BELDEN AŞAĞI YAZAN BAYAN BLOGCULAR

2007-10-18 14:46:00

  Belden aşağı yani seks konusunda yazmak eskiden erkek yazarlara özeldi. Bu tür yazıları genellikle erkekler yazar ve daha çok da erkekler okurdu. Son beş on yıldır bu işe kadınlar el attı. Yabancı yazarlar ve blogcu kadınlar derken, her yeni şey gibi bize de bulaştı, bu akım. Kadınlardan gelen bu tür kitaplar ve günlükler, erkek yazarlardan daha çok ilgi gördü, reyting aldı yani okundu. Cinsellik, daha doğrusu kadın cinselliğini ön plana çıkarmak, kadın bedenini bu işte kullanmak ve reytinge yani paraya çevirmek,tüm batı da olduğu gibi bizim medyamızında en geçerli yolu haline geldi. En ucuz, en kolay fakat alıcısı en bol bir yöntem. Çünkü ; *** Fikir yok, *** Bilgi yok, *** Araştırma, soruşturma, inceleme gibi zahmet ve emek getirmiyor. *** Bire beş on değil, bire yüz, hatta bin getirisi garanti olan bir yöntem. Bu işleme uygun birkaç hatun bul; bikinili ve tangalı bir çok fotoğrafını çek. Büyük boy olarak sayfaları doldur. Resimlerin altına asparagas ( atmasyon-uydurma ) haber yaz. Okuyucu kitlesi zaten hazır... Sonra ben saygıdeğer basın mensubuyum diye gerine gerine piyasada arzı endam et. Başka... İnternet gazetesi çıkar. Batı medyasında çok bol olan çıplak kadın resimlerinden albümler, galeriler yap... Yüzlerce, binlerce resim... Tıkla da tıkla... Reyting de reyting. Resimler altına yorum iste. Yorum fikir yazılarına olurmuş ne gam... Altına değerli yorumlar yazılsın ?..... Ohhh çok güzel.... Çok güzel göğ......leri var ! Güzeller galerisi, en güzeller galerisi, haftanın güzelleri galerisi... Yerli güzeller galerisi... Sonra....... ? Bir çok erkekle olan ilişkilerini en ince ve rezilce detaylarına kadar analatan bir kitap yaz... 40-50 baskı garanti... Reyting ve para getirisi garanti... Bilge ve büyük hanımefendi pozlarında dünya turuna bile çıkabilirsin.... Daha sonra günlük yani blog yazarı olabilirsin. Fikir yazıları günlük ortalama birkaç yüz hit alırken, her yazın binlerce kez okunacaktır. Meşhur olmak da cabası... Devamı

DEVLET ADAMLARININ DÜGÜNÜNDE TAKI

2007-10-16 14:01:00

Başbakan, Cumhurbaşkanı, bakanlar ve hatta milletvekilleri; yani devlet adamlarının düğünlerinde TAKI ŞIK DEĞİL.   Takı bizim Anadolu düğünlerimiz geleneğinde önemli bir yer tutar. Davet edildiğiniz akrabalarınız, yakınlarınız, eş ve dostlarınızın düğünlerine katılır ve hediyenizi yani takınızı verirsniz.Bu bir yerde faydalıdır da. Düğünde kendi olananaklarına göre büyük masraflara girmiş oğlan ve kız taraflarına bir katkıdır. Ve daha çok da yeni evlenen gençlere, çiftlere beraberliklerinin başlangıcında bir takviyedir. En azından evliliklerinin ilk dönemlerinde hiç olmazsa bir süre için maddi rahatlık sağlar. Varsa borçlarının bir kısmının ödenmesine aracı olur.Yani sosyal dayanışmadır. Tabii ki hediye karşılıksızdır. Ama geleneklerimizdeki uygulamada Sizin hediyelerinizi sunduğunuz kişiler de sizin düğününüzde hediyelerini sunarlar. Güzel bir gelenektir, güzel bir uygulamadır. Devamında kültürümüzün ileriki nesillere aktarılması bakımından da faydalaıdır.   Ama, düğün bir devlet adamının düğünü ise durum farklıdır. Bu düğüne davet edilenler, akrabalar dışında düğün sahibi devlet adamı ile az veya çok menfaat ilişkisi içindedir. Partililer, milletvekilleri bakanlar...Sonra iş adamları...   İşte burada takı konusu bir gösteriş bir yarış ve bu yarışta geri kalmamak, göze girmek, kendini göstermek, fatkedilmek endişelerine sebep olur. Düğün sahiplerini algılaması hiç de böyle olmayabilir fakat davetlilerin ve kamu oyunun yani halkın algılaması böyle olacaktır Ve bilindiği gibi büyük meblağlara varan bir hediye birikimi sonucunu da doğurabilir. Öyle olmasa bile kamu oyu böyle yorumlayacaktır. Aksini de kimselere anlatamazsınız.   Sayın Cumhurbaşkanımızın kızının düğününde de takı takılması engellenebilir, illa hediye sunmak isteyenler için, Mehmetçik Vakfı, Eğitim Vakfı veya Şehit ailelerina bağış öngörülebilir di ki.- bu da olmasa daha şık olurdu. Bu sabah gazetelerdeki toplanan hediyelerin büyük kısmının şehit ailelerine bağışlanacağı ... Devamı

