ALLAH' A IBADETIN ANLAMI

2007-10-03 19:29:00

Allah, ** Engüzel biçimde yarattığı, ** Yeryüzünde halife yaptığı, ** Bütün yarattıklarından üstün kıldığı, ** Göklerde ve yerde ne varsa hepsini hizmetine sunduğu İnsanı, kendisine ibadet etmesi için yaratmıştır. İnsanın bu görevi yerine getirebilmesi için; * Ona akıl, fikir ve yetenek vermiştir. * Peygamberler ve kitaplar göndermek suretiyle bu görevini nasıl yapacağını bildirmiştir. Allah, insanı ibadet etmekte zorlamamakla birlikte, ısrarla kendisine ibadet etmesini emretmiş, ibadet edenlere ödül, etmeyenlere ise ceza vaad etmiştir. İbadet kavramı Kur'an'da en çok kullanılan kavramlardan biridir. İbadet kelimesi türevleri ile birlikte Kur'an'da 250 defa geçmektedir. İbadet mükellef insanın nefsinin istememesine karşılık Rabbine saygı için yaptığı hareket, yapılması sevap olan, Allah'a yakınlık ifade eden itaattir. Bir söz ve davranışın ibadet olabilmesi için iman, samimiyet ve iyi bier niyetin bulunması gerekir. Kur'an'da Allah'a ibadet ** O' nu tek bir ilah olarak tanıyıp iman etmek, ** Yaratıcı, terbiye edici, rızık verici ve mabud olarak sadece O' nu kabul edip enmir ve yasaklarına itaat etmek, ** Salih amel (iyi davranış ve iş ) ve hayır fiil işlemek, ** O' na dua etmek, ** Huzur ve sükun içinde tam bir terbiye ve vakarla hükmüne boyun eğmek, ** Söz ve hareketlerde, kalp ve vücut azaları ile O' na saygı göstermek, ** Teslimiyeti belirtmek, ** Büyüklenmeyi ve baş kaldırmayı terk etmek, ** Sadece O'na kulluk etmek, ** Bütün noksan sıfatlardan tenzih edip (arındırıp ) O' na secde etmek, yüceltmek, ** Helal ve haram kılınanlara dikkat ile emir ve yasaklar ile ilgili bütün hükümleri uygulamak, ** Nimetlere şükretmek, ** Belalara sabretmek, ** İnsanların haklarına riayet edip onlara, şefkat ve merhamet etmek, ** İman, ahlak, namaz, hac, zekat, oruç,cihad, evlenme- boşanma, miras, ticaret, sözünde durmak yanında Kur'an'ın başından sonuna kadar belirtilen bütün hük... Devamı

İnancın büyük problemi: KÖTÜLÜKLER

2007-09-20 15:06:00

               Tarih boyunca insanlar, Tanrıya inananlar ve iananmayanlar diye ikiye bölünmüşler ve devamlı olarak birbirleri ile mücadele edegelmişlerdir. İnanmayanlar evrenin dışında hiç bir varlık kabul emezken,inananlar,farklı şekillerde de olsa, evrenden başka, bu alemi idare eden güç ve güçlerin varlığını kabul etmişlerdir.           İnançsızların evreni açıklarken bir çok güçlüklerle karşılaşmaları gibi, inananların da inançları içinde açıklayamadıkları problemleri olmuştur.           İnsanoğulu yaratılışı gereği meraklı bir varlıktır. Maddi ve manevi problemlerine daima cevaplar aramış durmuştur. Önce kendisini sonra da içinde bulunduğu alemi bütün incelikleri ile anlamağa çalışmıştır.                 Zaman içinde bu problemlerinin bazılarına cevaplar bulabilmişse de bir çoğu hala düşünen insanı meşgul etmeğe devam etmektedir. Hem sonra geçmiş devirlerde insanları tatmin eden bir cevap günümüz insanını tatmin etmemekte, bunun sonucunda da '' artık cevabı bulundu '' denilen meseleler de, çözümsüzlüklerini korumaktdırlar         Hiç şüphesiz, ilahlık (Tanrılık ) problemin merkezini teşkil etmektedir.        * Tanrı var mıdır, yok mudur ?        * Varsa özellikleri nelerdir, neler olmalaıdır ?        * Aksi takdirde evreni ve insanın var oluşunu nasıl açıklayacağız. ?          Bu problemlerden, bilhassa bir tanesi, baş mesele olmaya adaydır. O da kötülük ( şer ) meselesidir. '' Merhametli Tanrı'nın kötülükleri yaratması veya O' na rağmen evrende kötülüklerin bulunması meselesi '' ** Birbirleri ile durmadan didişen insanlar ve milletl... Devamı

HER SEY ZITTI ILE VARDIR

2007-09-17 22:23:00

              Herkes zengin olsa, fakirlik olmasa. Herkes sağlıklı olsa, hastalıklar olmasa. Her şey herkes güzel olsa, herkes iyi olsa. Çirkinlikler olmasa, kötülükler olmasa. NE İYİ OLURDU DEĞİL Mİ ?   Şöyle bir düşündüğümüzde her şeyin bir zıttı olduğunu görürüz.Uzun - Kısa, Az- çok, Var - yok., Açık - koyu, Zor - kolay, Ağır, hafif. Aydınlık - karanlık.Sevap - günah...... v.b. gibi. Bu liste uzayıp gider.OLUMLU bir kavram karşısında mutlka zııttı OLUMSUZ bir kavram var.   Tüm olumsuzluklar, tüm zıtlıklar olmasa, DÜNYA NE GÜZEL OLURDU DEĞİL Mİ ? Emin misiniz ? Son kararınız mı ? Daha iyi ve daha güzel mi olurdu ? Acaba ? Daha güzel, daha iyi olmazdı dostlar. İyiyi güzeli bırakalım. Olumlu bir kavramın karşısında zıttı ve olumsuzu olmasa, İyi ve güzelin de bir anlamı olmazdı. Ve, ve, ve hatta hiç olmazda.   İyi ve olumlu diyebileceğimiz kavramların karşısında karşıtları olmasa onları tanımlamak, anlamak, farketmek mümkün olmazdı. Çirkinlik olmasa güzelliğin bir farkı ve manası olur muydu ? Zorluklar olmasa kolaylıklar nasıl farkedilirdi ? Keder, tasa, elem olmasa; keyfin, neşenin farkına varabilir ve bu güzel duyguları tadabilir miydik Hastalıklar olmasaydı, sağlıklı yaşamanınkeyfini sürebilir miy dik ? Bir düşünün hele. Hele bir düşünün Ölüm olmasaydı, yaşamanın tadı olabilir miydi ?   Büyük tasarımcımız, Yüce Yaratıcımızın yaptığı her şeyde bir anlam ve hikmet vardır. Yaz ve kış, geçişleri olan ilk ve son bahar mevsimleri ile yaşamımıza renk katmaktadır. Kurak geçen günlerden sonra yağışlar ne güzeldir ! Yazın sıcağından sonra kışın soğuk bembeyaz örtüsü olan kar yerine ve güzeldir. Yaşantımızda hep kara günler sürüp gitmez. Sonrasındaki iyi ve güzel olaylar bizi nasıl mutlu kılar. Mutsuzluklarımız olmasaydı. MUTLULUk HAZZINI tadabilir miydik. ? Hayatın ve şeyin anlamı işte bu olumsuzluklarda ve zıtlıklardadır. Her şeyi en iyi şekilde yapan. Her şeyin en doğrusunu ... Devamı

ALLAH' IN IPI

2007-09-17 18:58:00

               Kur'an'ın muhteşem anlatım sistemi içinde öyle deyimler, benzetmeler ve sembolik anlatımlar vardır ki, her biri sayfalar dolusu anlatılabileceklerin görevini bir cümle veya bir kaç kelime ile halledivermektedir.   İşte onlardan bazıları: ***  Işığını karbedenler ***  Kalpleri taş keilenler ***  Bin yıl yaşamak isteyenler. ***  Bir birinin koruyucu giysisi olanlar ( Karı-koca ) ***  Ateş yiyenler ***  İman etmenin göğe çıkmak kadar zor geldiği kimseler. ***  Güzel söz, kökü yerde, dalları gökte olan güzel bi ağaca benzer. ***  Çirkin söz yerden koparılmış, kökü olmayan kötü bir ağaca benzer. ***   Kalplerinde örtü,kulklarında ağırlık olanlar. ***   Bilgisizliği sarhoşluğunda boğulanlar ***   Ölmüş kardeşinin etini yiyenler. ***   Kalpleri üzerine mühür basılanlar.   Necmettin ŞAHİNLER, Beyan Yaınlar'ından KUR'AN'DA SEMBOLİK ANLATIMLAR isimli eserinde bu tür anlatımların sayısını 84 adet belirlemiştir. Bu gün bunlardan  çok güzel olan  bir tanesini  ele alacağız:   '' ALLAH'IN İPİNE SARILANLAR ''   Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O kalpleriniz arasını uzlaştırıp ısındırdı ve siz  O'nun nimeti ile kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısında iken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidyete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini işte böyle açıklar. ( 3/104 )   Allah'ın ipi, O'nun tarafından belirlenen hayat tarzıdır.  O bi iptir, çünkü inananların Allah'la ilişkileini sağlam tutarve aynı zamanda onları bir birine bağlayıp, bir toplum halinde birleştirir. Peygamber'imiz de  Kur'an'ı Allah'ın gökten yere uzanan i... Devamı

