gelelim az önemli haberlere: Sigarada tam 3890 çeşit zehir vardır. Yurdumuzda her yıl 200 – 250 bin kişi sigara yüzünden ölmektedir. Bunların % 80 i tiryakiler, % 20 si ise duman altı olan eş, çocuk ve bebeklerdir. Gırtlak ve beyin kanserlerinin % 99 sebebi sigaradır. Beyin kanamalarının % 85 sebebi sigaradır. Damar tıkanıklıklarının ( Kalp – el – ayak ) % 90 sebebi sigaradır. Akciğer kanserlerinin %90 sebebi sigaradır. Sigara içenlerin vücuduna % 15 ila % 33 oranında daha az oksijen girmektedir. 100 tiryakiden 50 sinin ölüm sebebi sigaradır. Sigara sağlığın olduğu kadar cilt güzelliğinin de düşmanıdır. Kapalı bir odada içilen tek bir sigaranın dumanı iki aylık bir bebeğin ölümüne sebep olmuştur. Anne adayı bir kadın sigara tiryakisi ise çocuğu % 80 erken veya ölü, % 65 özürlü, % 20 normal sürede fakat normalden küçük doğar. Vücudumuz ölen hücrelerini büyük ölçüde yeniler. Yenilenmeyen yalnızca sinir ve beyin hücreleridir. Sigara , alkol ve uyuşturucular sinir ve beyin hücrelerini bomba etkisinde tahrip eder. Erkek menisinin kadının yumurtasını dölleyebilmesi için bir atımlık, yani bir santimetre küplük menide en az 60 milyon adet canlı tohum olmalıdır. Bu sayının altına düşülmesi erkek için kısırlık sebebidir. Sigara canlı tohumları tahrip eder. Yapılan sayım ölçümünde canlı tohum sayısı 60 milyon civarında ise baba adayının çocuk sahibi olabilmesi sigarayı bırakmasına bağlıdır. Ayrıca sigara erkekler için iktidarsızlık sebebidir. Her içilen sigara devamlı olarak sinirleri törpülediği ve aşındırdığı için erkek tiryaki normalden çok daha önce iktidarsız kalır. GELELİM ŞİMDİ EN ÖNEMLİ VE İYİ HABERE: Sigara tiryakisi mevlasına çabuk kavuşur.! &n... Devamı

Kıyametin Alameti Olur mu ?

2007-07-09 15:27:00

            KIYAMETİN  ALAMETİ  OLUR  MU  ?         Meydana geldiğ anda,  hayatta bulunan  bütün canlıların yok olup aynı zamanda tüm ölülerin,   hesaba çekilmek üzere tekrar diriltidikleri güne kıyamet denir. Ahiret hayatının ilk aşamasını oluşturur.          Haşr ( kıyamette insanların toplanması ), Hesap, Mizan ( haşrolunan yerde  herkesin amellerini tartmağa mahsus bir adalet ölçüsü ), Cennet, Cehennem gibi olayların hepsi bu günün gündemleridir. Kur'an bu konulara çok önem vermiştir.  Tamamı 6236 ayetten oluşan Kur'an'ın yaklaşık üçte birinde bu konular işlenir.        Yalnızca kıyamet kavramı olarak ele aldığımızda Kıyamet kelimesinin Kur'an'da 70 defa geçtiğini, kıyametle ilgili  yaklaşık 400 ayetin bulunduğunu görüyoruz.        Kur'an'ın kıyamet olayına verdiği önemin bir göstergesi de  70 defa geçen kıyamet kelimesi yanında; bu olaya 17 farklı isim daha vermesidir. Bu isimler Türkçe karşılıkları olarak: Kalkış, Diriliş Günü - Saat -  Son Gün - Gelecek Hayat  - Din Günü - Hesap Günü - Karar Günü - Toplanma Günü - Sonsuzlaşma Günü - Diriliş Günü - Pişmanlık Günü - Kusurların Ortaya Çıktığı  Gün - Şaşırtan Felaket - İnsanı Dehşete Düşüren Felaket - Her Şeyi Kuşatan Felaket - Büyük Hakikat - Büyük Olay.       Kıyametin Meydana Gelişinin Anlatılmasına Örnekler:        Kur'an  Kıametin oluş şeklini bir çok sure ve ayette ayrıntılı olarak açıklar:       '' Ey İnsanlar Rabbinize  (sığınıp) korunun; çünkü o kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir !         Onu göreceğiniz gün, her emzikli emzirdiğinden geçer ve her hamile kadın taşıdığını düş... Devamı

DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLAR - II

2007-07-08 15:22:00

               Evlerimizdeki televizyonlarda çokça gösterilen Amerikan ve Avrupa ülkeleri filmlerinde sıkça kiliseleri görüyoruz, izliyoruz.  Allah’a eş koştukları İsa Peygamber’in, Meryem Ana’nın heykelleri önünde tapınıyorlar, ibadet ediyorlar.  İçimizden kınıyoruz. Allah’a eş koştuklarını düşünüyoruz. Ve ŞİRK de en büyük günahtır, biliyoruz.       Ya  biz ne yapıyoruz, değerli Müslüman kardeşlerim: İnanç sistemimizde  çok yerinde bir  kural ve kabul ile putlaştırılmaması için  sevgili Peygamberimizin resim ve heykelini yapamıyoruz.  Yapabilsek kınadığımız Hıristiyanlar gibi ibadethanelerimizde yani camilerimizde  baş köşelere koyup  onu kutsayıp, bir şekilde  karşısında saygı gösterisinde bulunmayacak mıydık, putlaştırmayacak mıydık zannediyor sunuz ?   Fırsatını bulduk mu, insanlığın en büyük  zaafı olan şirk huyumuzu ortaya koyuyoruz. Peygamber’imizin sakal kılları için saygı törenleri, ayinleri düzenliyoruz. İyi ki  resim ve heykellerini yapmak yasak ve dinimizde ayin yok. Yoksa; bu işi de abartır ve Hıristiyanları da geçerdik.   Fakat  ve iyice bir düşünelim. Bu şirkleştirme davranışlarımızı tamamen önleyebildik mi ?  Peygamber’imizin de onaylamayacağı davranışlarımızdan vazgeçtik mi ?   Evet, ne yapıyoruz ?  Resmini ve heykelini yapıp Camilerimize koyamıyoruz ama  MUHAMMED yazısını Arapça  orijinal şekliyle yazıp, ibadethanelerimizde ve hatta evlerimizde ALLAH yazısı ile birlikte  yüksekçe yerlere ve ALLAH yazısı ile birlikte, yan yana ve eşit yükseklikte asmıyor muyuz. ? Nerede görülmüştür ki  Aslı ile elçisi benzer ve hatta eşit saygı ile anılır ? Özellikle birisi bu muazzam kainatın yaratıcısı ve her şeyden münezzeh YÜCE ALLAH, diğeri ise, faniler arasından seçilen bizler gibi bir fani olan elçisi. Bu iki varlık eşit ve a... Devamı

DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLAR - I

2007-07-08 15:31:00

              Not: '' Bu Yazının İsmini Siz Koyun '' başlıklı yazıma isim önerisi gelmediği için  DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLAR başlığı ile yayına aldım.             Yüzde 90 - 95 i Müslüman olan ülkemizde  aşağıda belirttiğim  konular  beni üzüyor, tedirgin ediyor ve mutsuz kılıyor.             **  Bu dini bize uygun gören   Müslümanlıkla bizi şereflendiren yüce Yaratıcımızın  dinimizi tanıtan, kurallarını, emirlerini ve nasihatlarını içeren Kitabı Kur'an, tek bir harfi dahi değişmeden  1400 yılı aşarak günümüze kadar gelmiştir ve elimizdedir. Onun kuralları ve çerçevesi belirlidir Fakat dini uygulamamızda ve yorumlamamızda  çok büyük farklılıklar nereden gelmektedir ?              **   Kur'an Allah'ın  mesajı, emri ve nasihatlarıdır. Arapça inmiştir. Çünki Arap bir kavme inmiştir. Arap milletinin ve dilini yüceliğinden, özelliğinden değil.          **  Kur'an'ın indirilme amacı  anlaşılmak ve mesajının insanlığa ulaşmasıdır. Fakat uygulamada bu birincil amaç bir kenara atılıp Arapça orijinalinden ibadet kasdıyla okuma öne çıkmaktadır.          **  Kur'an dirilere inmiştir ve onlara gönderenin mesajıdır. Fakat uygulamada ölülerin arkasından daha çok okunmaktadır.Bu çelişkiyi neden hala sürdürüyoruz ?         **  Kur'an Peygamberimize inmiştir. Vahyolunmuştur. O, Kur'an'ı  maddi ve manevi tüm benliği ile özümsemiştir. Biz de onu Arapça aslından okuyup onun ruhuna gönderiyoruz. Bu iadenin bir anlamı ve dayanağı var mı ?      **  Bir de bir hadis tutkunluğu ve aşırı ilgisi var. ... Devamı

ŞEFÂAT VAR MIDIR ?