SEHIT AILELERINE VE MILLETIMIZE SESLEN1YORUM. Zalimler Cezalarin

2007-10-12 20:07:00

        Şehit ailelerine ve milletimize sesleniyorum ! Zalimler cezasını bulacaktır ! Bundan emin olun ve bu mübarek ve acılı bayramınızda kalbinizi serin tutun.   Kur'an hükümleri ile bildiriyorum ***   Allah'ın vaadi haktır. ( 4/22, 10/4..... toplam 14 ayette ) ***   Allah vaadinden dönmez (  3/9, 30/6, 39/20 ) ***   Zulmedenler, yakında nasıl bir cezaya uğratıldıklarını, devrileceklerini göreceklerdir  ( 26/227, 14/14, 6/45,  39/24, 8/54 ) ***  Allah'ın azabı zalimler içindir. (  6/47, 11/100-102, 117, 22/45, 27/52, 20/40, 32/22 ) ***   Yalnızca zalim toplum helak edilir ( 6/47, 28/59,  ) ***   Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun ( 11/18, 7/44 )   İnsanların Allah'a karşı yanlışlarının cezası ahirette verilir. Ama insanların  başka insanlara verdiği zararın, zulmün cezası  bu dünyada  verilir ve bunu zarara ve zulme uğrayanlar da görür. Ama buna inanacak ve bekleyeceklerdir. Bu kadar ah edenenin, yürekleri yananların  ahının  karşılığını mutlaka görülecektir. Yüzbinlerinlerin laneti yerde ve gökte  kalmayacak ve mutlaka yerini bulacaktır. Bundan emin olun ve kalbinizi serin tutun. Allah, onları mutlaka  cezalandırcaktır ve  bu cezayı sizler de izleyeceksiniz ! Allah'ın vaadi haktır. Allah'ın hiç bir sözü boşlukta kalmamıştır. Ama biraz sabır gösterin. Çünkü bizim zaman algılayışımız ile Yüce Yaratıcımızın zamanı farklıdır. O'nun için zaman yoktur. Bir saniye de, milyarlarca yıl da O'nun için BİR AN' dır. Allah gayret ve sabır versin. Zalimler mutlaka cezalandırılılacaktır. Yüce Allah sizin intikamınızı alacaktır. Allah'ın vaadi haktır.  ... Devamı

İNSANLARDAN BAZILARI BUNLARA DA TAPIYORLAR !