ISTEKLERINI KENDILERINE TANRI EDINENLER

2007-09-17 18:48:00

        İşte Kur'an'da muhteşem bir ifade şekli daha:   '' Hevasını kendisine ilah edinenler.  '' Heva kelimesini sözlükler şöyle tanımlıyor. İstek. Nefsin isteği. Düşkünlük. Gelip geçici heves. Nefsin zararlı ve günah olan arzuları. O zaman bu anlatımı şöyle dilimize çevirebiliriz. '' Nefsinin çirkin ve günah olan isteklerini kendilerine Tanrı edinenler  ''  Bu konudaki ayet meali şöyle: ''  Hevasını kendisine ilah edinen kimseyi gördün ya, Allah, onu bir  ilme göre şaşırtmış, kulağını ve kalbini mühürleyip, gözüne de bir perde çekmiştir.Artık ona, Allah'tan başka kim hidayet ( doğru yol ) edebilir ? Hala düşünmez misiniz ? ''  ( 45/23 )   Tasarımcısı, yaratıcısı eserini bilmez mi, tanımaz mı ? Tabii ki bilir. İyi yönünü değerlendirince insan meleklerden ileriye geçiyor ve Allah'a onlardan daha yakın oluyor. Kötü yönü ön plana çıkınca, aynı insan vahşi hayvandan  daha kötü olabiliyor.   İnsanı ne kadar güzel tanımlayan  özlü bir ifade. Hadi biraz yumuşatalım:   '' İSTEKLERİNİ  KENDİSİNE  TANRI  EDİNENLER  ''   Anlaşıldığı gibi bu ifade ile  bir kimsenin nefsinin her istediğini yapması ve yaptığı işin Allah yanında haram mı helaal mi olduğunu dikkate almadan davranması kastolunmaktadır. Böyle bir insan, Allah emretmiş olsa bile, eğer nefsi istemiyorsa o işi yapmaz. İşte bu kimse nefsine itaat ettiği şekilde, menfaatlerini korumak amacıyla başkalarına da itaat ediyorsa, o kimseleri de  kendisi için Tanrı edinmiş olur. Bu da apaçık şirktir. Yani Allah'a ortak koşmaktır. Bu da bildiğimiz gibi en büyük ve hiç bir şekilde affa mazhar olmayacak bir davranıştır. Sonuç: Cehennem'e girecek ve orada sonsuza kasdar kalacaktır.   Diğer bir yaklaşımla isteklerini kendisine  ilah edinme ifadesi  şu iki anlama gelebilir: 1 - Keyfine gel... Devamı

GÜNAHTAN KURTULMA YOLLARI

2007-09-17 15:02:00

Burada da göstereceğimiz yol Kur'an'ın gösterdiği yoldur. Blilndiği blog başlığımız KUR'AN'A DÖNÜŞ 'tür. Dini konudaki tüm açıklamalarımız ve dayanaklarımız Kur'an'dır. Kur'an günah konusundaki tüm açıklamalarında , insanları olumlu davranışlara yöneltmeğe çalışırken, günahın olumsuz sonuçlarını göstermiştir. Bunun yanında da dünyada ve ahirette günahtan kurtulma yollarını açıklamıştır.   DÜNYADA KURTULMA YOLLARI 1 – TEVBE ( Tövbe ):   Günah öncesindeki kötü arzusundan pişman olan ve bu konuda üzüntü duyan kişi, günahın kendisinde bıraktığı keder yükü altında bir çıkış kapısına yönelmeyi candan isteyecektir. İşte Allah huzuruna dönmenin isteneceği bu davranış şekline tövbe denmektedir. Günahtan sonra Allah ile yeniden uzlaşma da diyebileceğimiz bu hareket, günah işlediğine kanaat getirdikten ve bunun sonucunun ceza olduğuna inandıktan, bunun yanında da bağışlanma kapısı bulunduğuna kanaat getirdikten ve af yolu ile bağışlanacağını ümit ettikten sonra, iman ve teslimiyet nefesinin tazelenişi ve filizlenişi olarak tövbeye yönelebilir.   Tövbeye giden ilk adım pişmanlıktır. Ama her pişmanlık tövbe ile sonuçlanmayabilir. Pişmanlık tövbenin ön belirtisi ve hazırlayıcısıdır.   Tövbenin dini dayanağı   Bağışlama, affetme, tövbeleri kabul etme Allah’ın isim ve sıfatlarında önem ve öncelik arzeder. Bunlardan GAFÛR ismi, Allah için günahları örten bağışlayan anlamında Kur’an’da tam 91 defa kullanılmıştır. Bunun yanında Allah; *** 5 defa Gaffâr: Bağışlayıcı, *** 1 defa Gâfiu’z-zenb: Günahları bağışlayıcı, *** 1 defa Hayru’l-gâfirîn: Bağışlayanların en hayırlısı *** 2 defa Zû mağfire: Bağışlama sahibi *** 1 defa Vâsi’ul-mağfire : Bağışlaması geniş olan şeklinde de anılmıştır.   Ayrıca Allah’ın Tövbeleri kabul edici olduğunu gösteren TEVVÂB vasfı Kur’an’da 11 yerde geçmektedir.   Demek ki; Allah; * Tövbeleri ... Devamı

Cehennem'de Sonsuza Kadar

2007-09-15 22:35:00

      Cennet ve Cehennemin sonsuz olsuğunu br önceki yazımda belirtmiştim. Cehennemde kalış süresi iki türlü olmaktadır. Kalplerinde ve gönüllerinde Allah'a biraz olsun iman duygusu olnlar ve aşağıda listelediğim Kur'an'ın açıkladığı büyük günahları işlemeyenler, Cehennem'de günahlarının çokluğu ağılığı ile ilgili olmak üzere bir süre ceza gördükten sonra Cennet' e alınacaklar ve sonuza kadar orada klacaklardır. Kur'an'da belirlenen aşağıdaki günahları işleyenler ise Cehennem'den çıkamayacaklar ve sonsuza kadar orada kalacaklardır.İşte Yüce Allah'ın affetmediği büyük günahlar ve bu günahların anıldığı ayetler. Tabii ki bunların başında O'na inanmamak yani yani kâfirlik geliyor.   **** Kâfirler: ( 2/39,257, 3/116, 4/1699/68, 33/65, ...v.b).. 9 ayette **** Ayetleri yalanlayanlar: ( 2/39, /36, 18/105, 41/28, 64/10) 5 ayette **** Zumedenler Zalimler : (10/52, 11/107, 43/74, 59/17 4 ayette **** İmanı kibirlerine yediremeyenler: (7/36, 16/29, 40/76) 3 ayette **** Müşrikler Allah'a ortak koşanlar : ( 9/17, 25/69, 98/6 ) 3 ayette **** Dinden dönüp kâfir olarak can verenler:. ( 2/217, 3/88 ) 2 ayette **** Ölümden sonre diriltilmeye inanmayanlar : ( 13/4, 32/14 ) 2 ayette **** Yalan yere yemin edenler: 8 56/17 ) 1 ayette **** Bilinçli olarak kötülük yapanlar: ( 2/82 ) 1 ayette **** Faiz yiyenler: Paranın enflasyona karşı değerinin korunması için bankalardan alınan faiz değil. Tefecilik olrak yorumlanıyır. ( 2/275 ) 1 ayette **** Allah ve Resulüne asi gelip sınırlarını aşanlar: ( 4/14 ) 1 ayette **** Bir Mümini ( İman edeni ) kasten öldürenler: ( 4/93 ) 1 ayette **** Zalim cinler ve onların insanlardaki yardakçıları: ( 6/128 ) 1 ayette **** Allah ve Resulü ile yarış edenler: ( 9/69 ) 1 ayette **** Münafıklar. İki yüzlüler. İnanmadıklar halde inanmış görünenler: ( 9/68 ) 1 ayette **** Kur'an'dan yüz çevirenler: ( 20/101 ) 1 ayette ***  Tartıları hafif gelenler. ( 23/103 ) 1 ... Devamı