2007-07-04 11:13:00

           BİLDİĞİMİZ ANLAMDA ŞEFÂAT VAR MIDIR ?        Şefâat takıldığım, zihnimde sürekli soru işaretleri oluşturan bir konu idi. Genelde bilinen ve kabul edilen anlamda bir yanlışlık olduğunu, Müslümanlar tarafından gerekli ve gereksiz ama fazla olarak kullanıldığını düşünüyordum. Bu gün Ekabir kullanıcı adlı kardeşimin, bloğundaki konuya ilişkin yazısını okudum ve meselenin bilgi, idrak ve kanaat boyutlarını da öğrenmiş oldum. Tekrar ele alarak inceleme ihtiyacını duydum.       Hizmet Vakfı Yayınlarından Abdullah YEĞİN’ in hazırlamış olduğu İslamî-İlmî-Edebî- Felsefî YENİ LÜGAT adlı eserinde şefâat’ ın tanımı şöyle: Şefâat etmek: Afv için vesile olmak. Fıkhi: Ahiret günü bir kısım günahkar müminlerin affedilmeleri ve itaatli müminlerin de yüksek mertebelere ermeleri için Peygamberimiz ve sair büyük zâtların Allah’tan niyaz ve istirhamda bulunmalarıdır.       Lügattaki bu tanım genelde kabul edilen tanımdı. Bende öyle biliyordum. Ve mümin kardeşlerimizin de bu konuda Peygamberimizin aracılığı ile affedilecekleri konusunda büyük inançları ve beklentileri vardı. Ekabir kardeşimin konuyu inceleyen yazısından sonra zihnimde kavram anlam ve boyut değiştirdi.       Şimdi Yüce Kitabımız Kur’an bu hususta ne diyor ona bakalım:       *** İnsan, ahirette yalnızca dünyada kendi kazandığı amelleri bulur. ( 2/119 – 3/30 – 16/111 – 22/77 – 36/12, 54 – 52/21 – 53/39 – 59/18 – 75/13 – 82/5 – 11 defa )      *** Her insanın boynuna kendi kuşunu ( Kendi amellerini, yaptığı işleri ) doladık. ( 53/39, 40 )      *** Her nefis, yarın için ne hazırladığına bir baksın. ( 59/18 )      *** .... Ve öne sürdükleri işleri ve bıraktıkları eserleri yazarız ... ( 36/12 )    &nbs... Devamı

Din Kanalı Yazarlarından Rica

2007-06-17 17:19:00

          DİN KANALI YAZARLARINA RİCA       Blogculuğa yeni başladım üç aydır yazıyorum. Daha önce başka bir blog sisteminde bir ay kadar yazdım. ( Onpunto.com ) Orada tek bir kanal söz konusu idi. Din konusuna hiç yakınlığı olmayan editörler tarafından yönetiliyordu. Yazıların editörün beğenisi ve seçimi ile öne çıkması ve okunması söz konusu idi. Oradan ayrıldım. Ve blogcu.com. a geldim.       Blogculuğa başlamdan önce, blogçuluk konusunda bir ön fikrim vardı. Herkes istediği gibi yazacaktı. Ama kendisi yazacaktı. Burada ilgi alanım Din Kanalı idi. Fakat Din Kanalında hayal kırıklığına uğradığımı söyleyebilirim. Çünkü bu kanalda blog açanların önemli bir çoğunluğu kaynak belirterek veya belirtmeyerek yalnızca ve devamlı olarak alıntı yayınlıyor. Bir hadis, bir ayet veya bir kitaptan aldığı bir yazıyı, bir metni, kendisi hiç bir katkı yapmadan aynen alarak veya tarayarak yayınlıyor. Ve bu yazıya kendi imzasını atıyor, yani bloğunda kendi belirlediği kullanıcı adı altında yayınlıyor. Bunu yadırgadığımı söyleyebilirim.       Din konusunda yayınlanan eerlerin çoğunda görülen bir aksak yön vardır. Eserlerin dili çok ağır Osmanlıca, yani Arapça ve Farsça dilleri karışımı  ,anlaşılması ve çözülmesi özel sözlüklerle dahi çok zor metinler. Ortalama lise mezunu, bırakın gençleri, 30 - 40 yaş aralığındaki orta yaş grubunun dahi anlaması çok zor. Halbuki bir eserin en öncelikli amacı, bilgi birikiminin her yaş ve kültür gruplarınca rahatça anlaşılır düzeyde kitlelere ve gelecek nesillere aktarılır olmasıdır. Böyle akademik bir lisanla yazılan eserler ise yalnızca akademisyenler tarafından anlaşılınca eğitim gerçekleşmiyor ve bilgi aktarımı yeterince yerine getirilemiyor. Din kanalımızda uygulanan aktarımlar yani alıntılarda bu söylediğim aksaklık aynen devam ediyor. Alıntılar 30-40 sene önce yayınlandığı orijinal lisan ile aynen yayınlanıyor. Blogcu kardeşler... Devamı