2007-10-08 13:56:00

  Yüce Allah, sadece kendisine ibadet edilmesini emretmiş, kendisinden başkasına ibadet edilmesini şiddetle men etmiştir. Ancak insanları bu konuda zorlamamıştır. Bu sebeple insanlardan, Allah’tan başkasına tapan yani ibadet edenler vardır. Bunlar: Kur’an’ın sınıflandırması ile: *** İnsanlara fayda ve zarar vermeyen işitmeyen, görmeyen putlar ve heykeller ( 5/76, 10/18, 21/66, 19/42, 29/17,14/35, 26/70, 21/53 ) *** Tağut, ( 5/60, 39/17 ) *** Peygamberler, ( 5/72, 73 ) *** Bilginler ve din adamları, ( 9/31 ) *** Hükümdarlar, ( 4/59, 23/45-47 ) *** Şeytan, ( 36/60-61 ) *** Cinler ve ( 34/41 ) *** Meleklerdir. ( 43/19-20 )   Tağut: Şeytana, putlara, Allah’tan başka tapılan her varlığa, insanı azdıranlara, insanları haktan ve doğru yoldan saptıranlara, hayır yolundan men edenlere, haddi aşanlara, inkar ve sapıklıkta önderlik edenlere, gaybdan ( bilinmeyenden ) haber verdiğini ileri süren kâhinlere- medyumlara- insanların Allah’a ibadet etmelerine engel olanlara denir.   Bazı tarikat hoca efendilerine şeyh ünvanı verip, onları kutsallaştırıp, önlerinde secdeye varmak, peygamber sevgisini aşırı boyutlara vardırıp onu en sevgili ( ki Allah’tır ) ilan etmek, kullandığı giyim eşyalarını ve hatta sakal kıllarını kutsallaştırıp önünde saygı törenleri düzenlemek ( açıkça şirk ) bu kapsamda değil midir ?... Devamı

TAKVA NEDİR ?

2007-10-04 18:26:00

Takva adındaki yerli filmin Oskar ödülüne aday gösterilmesi sebebiyle; 2005 yılı yapımı bu film ve takva sözcüğü son günlerde tekrar gündemimize geldi. Dinimizin ve Kur'an'ın temel kavramlarından birini ifade eden, bilindiği zannedildiği halde tüm kavram kapsamıyla yeterince tanınıp bilinmeyen bu kelimeyi ve içerdiği anlamları açıklamak amacıyla bu yazıyı yazmak ihtiyacını hissettim. Takva kelimesi karşılığı sözlükte: '' Bütün günahlardan kendini korumak. Dinin yasak ettiğinden veya haram olduğundan şüphesi olan şeylerden çekinmek '' Şeklinde tanımlanıyor. Zafer Yayınları'ndan, Ümit ŞİMŞEK' in ALLAH' IN ÖVDÜĞÜ KULLAR isimli eserinde ise Takva sahipleri terimi '' Korunanlar. Yani, Allah'ın buyruklarına ve yasaklarına uygun davranan ve böylece kendi eylemlerinin kötü sonuçlarından kendilerini korumuş olanlar. Yahut, güçlü bir himaye altına girerek korunup sakınmış olanlar. '' şeklinde tarif ediliyor. İşte bu kavramı ve kapsamını açıklayan iki ayet: '' Şu kitap ki, onda hiç kuşku yoktur. Takva sahipleri için o bir yol göstericidir. O takva sahipleri ki, gayba (bilinmeyene) inanırlar. Namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden bağışta bulunurlar. Onlar sana indirilene de inanırlar, senden önce indirilene de. Ahirete de onların kesin bir imanı vardır. İşte onlar ,Rablerinden bir hidayet üzeredirler. Ve onlara kuruluşa erenlerin ta kendileridir. '' ( 2/2-5 ) '' Rabb’inizden erişecek bir bağışlanmayı ve genişliği göklerle yer kadar olup da takva sahipleri için hazırlanmış bir cenneti kazanmak için yarışın. O takva sahipleri ki, bollukta da, darlıkta da Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar, insanların kusurlarını bağışlarlar. Allah ise iyilik yapanları sever. O takva sahipleri, çirkin bir iş yaptıkları, yahut bir günahla nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlarlar, ve günahlarının bağışlanmasını isterler. Zaten Allah't... Devamı