CENNET DE SONSUZA KADAR

2007-09-14 22:56:00

      Bilindiği gibi bu dünyadaki ve fiziki olan tüm evrendeki her şey sonludur. Doğacak - ölecektir. Var olalcak ve yok olacaktır. Sonu olmayan yalnızca Yüce Allah ve O'nun Cennet ve Cehennemidir. Cehennem de kalış iki türlü olacaktır. Bir kısım insanlar bir süre kalıp cezalarını çektikten sonra Cennet'e geçeceklerdir.Diğer bölüm insanlar ise sonsuza kadar Cehennem'de kalıp eza cefa çekeceklerdir. Cennete ise bazı kullar doğrudan gidecek, diğerleri ise cehennemde bir süre ceza gördükten sonra Cennet'e geçeceklerdir. Orada sonsuza kadar kadar kalacaklardır. Cennette geçicilk yoktur. Bu yazımızda sonsuza kadar Cennet veya Cehennem'de kalacakları tamamen Kur'an ifadelerine göre anlatmaya çalışacağım. Sonraki bir yazımda da da Doğrudan Cennet veya Cehennem'e girip orada sonsuza kadar kalacakları yani Cennet ve cehennemlikleri ele alacağım.   CENNETLE ÖDÜLLENDİRİLİP SONSUZA KADAR CENNETTE KALACAKLAR   *** İman edip iyi salih amel işleyenler. (İyi ve insanlara faydalı davranışlarda bulunanlar) (2/25, 82 , 4/57, 122. 5/85 ...v.b) 15 defa *** Muttakiler. ( Samimi inançlılar )( 3/134-136, 25/15, 76, 39/73) 4 defa *** Allah ve Resulüne itaat edenler. 4/13, 9/71-72 2 defa *** Doğrular. (5/119, 50/33-34) 2 defa *** Allahtan korkanlar (3/198, 50/34) 2 defa *** İman edip Allah yolunda hicret-göç - edenler. ( 9/22, 100) 2 defa *** Öfkelerini yutanlar. (3/34-135) 1 defa *** İnanan erkek ve inanan kadınlar (48/5, 57/12) 2 defa *** Korunanlar. ( 3/15) 1 defa *** Bollukta ve darlıkta infak( fakirle paylaşma) edenler. (37134-136) 1 defa *** Kabahat yaptıktan sonra Allah!ı ananlar. (3/135-136) 1 defa *** Ahiret azabından korkanlar. (11/103-108) 1 defa *** Kendilerin güzel bir son takdir edilenler (21/102) 1 defa *** Emanetlere ve sözleri ile sözleşmelerine sahip çıkanlar ( 23/8-11) 1 defa *** Doğru yolda olanlar. (46/14) 1 defa *** Allah ve Resulü ile hudut yrışında bulunmayanlar. ( 58/22) 1 defa... Devamı

SATANİZMİN TÜRKİYE BOYUTU

2007-09-13 21:16:00

  Haziran/1998 tarihinden bu güne beş intihar bir de öldürme olayı ile ülkemiz gündemine girmeye başlayan SATANİZM konusu ile birlikte; ** Satanizmin ne olduğu, ** Nerede ne zaman ve nasıl ortaya çıktığı ** Satanistlerin amaçlarının ne olduğu, ** Türkiye'ye ve Türk Gençleri arasına nasıl sokulduğu, ** Ülkemiz gençlerinin nasıl satanist oldukları, ** Bu olgunun arkasındaki gerçek sebebin ne olabileceği, gibi sorular sorulmaya ve en azından bu konulara duyarlı kişiler tarafından cevaplar aranmaya başlandı. SATANİZM TÜRKİYE'DE NASIL YAYILIYOR ? Satanizm'in Yurdumuzda yayılmasını sağlayan veya yayılmasına yardımcı olan unsurların başında bilgisayar ve İnternet gelmektedir. Çünkü ülkemizde Satanist olduğunu söyleyen veya Satanizme ilgi duyan gençlerin başında özellikle üniversiteli ve bazı liseli gençler göze çarpmaktadır. Bunların çoğu da yabancı dil bildiklerinden, bilgisayar ve İnternet aracılığı ile Satanizm konusunda bilgi sahibi olma imkanına sahip olabiliyorlar. Ancak bu konuda yapılan araştırma ve incelemelerde Ülkemiz gençlerini Satanist olmaya bilinçli olarak teşvik eden bazı kimselerin olduğu gerçeği de karşımıza çıkmaktadır. Burada önemli bir gerçek de Satanizmin bizim ülkemizde, Satanist olanlar ve olmayanlar tarafından tam olarak bilinmiyor olmasıdır. Satanizmin herkes tarafından bilinmemesi bir dereceye kadar normal karşılanabilir. Fakat bilinmeyen bir harekete ve sapkınlığa körü körüne bir macera olarak sürüklenmek de insan beklenmedik kötü sonuçlara götürmektedir. Nitekim bir şekilde intihara sürüklenen, cinsel tecavüze uğrayan veya öldürülen gençlerin akıbeti bunun en açık göstergesidir. GENÇLERİMİZ NİÇİN SATANİST OLUYORLAR ? Şüphesiz ki böyle bir soruya en doğru cevabı satanist olduklarını söyleyen gençler vermektedir. Bu cevaplar arasında en dikkati çekenler; '' Beni fakir bir ailede dünyaya getiren Tanrı'ya kızdığım için Satanist oldum. '' '' Satanist olmak için oldum '' ''... Devamı

Satanizmi Tanıyalım - ŞEYTAN KİLİSESİ VE KİTABI

2007-09-13 21:12:00

Modern Satanizm ve onun kurucusu Anton Szandor La Vey, şeytanı tam tanrı olarak değil de bir sembol olarak kabul etmektedir. Bunun yanında her hangi bir tanrının varlığını, ölümden sonraki hayatı ve dolayısıyla cennet ve cehennemi inkar eden tamamen dinsiz bir anlayışı benimsemiştir. HİÇ BİR YARATICI VE KUTSALI KABUL ETMEYEN BİR İNANÇ SİSTEMİNİ bir din olarak kabul etmek mümkün değildir. Modern satanizmin ortaya koyduğu hedeflerden bazıları şöyledir: SATANİZMİN HEDEFLERİ 1- Acınacak şeye ve güçsüzlüğe saygı duyma, çünkü onlar güçlüyü hasta yapan bir hastalıktır. 2-Daima kendi gücünü test et, çünkü başarı gücün içinde yatar. 3 -Mutluluğu galibiyette ara fakat asla barışta arama 4 - İnsanlara bir orakçı gibi yaklaş, çünkü bu şekilde sen tohum ekeceksin. 5- Boyun eğme. Teslim olmaktansa ölümü göze al. 6 - Sanat eserlerini değil, ölüm kılıçlarını taklit et, çünkü büyük sanat onda yatar. 7 - Kendini, yine kendi üzerinde yükseltmeyi öğren böylece sen her şeyin üstesinden gelirsin 8 - Yaşayanların kanı, yeni yetişenlerin tohumu için iyi gübre olur. 9 - Kafa taslarının en yüksek piramidi üstünde duran kimse daha öteleri görebilir. 10- Büyük olan her şey acı ( Keder ) üzerine bina edilmiştir. 11- Sadece ileriye değil, fakat yukarıya doğru da çalış, çünkü büyüklük en yücede yatar. 12- Kırıp bozan ve aynı zamanda yeniden meydana getiren taze güçlü bir fırtına gibi ol. 13- Bırak hayat sevgisi bir amaç olsun, fakat senin en büyük amacın büyüklük olsun. İnsanoğlu dışında hiç bir şey güzel değildir. Fakat hepsinin en güzeli kadındır.. ŞEYTANIN KİTABINDAN ALINTILAR Modern Satanizm'in kurucusu 1966 yılında '' Şeytan'ın Kilisesi'ni '' kurmuş, 1969 yılında da '' Şeytan'ın Kutsal Kitabı '' nı yazmıştır. Bu sapık akım ile ilgili olarak fikir sahibi olabilmek için bu kitaptan bazı bölümleri veriyorum: -- Ey zihinlerin küf bağlamış insanlar ! Gözlerinizi açın. Ey şaşkın milyonlar bana kulak verin! Çünkü ben, dünyanın h... Devamı

MEDYAMIZDAKİ RAMAZAN TAKİYYECİLİĞİ

2007-09-13 09:48:00

         Çoğunluğu Müslüman olan halkımızın Ramazan ayına yani oruc ibdetine düşkünlüğü vardır.      ** Namaz kılmayanların bazıları bu ayda beş vakit namaz kılmaya başlarlar. Teravih namazları ile beraber. Ramazan biter. Namaz da biter.     ** Bilindiği gibi beş vakit namaz farzdır. Teravih namazları is sünnet. Bazı Müslüman kardeşlerimiz Ramazan ayında 5 vakit farz namazlarını kılmazlar. Farz namazlarına göre daha uzun ve yorucu olan, ( yatsı namazı ile birlikte 33 rekat) Teravih namazlarına muntazaman devam ederler.     ** Yine bilindiği gibi Ramazan ayı beslenme bakımından bir diyet ayıdır. Ama uygulamada beslenmenin 2-3 kat arttığı bir ay haline gelir. Yine Ramazan ayı yaklaşmıştır. Ramazan'ın gelmesine 10-15 gün kala marketlere hücum başlamış ve imkanlar nisbetinde her evde gıda maddeleri stoklanmaya başlamıştır.     ** İçikili eğlence yerleri, restoranlar ve lokantaların önemli bir bölümü Ramazan'da bir ay süreyle kapanırlar.     ** Alkolik insanlarımız dahi bir ay boyunca içkiye ar verirler. Bir alkolik arkadaşım vardı. Ramazan ayında ağzına bir damla içki koymaz, bayram namazından çıkar çıkmaz alkol komasına girerdi. Ölümü de alkolden olmuştu.     İşte böyledir bizim Ramazanlarımız... Ulusal basınımızın önemli bir bölümün de Ramazan ayına bir dindarlık faaliyetidir başlar. Diğer aylarda namaz kılan kendin halinde dindar vatandaşlarımızı bile Dinci, yani yobaz ve de laiklik düşmanı olarak gören, bu doğrultuda haber ve fikir yazıları yazan bu güzide basınımız Ramazan'dan bir kaç gün önce başlamak üzere yön değiştirir. Ramazan ayı boyunca 'da çarşaf çarşaf Ramazan sayfaları çıkarırlar. Dindar insanlarımızın çoğunu TAKİYYECİ sınıfında gören ve değerlendiren bu güzide basınımızın Ramazan ayı ile ilgili bu tutumları TAKİYYECİLİK DEĞİL DE NEDİR ?... Devamı

Evinize, HEMEN ŞİMDİ !

2007-09-13 09:31:00

                          DTP bir hile ve manevra ile meclisimize girmeyi başardıktan ve grup kurduktan sonra gerçek amaçları doğrultusunda faaliyetlerine başladılar.        BARIŞ için meclise gelmişler ?      Ama her söylemlerine bir SAVAŞ sözcüğü sıkıştırıyorlar.       İlk günden provakasyon. Önce A.Türk sonra bayan vekiller:   KARDEŞLERİMİZE TERÖRİST DİYEMEYİZ ! Türk milletine ve ordusuna savaş açmış teröristler kardeşleri imiş !       Bir gün yumuşama ertesi gün gerginlik.      Amaçları belli : Provakasyon. Huzursuzluk. Kargaşa. Sürekli gerilim.      Terör örgütünün dışardan yaptığını milletimizin kalbi TBMM de sürdürmek.       Meclis dışında SICAK SAAVAŞ     Meclis içinde BARIŞ ADI ALTINDA SOĞUK SAVAŞ...      Şimdi de üzerlerinize gelinirse, evimize döneriz tehdidi !   Bakmayın böyle palavraaya ve tehdide. Kovsanız gitmezler.    Önceki bir yazımda da belirttiğim gibi. Herkesin bildiği gibi.  Planları belli:     Milletimizi kalbl Meclisimizde provakasyon, tehdit, milletimize hakaret ve TAHRİK !     Sonra soruşturma, hapis cezası, milletvekilliklerin düşürülmesi.    Tüm medya ve  özellikle batı medyası kameraları önünde salya sümük ağlamalar.    MAĞDURLARI  OYNAMALAR !   Keşke sözlerinde dursalar. EVLERİNE DÖNSELER.   Ama  dönmezler   Keşke kendiliklerinden gitseler. Memleketimiz huzura erse !... Devamı

İddia Ediyorum: FARKLI BİR CUMHURBAŞKANI OLACAKTIR !

2007-09-08 16:07:00

      Sayın Cumhurbaşkanımız farklı bir Cumhurbaşkanı olacak. Seçilip o makama gelmesine peşin hükümle karşı çıkıp bu yolda son ana kadar mücadadele verenler yanıldıklarını anlayacaklar.   Eski Cumhurbaşkanımız Sayın SEZER'de farklı bir Cumhurbaşkanı idi. Olumlu farklılıklar vardı... Kırmızı ışıkta durmak hakkı olduğu halde durmamak. Köşk giderlerinde tasarruf etmek. Eşi ile alışverişe gitmek. Kendisinin ve aile fertlerinin giderlerini hiç bir şekilde devlet ödetmemek. Hemşehrileri de dahil hiç kimseye torpil yapmamak... gibi Ama Sayın Sezer'in olumsuz kabuk edilecek davranışları da vardı: Halkla arasına bir mesafe koydu, sembolik bir kaç tören dışında halkın içine karışmadı, halkla bütünleşmedi. Önemli siyasi ve toplumsal krizlerde anayasal yetkisi olduğu halde insiyatifi eline alıp krizin giderilmesine katkı sağlamadı. 7 sene boyunca yalnızca bir kere yurt dışına çıktı. Devletimizin dış dünyaya açılma çabalarına katkı sağlamadı. İçinden çıktığı toplumun manevi değerlerine yabancı kaldı. Ve, ve, ve,... En önemli bir eksi olarak, TARAFSIZ BİRCUMHURBAŞKANI OLAMADI. Tabii ki hiç kimse tamamen tarafsız olamaz. Ama bazı davranış ve hareketlerini frenleme gayreti gösterip bir çaba içinde olabilir. Toplumumuzun % 70 lik bölümü sağ çizgide olduğu halde açıkça ve net olarak sol görüşü destekledi, atamalar ve bazı konularda taraf olduğunu saklama çabası göstermedi Evet insanlar bu makamlara gelirler giderler...A ma bıraktıkları iz ve imaj önemlidir. Gelelim yeni Cumhurbaşkanımıza.   Bir Cumhuriyet Bayramımızda doğan; CUMHUİYETİMİZİN BAŞKANI   Evet İDDİA EDİYORUM. FARKLI BİR CUMHURBAŞKANI OLACAKTIR Sayın Gül. Öncelikle tolplumunun manevi değerlerinden kopuk olmayacaktır. İçinden çıktığı topluma yabancı değildir. Toplumu ile bütünleşecektir. Sivil toplum kuruluşları dernekleri ile yakın temasta olacaktır. Görüşme günleri düzenleyecektir. Hatta ve hatta sıradan bir vatandaş da isterse belirli randevu form... Devamı

BİRA - BİRA - BİRA : Nedir, Ne Değildir ?

2007-08-30 18:24:00

                     Çok seveni olan ve üzerinde doğru olan olmayan çok şey söylenen bira bakalım nedir ?   1 - Bira, çimlendirilmiş arpanın özel işlemden geçirilmesi ve mayalanması sonucu elde edilir. İçinde % 5-7 oranında etil alkol vardır.  Kesinlikle alkollü içki sınıfındandır. Bir tek şie bira bile trafik kazalarına sebep olabilecek derecede sarhoşluk yapabilir.   2 - Alkolsüz bira diye piyasaya sürülen bira, normal biranın etil alkol oranının vakumla  % 1 1,5  oranına düşürülmesi ile elde edilir.   3 - Almanyadaki alkoliklerin hemen hepsi bira içerek  akıl hastanelerine veya hastanelere düşmektedirler.   4 - Bira bir gıda değildir. Bira ve şarap İnsanın beslenmesinde çok önemli olan A, B1, D ve C vitaminleri içermz. Birada çok düşük gıda değeri olan karbonhigrat, az miktarda protein vr yine çok düşük miktarda iki tip B vitamini bulunur. Ancak bu maddeler basit yiyeceklerde dahi çok miktarda bulunur.   5 - Bira taş düşürmez.  Biranın taş tüşürdüğü konusunda yanlış kanaat zihinlerde  yanlış olarak yerleşmiştir. İdrar arttırıcıetkisi bilinmektedir Ancak aynı sonuç kaynak suyu ve  ıhlamur içenlerde de olur.  Bilinenin aksine  içinde etil alkol olduğu için idrar yollarında ödeme sebep olup taş düşürmeyi geciktirici ve zorlaştırıcı etkisi vardır.   6 - Bira alkollü içki olduğunda diğer tüm alkollü içkiler gibi siroz sebeplerindendir   7 - Tüm alkollü içkiler  beyin dokusunda tahribata sebep olur. . 8-. Alkol kalp kası üzerinde doğrudan doğruya etki yaptığı kesindir. Uzun müddet içki kullananlardır alkolün kalp ve iskelet kaslarında bozukluklara yol açtığı bilinmektedir. Sadece bira içmekle meydana gelen kalp kası hasarları belirlenmiştir.   9 - Bira içmenin bayanlarda göğüs kanseri riski, erkeklerde ise ise böbrek, mesane ve rektum ( kalın bağırsağın sok kısmı ... Devamı