DUVARDAKI ÇATLAK

2007-10-03 21:15:00

Çatlak yalnız duvarda olsa dostlar, no problem ! Tamir edilir, takviye edilir. Olmazsa yıkılır yeniden yapılır. Bu çağda yani 21. yüzyılda büyük çatlamalar bizde yani insanlarda. Çatlaklık insanlarda oldu mu tedavisi, tamiri zor ve hatta yok dostlar... !     *** Çatlaklık kafalarda. Kimin akıllı, kimin deli, kimin manyak, kimin şizofren veya sapık olduğu belli değil son dönemlerde. Medyada her gün şok haberler: * Çocuk yaşta öğrencileri ile cinsel ilişkiye giren özellikle bayan öğretmenler. * Anne babasını dövüp evden atan evlatlar. * Resimlerine bakıyorsunuz bebek yüzlü masum görünüşlüler. Ama etini yemek için insan öldüren yamyamlar. * Zevk için adam öldürenler   *** Cinsellikte çatlamalar çok. Kimin gerçek erkek, kimin gerçek kadın olduğu belli değil. Erkekler kadınlaşıyor. Kadınlar erkekleşiyor. Gayler, lezbiyenler, homoseksüeller, hetero seksüeller....   *** Çatlalık gönüllerde. Kimin dost, kimin düşman olduğu belli değil. İnsanlarda bir hırs, bir doymazlık. Maddiyat baş köşeye oturmuş. Gönüller boş. Gönüller sahipsiz. Şimdiki evlilikler pamuk ipliğine bağlı.   *** Çatlaklık inançlarda. Allah'ın emri kitabında ayan beyan yazılı olduğu halde, uygulamalar, yorumlar çok çeşitli ve farklı . Allah'ın bütün ve tek olan dini parça parça. İnsanlarımızın bazıları hala bu devirde yüzlerce yıl öncesinin din yorumcularının söylemlerine takılıp kalmış. Bazıları da bu günün hoca efendilerini peygamberleştirmiş, kutsallaştırmış, onların peşinde birbirlerine kenetlenmiş. Kendilerinden olmayanı dinsiz sayıyorlar. Öbür tarafta da din deyince, Allah deyince tüyleri diken diken olan başka türlü yobazlar.   *** Bir futbol fanatikliği ki. Akıl ile izahı mümkün değil. Yalnızca bir oyun ve eğlence, biraz da güya spor olan futbol, en büyük memleket meselesi olmuş Her akşam koca koca adamlar, bir topun kaleye girip girmediğini televizyonlarda saatlerce tartışıyorlar.   *** Bir kumar çılgınlığı ki,devlet eliyle des... Devamı

YEMIN OLSUN KI

2007-10-03 21:12:00

Kur'an-i Kerim'i amacına uygun olarak anlayabilmek için bazı özelliklerinin de bilinmesi gerekir. Kur'an' özel ifade şekillerinden biri de yeminlerdir. Bu yeminler dikkat çekici ve ilgi uyandırıcıdır. KUR'AN'DA YEMİN EDİLEN VARLIKLAR *** Kur'an'da Allah kendi zatına yemin etmiştir. ( 18 yerde ) Örnek: '' Allah'a yemin ederim ki siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza elbette bir tuzak kuracağım. '' ( Enbiya/57 ) *** Ayrıca Kur'an'da Allah'ın yaratıkları üzerine yemin edilmiştir. *  Melekler *  Kur'an * Kalem ve yazılan şeyler Gökyüzü ile ilgili olarak üğzerine yemin edilenler  * Yıldızlar * Güneş * Ay * Fecr ( sabah ) vakti * Şafak * Kuşluk vakti * Gündüz * Gece * Yeryüzü * Deniz * İmar olunan ev ( Kabe ) * Mekke * Çift ve tek * Baba ve evlad * Tûr Dağı * İncir ve zeytin * Şahit ve şehadet edilen * Atlar * Nefs * Kendini kınayan nefs * Asr ( Yüzyıl ) Örnekler: Andolsun burçlara sahip göğe ( Burûc/1 ) Semaya yemin olsun ( Târık/1 ) Semaya ve ınu inşa edene yemin olsun ( Şems/5 ) Battğı zaman yıdıza and olsun ( Necm/1 )   YEMİN EDENLER *** Allah *** Hz Peygamber *** Şeytan *** Hz Adem ile Havva *** Habil *** Hz. İbrahim ve babsı *** Mısır Azizinin karısı *** Hz. Yusuf'un kardeşleri *** Bahçe sahipleri *** Hz Musa *** Hz. meryem'in kavmi *** Firavun *** Öldükten sonra dirilmeye inanmayanlar. *** Asi ümmetler *** Müminler ( inananlar ) ve Cehennem ehli Allah'ın yeminine örnekler: Andolsun o dönüş sahibi göğe, o varılan yere ki, hakikaten o ( Kur'an ) Hak ile batılı ayırdeden kati bir sözdür. O bir şaka değildirBattığı dem yıldızlara and olsun ki, arkadaşınız sapmadı, Batıla da inanmadı ( Necm/1-2 ) ALLAH'IN YEMİNLE PEKİŞTİRDİĞİ KONULAR: ** Allah'ın birliği ve kudreti ** Yaratılış ** Vaad edilenin mutlaka yerine getirileceği ** Haşr ( kıyamette tüm insanların bir yerde toplanmaları ... Devamı