CUMHURİYET BAYRAMINDA DOĞAN CUMHURBAŞKANI

2007-08-28 21:06:00

      Cumhuriyet Bayramımızda doğan.Cumhuriyetimizin Başkanı. Hoş geldin Cumhuriyetimizin başına. Hayırlı olsun Zatı Alinize ve Yüce Miiletimize.. Kim ne derse desin, iyi bir Cumhurbaşkanı olacağına inanıyorum,Milletimizin çoğunluğu gibi.Halim selim, yani yumuşak huylu. Gerçek Beyefendi.Donanımlı.ve saygın. Devlet adamı olarak deneyimli. Yabancı dil bilen. Milletinin bağrından çıkan.. Milletinin değerleri ile donanmış.. Ve de inançlı..İnadığı yolda güçlü ve mücadeleci. Yeterince cesur. Kararlı ve kendinden emin.. İyi bir Cumhurbaşkanı olacaksın. Yüce Milletimizi en iyi şekilde temsil edeceksin, biliyorum. Senin tökezlemeni bekleyenler, umduklarını bulamayacaklar. Peşin hükümle seni engelleme savaşı verenler yanıldıklarını görecekler. Atatürk ve İsmet İnönü'den sonra bu makama en layık kişisin. Sevinçliyim ve mutluyum. O benim Cumhurbaşkanım diyebileceğim bir Cumhurbaşkanım var artık. Sade bir vatandaş olarak sizi kutluyorum. Bu zor görevde Başarılı olmanız için Yüce Allah'a dua ediyorum Saygılarımla efendim... Devamı

İnsanın Allah'a En Yakın Olduğu An

2007-08-26 11:07:00

                                                                      SECDE   İbadetlerin en önemlisi NAMAZ dır. Namaz ibadetinin en önemli ve anlamlı bölümü SECDE dir. Ve SECDE İNSANIN ALLAH’A EN YAKIN OLDUĞU ANDIR.   Secde tam bir acz ifadesidir. Tam bir boyun eğiş ve teslimiyettir. Nefsini, gururunu simgeleyen alnı ve burnu yerdedir. Secde insanın yaratıcısını karşısında bir HİÇ olduğunun kabulüdür. Evrende tam 300 milyar galaksi vardır. Her galakside Güneş’imiz gibi 300 milyar yıldız vardır. Her yıldızında Dünya’mız  gibi ortalama 8 – 10 uydusu vardır. Bu muazzam oluşum içinde  Dünyamız özeldir. Dünya üzerindeki  toplam sayısı yalnızca 6-7 milyar olan insanın her biri de özeldir. Hiçbir insanın maddi ve manevi eşi ve benzeri yoktur. İşte bu insana Allah ruhundan üflemiş, yani kendi özelliklerinden vermiştir. Evrenin bir ucundan diğer ucuna mesafe, beklide 50 milyar ışık yılıdır. Bir saniyede 300 bin kilometre yol alışla 50 milyar yıl. Yüce Allah secde anında bütün bu mesafeleri yok eder, yanına yakınına gelir. Yine bizim ölçülerimizle, bize saniyenin binde biri  kadar bir mesafede ve  yakınımızdadır. İŞTE  SECDE BÖYLE ÖNEMLİ BİR ANDIR. Ne sıkıntısı, ne derdi ve isteği varsa insan  işte bu anda istemelidir. Evet, insan Yaratıcısına ne kadar iyi kulluk etmiş, iyi ahlaklı bir insan olmaya gayret etmiş, ve de Yaratıcısına verdiği sözü yerine getirmişse, yani  tevbe ettiği günahlarına geri dönmemişse, O’nun yanında kredisi o oranda büyüktür. ALLAH’TAN  İSTEMEĞE,  İSTEĞİNİN YERİNE GETİRİLMESİNİ  BEKLEMEYE YÜZÜ VE  HA... Devamı

Kur'an'a Karşı Yükümlülükler

2007-08-26 11:03:00

    KUR'AN'A KARŞI YÜKÜMLÜLÜKLER Kur’an’a Karşı Yükümlülükler Toplam olarak 105 ayette ele alınmıştır. Kur’an insanlara gelmiştir., Bu sebeple, insanların O’na karşı görevleri ve yükümlülükleri söz konusudur.        Kur’an’a İman Etmek: ( 94 ayette  )     Dinde iman yani inanmak en önde gelen yükümlülüktür. Dinimizin inanç esaslarından biri de Kur’an’a inanmaktır. Bu husus Kur’an’da 94 kadar ayette işlenmiştir.     Örnekler:     " Ey inananlar, Allah’a, Resulüne, Resulüne indirdiğimiz Kitaba inanın (... )" ( 4 / 136 )     " limde ileri gidenler: ‘ O’ na inandık, hepsi Rabb’imizin katındandır. ‘ derler. (... ) " ( 3 / 7 )     " Ve kendilerine ilim verilmiş olanlar da O Kur’’an’ın Rabb’inden gelen gerçek olduğunu bilsinler de O’ na inansınlar; böylece kalpleri O’ na saygı duysun. (... )  ( 22 / 534 )                Kur’an’ı Okumak ve O’ nunla Amel Etmek ( İş ve davranışlarını düzenlemek ) - 10 ayette -                     Kur’an, sadece Arapça orijinalinden okunup dinlenen bir nağmeden, lâhuti ( İlâhi – Allah’la ilgili ) bir sesten ibaret değildir; gerçekleri insanlara bildiren bir söz, bir Kitap’tır. Hz. Peygamberimizin şahsında bütün insanlara hitap etmektedir.        Örnekler:       " O Kitâb’tan sana vahyedileni oku ve namazı da kıl. ( ...) " ( 29 / 45 )       " Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. (...) " ( 43 / 43 )      " Allah’ın Kitâbını okuyanla... Devamı

CENNETE GİDEN YOL ..?

2007-08-23 10:18:00

                          5 Milyon Doları Ver Cennete Git Kudüs'ün Zeytin Tepesi'nde yer alan mezarlıktaki kabirlerin fiyatı 1 ile 5 milyon dolar arasında değişiyor. Üç büyük dinin kutsal mekânlarına ev sahipliği yapan Kudüs kentinde, Yahudilerin önemli tapınakları bulunuyor. Zeytin Tepesi olarak adlandırılan bölgedeki mezarlık ise en dikkat çekici mekanlardan biri. Yahudi inanışına göre çarmığa gerilen Hz.İsa bu tepeden kutsal Büyük Mezar Kilisesi'nin bulunduğu bölgeye götürüldü. İnanışa göre kıyamet koptuğunda Sırat Köprüsü bu güzergâhta kurulacak, bu nedenle mezarı burada olan Yahudiler sorgusuz sualsiz cennete gidecek. Bu inanış mezarların fiyatının 1 milyon dolar ile 5 milyon dolar arasında değiştiği ifade ediliyor. Hıristiyanların en önemli kutsal mekânlarından biri olan Büyük Mezar Kilisesi de ziyaretçi akınına uğruyor. Hz. İsa'nın çarmıha gerildikten sonra toprağa verildiği yer olarak bilinen kiliseye giden Hırıstiyanlar, Hz. İsa'nın cenazesinin yıkandığı musalla taşının başında dua ederken, Yahudilerin en çok ziyaret ettiği yer Ağlama Duvarı.                              Yukarıdaki haber, 21/08/2007 tarihli Hürriyet Gazetesinden. İnsanlığın 21. yüzyılda din anlayışı hakkında  önemli bir gösterge. Cennetin yolu da milyon dolarlardan geçiyormuş demek ki..         Milyon dolarlar bilindiği gibi sıradan bir zenginde değil, ancak süper zenginlerde bulunabilen bir para. Milyon dolarları olanlar, dünya haayatında konuya yalnızca maddi açıdan baktığımızda zaten bu dünyanın maddi cennetinde yaşıyorlar. Bu insanlar, mezar yatırımı da yaparlarsa, öbür dünyalarını da yani ahiretlerini de garanti altına almış oluyorlar.         ... Devamı

BİR DE BU PENCEREDEN BAKIN

2007-08-22 22:18:00

            Yüce Allah insana yükümlü kıldığı, yani farz kıldığı her şeyin bir hikmeti ve  özellikle insanın kendisine  faydası vardır. Bunların başında namaz ibadeti gelir. Bu yazıyı İNSANIN ALLAH’A EN YAKIN OLDUĞU AN isimli yazıma bir yorumla katkıda bulunan bir kardeşimin verdiği ilham sebebiyle yazıyorum. Bu kardeşim namaza başlamağa niyetlenmiş ama, nefsini yenip bir türlü başlayamıyormuş. Bu başlangıçta herkeste böyle oluyor. Nefsiyle muhasebe ve mücadele . – Başlayayım mı, başlamayayım mı ? Başladım mı sürdürmem lazım. Günde beş vakit. Abdest alacaksın ve namaz kılacaksın. Bu işi becerebilir miyim ?  Ya başaramazsam ?  Yarıda bırakırsam. Allah'a karşı mahcup olursam. Evet bu muhasebe herkes de böyle oluyor. Bu iç hesaplaşmaya başlayanlar mutlaka namaza başlarlar. Bu değerli kardeşim üzülmesin. Gönlüne namaz ilhamı düşenlerde bu iç hesaplaşma ne kadar uzun sürerse, sonuç da o kadar başarılı olur. Başlarlar ve namazı bir daha terk etmezler. Namaza yeni başlayanlar ile ilgili olarak değerli Hocamız  Süleyman Ateş’in verdiği bir bilgiyi de burada arz ediyorum: Namaza , hangi yaşta olurla olsunlar muntazaman kılmaya başlayanlar için, geçmiş kılmadıkları dönem için kaza mükellefiyetleri yoktur. Yeni ve beyaz bir sayfa açmışlardır. Onlar için geçmiş değil gelecek önemlidir. Muntazaman devam ettirmeye çalışacaklardır. Bakın bu başlangıç ile birlikte kişide ne gibi değişim ve gelişmeler olur: **  Eksiklik ve suçluluk duygusu yok olur. Yaratanına karşı görevini yapmanın, sorumluluğunu yerine getirmenin huzuru tüm benliğini sarar. Suçluluk duygusundan ve tedirginlikten kurtulur. Hayatı bir başka anlam kazanır. ** En önemli ibadet Allah’ı anmaktır. Namaz bu işlevi yerine getirmenin en önemli ve garantili yoludur. İnsan ruhu ancak Allah’ı anmakla gerçek huzuru  bulur, sükuna erer ve mutluluğa adım atar. **  Allah’ı anmakla kişi nefsinin kirler... Devamı

EZBERİMİZİ BOZALIM !

2007-08-20 15:50:00

      EZBERİMİZİ  BOZALIM !                    İnsanlar için en kolay şey, belirli bir düşünce,  fikir ve ideoloji açısından dünyaya ve olaylara bakmaktır. Bu insanı  devamlı düşünme, strateji geliştirme gibi yoğun ve zor zihni faliyetlerden kutarır. İnsan etrafına  çelikten bir duvar örüp içine kendisini hapseder ve belirli kalıplar içinde düşünüp hayatı ve olayları yorumlayarak kendisini korumaya alır ve daha rahat yaşar.           En zor şey, alışkanlarından sıyrılmak, zihni faaliyetler bakımından da, başka pencerelerden bakmak yani ezberini bozmaktır. Sonunda da insan gerçeği bulamaz, zamana uyum sağlayamaz.          Bu tür davranış biçimi Allah'ın insana verdiği akıl nimetinden yeterince faydalanamama sonucunu doğurur. Ama Yaratıcı'nın amacı bu değildir. Kur'an'da akıl kelimesi tam 49 yerde geçer.  Fiil olarak, akıl erdirmek, aklı çalıştırmak, aklı kullanmak şeklinde.               İşte iki örnek:        '' Andolsun ki, size bir kitap indirdik ki, bütün şanınınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak  mısınız ? ''  ( 21 Enbiyâ,10 )         ''  Ey Kavmim ! Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; Benim ücretim ancak beni yaratana aittir. Artık aklınızı kullanmayacak mısınız ?  ( 11 Hûd,51 )          Bütün bunlara rağmen inançlı insanlarımızın çoğunluğu; bu 21. yüzyılda, bu bilgi çağında ve bilgiye ulaşmanın saniyelerle gerçekleştiği bu anda hâlâ;        * Kur'an'ı ibadet olarak Arapça öğrenip okumakla sorumluluklarının bittiği... Devamı

Doğru Diye Bildiklerimiz Doğru mu ? - 1

2007-08-20 15:48:00

      Yüzde 90 - 95 i Müslüman olan ülkemizde  aşağıda belirttiğim  konular  beni üzüyor, tedirgin ediyor ve mutsuz kılıyor.             **  Bu dini bize uygun gören   Müslümanlıkla bizi şereflendiren yüce Yaratıcımızın  dinimizi tanıtan, kurallarını, emirlerini ve nasihatlarını içeren Kitabı Kur'an, tek bir harfi dahi değişmeden  1400 yılı aşarak günümüze kadar gelmiştir ve elimizdedir. Onun kuralları ve çerçevesi belirlidir Fakat dini uygulamamızda ve yorumlamamızda  çok büyük farklılıklar nereden gelmektedir ?              **   Kur'an Allah'ın  mesajı, emri ve nasihatlarıdır. Arapça inmiştir. Çünki Arap bir kavme inmiştir. Arap milletinin ve dilini yüceliğinden, özelliğinden değil.          **  Kur'an'ın indirilme amacı  anlaşılmak ve mesajının insanlığa ulaşmasıdır. Fakat uygulamada bu birincil amaç bir kenara atılıp Arapça orijinalinden ibadet kasdıyla okuma öne çıkmaktadır.          **  Kur'an dirilere inmiştir ve onlara gönderenin mesajıdır. Fakat uygulamada ölülerin arkasından daha çok okunmaktadır.Bu çelişkiyi neden hala sürdürüyoruz ?         **  Kur'an Peygamberimize inmiştir. Vahyolunmuştur. O, Kur'an'ı  maddi ve manevi tüm benliği ile özümsemiştir. Biz de onu Arapça aslından okuyup onun ruhuna gönderiyoruz. Bu iadenin bir anlamı ve dayanağı var mı ?      **  Bir de bir hadis tutkunluğu ve aşırı ilgisi var. Bilindiği gibi Dinimizin gerçek dayanağı Kur'an'dır. Gerçektir. Tek bir harfi dahi değişmeden günümüze 1400 yılı aşarak korunarak gelmiştir.Bu koruma 15 / 9 ayeti ile Rabbimizin garantisi altındadır. Kur'an'la karışmaması için Peygamberim... Devamı

Doğru Diye Bildiklerimiz Doğru mu ? - 2

2007-08-20 15:45:00

                Evlerimizdeki televizyonlarda çokça gösterilen Amerikan ve Avrupa ülkeleri filmlerinde sıkça kiliseleri görüyoruz, izliyoruz.  Allah’a eş koştukları İsa Peygamber’in, Meryem Ana’nın heykelleri önünde tapınıyorlar, ibadet ediyorlar.  İçimizden kınıyoruz. Allah’a eş koştuklarını düşünüyoruz. Ve ŞİRK de en büyük günahtır, biliyoruz.           Ya  biz ne yapıyoruz, değerli Müslüman kardeşlerim:    İnanç sistemimizde  çok yerinde bir  kural ve kabul ile putlaştırılmaması için  sevgili Peygamberimizin resim ve heykelini yapamıyoruz.  Yapabilsek kınadığımız Hıristiyanlar gibi ibadethanelerimizde yani camilerimizde  baş köşelere koyup  onu kutsayıp, bir şekilde  karşısında saygı gösterisinde bulunmayacak mıydık, putlaştırmayacak mıydık zannediyor sunuz ?      Fırsatını bulduk mu, insanlığın en büyük  zaafı olan şirk huyumuzu ortaya koyuyoruz. Peygamber’imizin sakal kılları için saygı törenleri, ayinleri düzenliyoruz. İyi ki  resim ve heykellerini yapmak yasak ve dinimizde ayin yok. Yoksa; bu işi de abartır ve Hıristiyanları da geçerdik.      Fakat  ve iyice bir düşünelim. Bu şirkleştirme davranışlarımızı tamamen önleyebildik mi ?  Peygamber’imizin de onaylamayacağı davranışlarımızdan vazgeçtik mi ?      Evet, ne yapıyoruz ?  Resmini ve heykelini yapıp Camilerimize koyamıyoruz ama  MUHAMMED yazısını Arapça  orijinal şekliyle yazıp, ibadethanelerimizde ve hatta evlerimizde ALLAH yazısı ile birlikte  yüksekçe yerlere ve ALLAH yazısı ile birlikte, yan yana ve eşit yükseklikte asmıyor muyuz. ? Nerede görülmüştür ki  Aslı ile elçisi benzer ve hatta eşit saygı ile anılır ? Özellikle birisi bu muazzam kainatın yaratıcısı ve her şeyden münezzeh YÜCE ALLAH, diğeri ise, faniler... Devamı

SESLİ AZINLIK - SESSİZ ÇOĞUNLUK

2007-08-15 16:54:00

         SESLİ AZINLIK, SESSİZ ÇOĞUNLUK.     Yakın zaman önce, Cumhuriyet mitingleri ile kıyametler koparıldı. Yüz binler milyonlar meydanlarda oldu. Bir feryat, bir figan. Nutuklar, söylevler. Haberler, fotoğraflar, yazarlar, yazılar; makaleler, makaleler. Cumhuriyet elden gidiyor !     Bu sesli ve çok şamatacı çoğunluk gibi görünen, gösterilmek istenilen azınlığın karşısında, telaşsız sakin ve sessiz çoğunluk. İzledi, izledi, gözlemledi ve kararını verdi. Cumhuriyete ben sahibim. Cumhuriyet elden gidemez. Halk rey sahibi ise, seçim varsa, Cumhuriyet de vardır. Cumhuriyet budur !   Sesli azınlıkta, bir şaşkınlık, olanları kavrayamamak. Kabullenememek ve yine öfke. Halkına güvensizlik, kırgınlık, kızgınlık...Yine felaket senaryoları. Yine gizli ve açık askere davetiye. Askerle korkutma !     Eski fikirleri ve söylemleri sebebiyle Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olmamalı ! Çünkü o bizden, bizim azınlığımız içinden biri değil.    İnsanlar değişim ve gelişim içinde olamazlar mı ?    --  Nayır, nolamaz !    Buna ne denir biliyor musunuz ? Eski ve güzel bir Anadolu deyimi ile:    DOĞMAMIŞ ÇOCUĞA DON BİÇMEK ... Devamı

İmamların Fazla Mesai İsteği

2007-08-14 20:17:00

                  Kısa bir süre önce gazetelerde çıkan  aşağıdaki haber dikkatimi çekmişti. Haberde görüldüğü gibi eski Diyanet İşeleri Başkanımız konuyu güzel yorumlamış. Fakat bende takıldığım bir iki yönünü belirtmek istiyorum.   İMAMLARIN sabah ve yatsı namazları için fazla mesai isteği, "ya imamlar greve giderse" tartışmasını başlattı.        Eski Diyanet İşleri Başkanlarından AKP’li Said Yazıcıoğlu, "imam grevi" için "Çok uçuk ve tuhaf bir şey olur. Biraz fantezi" dedi. "Ancak, sendikal hak verildiğine göre, ne kadar uçuk gelse de grev işi de gündeme gelebilir" diyen Yazıcıoğlu, şunları söyledi: "Mesai saatlerinin çokluğundan söz ediliyor. Doğrudur, sabah ve yatsı diye baktığınız, normal çalışanların mesailerinin dışına taşan zaman uzun bir süreye yayılıyor. Ama, günde beş vakit namaz, hepsini topladığınız zaman süre olarak çok fazla bir vakit de olmayabilir. Karşılanabilecek bir talep olduğunu sanmıyorum. Çok uçuk ve tuhaf bir şey olur, grev. Ama, sendikal hareket olduğu zaman benzeri şeyler de olabilir. Doğrudur, hafta sonu tatilleri de yok imamlarımızın. Ama yaptıkları iş, her inanan insanın beş vakit yapması gereken bir ibadet türü. Devlet bunun karşılığında da para veriyor. Ama uçuk olsa da grev gündeme gelebilir."       Evet, din adamları bizim ülkemizde Devlet himayesinde ve memur statüsündedir. Fakat böyle bir görev sıradan bir memuriyet gibi düşünülebilir mi. Yaptıkları iş bir memuriyet mesaisi gibi algılanabilir mi ? Bu konularda tereddütlüyüm.       Mesai gibi algılanılırsa, beş vakit namaz için toplam çalışma saatleri günde iki saati geçmez. Fakat konunun önemli tarafı, bu görev bir inanç işidir, gönül işidir. Gönüllülük gerekir. Bir imam statü olarak devlet memurudur fakat yaptığı işi mesai olarak algılamak bana ters geldi.       Tüm ins... Devamı

DİNCİ Kelimesini Beğeniyor musunuz ?

2007-08-14 13:49:00

            DİNCİ Kelimesini Beğeniyor musunuz ?        Bu sorum dini inançları zayıf olanlara ve hiç olmayanlara değil, birazda olsun inanç sahibi olanlara. Son 10 – 15 senedir. Dinci aşağı, dinciler yukarı. Türkçe’mizde bu kelimenin karşılığı olarak dindar kelimesi kullanılıyordu. Ne oldu da, bu kelimeden vazgeçildi de yerini dinci kelimesi aldı.      Önceleri dini inançları yaşayanları isimlendirme açısından bir kademelendirme vardı. Dini inançları biraz güçlü ama katı olmayan insanlara, yani ılımlı olarak kendi halinde dini inançlarını yaşayanlara dindar denirdi. Dini inançları biraz daha güçlü olup, her konuya inanç açısından yaklaşanlar mutaasıp diye isimlendirilirdi. Taassupta daha ileri gidip, belirli görüş ve yorumlara sıkı sıkıya bağlı, müsamahasız kişiler de bağnaz veya yobaz diye nitelendirilirdi.        Son yıllarda artık bu kademelendirme genellikle ortadan kalktı. Ve tüm inançlılar DİNCİ diye isimlendirilir oldu. Dinci ne demek, inançlı insanlar din mi alıp satıyor ? Tüm inançlıları aynı kefeye koymak doğru mu ?       Kendini dindar grubunun içinde gören, kendi halinde inançlarını yaşayan, yobazlığa, inançsızlardan daha fazla karşı olan ben, bağnazlarla aynı platformda görünmekten rahatsız oluyorum.       Dindar kardeşlerim, siz ne der siniz ?... Devamı

ZAMANIMIZDA KÖLELİK VAR MIDIR ?

2007-08-13 10:27:00

    Böyle bir soruya hemen: Tabii ki yok. Bu 21. Asırda kölelik olabilir mi ? Herkes hürdür, şeklinde cevap verilecektir. Evet ilk bakışta bu cevap doğru gibi görünüyor.           Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1948 yılında aldığı bir karar ve sonucunda ilan ettiği İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ nin 4. Maddesi, Avrupa ülkeleri 1950 yılında kararlaştırarak yürürlüğe koydukları Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ‘ nin 4. Maddesi ile insanların kul ve köle edilmesini reddetmiş ve yasaklamıştır. Ülkemizde bu beyanname ve sözleşmeler kabul edilmelerinden sonra kısa süre içinde onaylamıştır.         İNSANLIK BU OLAYI NE GÜZEL ÇÖZÜMLEDİ değil mi ?        Gelelim konunun dini yönüne . Kur’an’da kölelik ile ilgili hükümlere bir göz atalım: Özet halinde ayet hükümleri :       *** Köle ve cariyeleri hürriyetine kavuşturun ( 2/177, 3/35, 4/92, 5/89, 24/33, 58/3, 90/12-13 )       *** Kazaen öldürülen mümine karşılık köle azat ediniz. ( 4/92 )      *** Zihar yapan ( karısını kendisine haram kılan ), ceza olarak köle azat etmeli ( 58/3 )      *** Bekarları ve köleleri evlendirin ( 24/32 )     *** İnançlı bir köle ile nikahlanmak, müşrikle nikahlanmaktan daha hayırlıdır. ( 2/221 )     *** Kölelere iyilik ediniz ! ( 4/36, 16/71 )    Görüldüğü gibi dinimizin kaynağı Kur’an’da kölelik yasaklanmıyor. Fakat, köleleri azat etmek ve onlara iyilik etmek tavsiye ediliyor. Ceza müeyyideleri içinde, köle azat etmek de var.      Dinimize ve Kur’an’a itiraz noktalarından önemli bir konu da bu . Bu gün insanlığın reddettiği ve yasakladığı kölelik neden dinimizde aynı şekilde reddedilmiyor ?    Değerli okurlar düşünelim. Bu gün insanlı... Devamı

ÖLÜM KORKUSUNDAN KURTULMAK İSTER MİSİNİZ ?

2007-08-11 18:09:00

        İnsanların korkuları olur. Çeşit çeşit ve her insanda farklı. **  Bazıları karanlıktan  korkar, bazıları da fazla aydınlıktan, ve loş mekanlar arar **  Bazı kişiler yalnızlıktan korkar, bazıları da kalabalık içinde olmaktan… **  Bazı insanlar hastalık hastasıdır. Her an kendini dinler, iki saatte bir vücut ısısını ölçer. **  Kimilerinde yükseklik korkusu vardır. Kimileri de kapalı yerlerde kalamaz. Bu listeyi uzatıp gidebiliriz.  Belki de insan sayısı kadar korku çeşidi vardır. Fakat tüm insanlarda diye genelleyebileceğimiz bir korku çeşidi  daha vardır, ÖLÜM KORKUSU. Ölüm korkusu da herkeste farklı sebeplere dayanır. **  Bazıları sevdiğinden   veya sevdiklerinden ayrılacağı için, ** Bazı kişiler de  dünya yaşantısına ve zevklerine doyamadıkları  için  ölümden korkarlar. **  Genellikle de  ölümle yok olup gitmekten… Evet, ölüm korkusu az veya çok herkes de vardır. Ama bazı kişilerde çok fazla… Öyle ki tüm yaşamlarını kavrar ve kapsar. Her an ve her dakika bu korkunun etkisindedir. Bu korkunun esiridirler. Kabussuz ve rahat bir uyku uyuyamazlar. Ben size bir ilaç ve bir reçete önereceğim. Bu korkunuz yok olacak.  Daha huzurlu ve mutlu bir yaşamınız olacak. Bu korkunun ilacı nedir, biliyor musunuz ?  ALLAH SEVGİSİ Allah’ı severseniz, ama  gerçekten severseniz. Gerçek gücünü sanatını, büyüklüğünü, adaletini ve tüm özelliklerini tanıyıp severseniz. Bu korkudan kortulacaksınız. Gerçek Allah sevgisine de  ulaşmak öyle de kolay ki … **  Allah’ın tüm özellikleri Kur’an’da verilen isimleri ve sıfatlarında saklıdır. Her isim ve sıfatı tek tek  ele alıp, anlamağa, kavramağa çalışacaksınız. Ve de bu isim ve sıfatlar  ile Yüce Allah’ı anmağa…  Ayrıca  tüm canlı ve cansız yaratılmışları, yani eserlerini inceleyeceksiniz.     Emsalsiz... Devamı

BİR DE BU PENCEREDEN BAKIN !

2007-08-06 22:22:00

                Yüce Allah insana yükümlü kıldığı, yani farz kıldığı her şeyin bir hikmeti ve  özellikle insanın kendisine  faydası vardır. Bunların başında namaz ibadeti gelir. Bu yazıyı İNSANIN ALLAH’A EN YAKIN OLDUĞU AN isimli yazıma bir yorumla katkıda bulunan bir kardeşimin verdiği ilham sebebiyle yazıyorum. Bu kardeşim namaza başlamağa niyetlenmiş ama, nefsini yenip bir türlü başlayamıyormuş. Bu başlangıçta herkeste böyle oluyor. Nefsiyle muhasebe ve mücadele . – Başlayayım mı, başlamayayım mı ? Başladım mı sürdürmem lazım. Günde beş vakit. Abdest alacaksın ve namaz kılacaksın. Bu işi becerebilir miyim ?  Ya başaramazsam ?  Yarıda bırakırsam. Allah'a karşı mahcup olursam. Evet bu muhasebe herkes de böyle oluyor. Bu iç hesaplaşmaya başlayanlar mutlaka namaza başlarlar. Bu değerli kardeşim üzülmesin. Gönlüne namaz ilhamı düşenlerde bu iç hesaplaşma ne kadar uzun sürerse, sonuç da o kadar başarılı olur. Başlarlar ve namazı bir daha terk etmezler. Namaza yeni başlayanlar ile ilgili olarak değerli Hocamız  Süleyman Ateş’in verdiği bir bilgiyi de burada arz ediyorum: Namaza , hangi yaşta olurla olsunlar muntazaman kılmaya başlayanlar için, geçmiş kılmadıkları dönem için kaza mükellefiyetleri yoktur. Yeni ve beyaz bir sayfa açmışlardır. Onlar için geçmiş değil gelecek önemlidir. Muntazaman devam ettirmeye çalışacaklardır. Bakın bu başlangıç ile birlikte kişide ne gibi değişim ve gelişmeler olur: **  Eksiklik ve suçluluk duygusu yok olur. Yaratanına karşı görevini yapmanın, sorumluluğunu yerine getirmenin huzuru tüm benliğini sarar. Suçluluk duygusundan ve tedirginlikten kurtulur. Hayatı bir başka anlam kazanır. ** En önemli ibadet Allah’ı anmaktır. Namaz bu işlevi yerine getirmenin en önemli ve garantili yoludur. İnsan ruhu ancak Allah’ı anmakla gerçek huzuru  bulur, sükuna erer ve mutluluğa adım atar. **  Allah’ı anmakla ki... Devamı

DOĞRU BİR TANEDİR

2007-08-05 21:29:00

        EĞRİNİN SONSUZ ÇEŞİDİ VARDIR FAKAT DOĞRU BİR TANEDİR   Matematikteki eğri çizgilerin, insan hayatındaki eğri, yanlış ve hatalı davranışların sonsuz denebilecek kadar çok çeşidi vardır. Fakat, matematikteki doğru çizginin bir tane olduğu gibi insanların davranışlarında da gerçek ve doğru olan yalnızca bir tanedir. Din alanında da böyledir ve böyle olmalıdır. Ama uygulamada tuhaf ve mantık dışılıklar da gündemde. İki türlü din yaşantısı, yorumu ve uygulamaları var hayatımızda. Birincisi klasik,  kişilerin yani mezhep imamlarının  yorum ve uygulamalarına dayalı, geleneklerin dinleştiği; bir ölçüde hurafelerden kendini kurtaramamış, hadislerin  sahih ve uydurma olup olmadığına dikkat edilmeden kabul edildiği geleneksel din yaşantısı. Diğeri  son 20 yıldır, öne çıkmağa başlayan, kişilere değil Kur'an'a endeksli, gerçeği bulma ve uygulama  ağırlıklı , araştıran inceleyen Müslümanlık anlayışı. Bu geleneksel ve geleneklerin dinleştirildiği dini çevrelerde dikkati çeken bir uygulamayı burada arzediyorum: Bazı sayın ve isimlerinin önlerinde Profesör, Doktor, Doçent gibi ünvanlar da bulunan zatlar; televizyon programlarında dinleyicilerinin, bazı gazetelerde de okuyucularının sorularına cevap veriyorlar:  '' Bu konuda doğru .... mezhebine göre şöyledir, .... mezhebine göre şöyledir, .... mezhebine göre böyledir.......  ''   Bir konuda ve dini konularda bir çok doğru olmaz. Doğru bir tanedir. Bu doğru da dini konularda Kur'an'da belirlenen veya Kur'an hükümlerine ve  ruhuna uygun sünnet ve hadislerdedir. Bunları araştırıp bulmak gerekir.  ... Devamı

Kur'an'ın Anlatımındaki Dağınık Görüntü

2007-08-05 21:25:00

      ANLATIMDAKİ DAĞINIK GÖRÜNTÜ        KUR’ANIN TERTİP ÖZELLİĞİ            Kur’an daha önce de belirttiğimiz gibi, 22 ylıdan fazla bir sürede yani 22 yıl 2 ay 22 gün devam eden sürede parça parça inmiştir. Sure ve ayetlerin dizilişi bu iniş sırasına göre değil, Peygamberimiz tarafından yine vahiyle yapılan bir düzenlemeye göredir. Kur’an’da bu gün art arda bulunan sure ve ayetlerin aralarında,iniş süreleri bakımından birkaç , hatta birkaç senelik zaman farkı olanlar vardır. Kur’an mevcut düzeni bakımından, insanlığın bildiği tanıdığı tüm kitap örneklerine aykırı bir özelliktedir. Kur’an’ın diğer kitaplar gibi bir önsözü yoktur. Ve yine diğer kitaplarda olduğu gibi, sınırlı konuları içeren bir bölümlenme ve konu başlıkları yoktur.      Farklı konulu ve amaçlı ayetlerin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuştur Öğüt ayetlerinden sonra mücadele ve savaşa ( cihad ) çağrı ayetleri, ondan sonrada hukuk kuralları ile ilgili bir ayet, daha sonra da herhangi bir peygamberin hikayesi ( kıssa ) gelebilmektedir. Bu ve benzeri özellikler ile de alışılmış yazı kurallarına ve bilinen tertip şekillerine uymamaktadır.      Örnek olarak Kur’an’ın 10. sırasında yer alan YUNUS suresi inceleyelim: Bu surede, 1. ve 36. sureler arasında toplam 36 ayetle inkarcıların Kur’an hakkındaki şüpheleri ve bunlara verilen cevaplar ile şüphelerin iptali konusu işlenirken, 37. ayette inanmayanlara Kur’anla meydan okumaya geçilmekte ve bu anlatım 20 ayetle devam etmektedir.          " De ki : ‘ Sizin ortak koştuklarınızdan yaratmayı önce yapacak, öldükten sonra da çevirip tekrar yapacak var mı ‘ ? De ki : ‘ Allah, mahlukatı ( yarattıklarını ) önce yaratır, sonra çevirir yine yaratır. Artık nasıl saptırılırsınız ? ... Devamı