MARKA OLMAK MI, MARKA BAGIMLISI OLMAK MI ?

2007-10-03 21:07:00

Kişilik nedir sizce ? Kendine has tavır, kendine has giyim, kendine özel tarz değil mi ? Eskiden bir moda vardı. Şimdi bir de marka merakı eklendi. Elbise ayakkabı. Yani giyim kuşam. Modaya uygun olacaktı. Şimdi ise yalnızca modaya uygun olması yetmiyor. Birde tutulan yabancı markalardan biri olacak... Olmazsa olmaz. Olacak ki mutlaka olacak. Marka bir ürün olacak... Bu zorunluluğa yalnız dünyalığı yerinde olanlar tabi olsa sorun değil. Özellikle gençler, dar gelirli veya orta halli babalaarına annelerine diretiyorlar. - Alacağım ayakkabı marka olacak. Tüm arkadaşlarımın spor ayakkabısı marka. Benim onnlardan neyim eksik. Ben onların yanında ezik mi kalayım ? Anneler babalar perişan. Bir ayakkabı parası yerine 5 ayakkabı parasına marka bir ayakkabı alacaklar. Nasıl alacaklar ? Harç borç da olsa alacaklar. Kredi kartları hesapları, tüketici kredileri büyüse de alacaklar. Bu nasıl mantıkdır. Bu nasıl kişilik anlayışıdır. Kişilik kendine has bir tarz ve tavır değilmiy di ? Herkes belirli bir tarz giyiniyor. Herkes birbirinin kopyası... Ve, ve, ve hatta herkes belirli bir model davranışta... Kişilikli insan kendi zevkine ve kişiliğine has giyinir ve davranır. Kişilikli insan ucuz ve sade giyinir fakat ne giyse kendine yakıştırır. Kopya çekmez, kopya ve yapay davranışlarda bulunmaz. Kişilikli insan marka bağımlısı olmaz. KENDİSİ MARKA OLUR... Devamı

KITAP YÜKLÜ ESEKLER

2007-10-03 20:59:00

Kur'an'da mizah olur mu ? Neden olmasın. İşte bir tanesi::   KİTAP YÜKLÜ EŞEKLER Cuma suresi ve 5. ayeti '' Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu, derin anlamları, hikmet ve hükümleryle gereği gibi yüklenmemiş olnları durumu, koskoca kitap yükü tasiyan esegin durumu gibidir. Allah'in  ayetlerini yalan saymakta olan kavmin durumu ne kadar kötüdür. Allah, zalim olan bir kavmi hidayete  erdirmez.  ''    Bu ayetle kendilerinin Allah'ın dostları, seçkin kavmi olduklarını ifade eden yahudilerin davranışı kınanıyor. Evet, Allah onlara peygamber göndermiş, Kitap indirmiştir ama onlar o Kitabın buyruklarını gereği gibi uygulamamışlardır. Gittikleri yol Kitabınsöylediklerine uymamaktadır. Bu halleriyle onlar, tıpkı sırtında kitap taşıyan eşeğe benzerler. Peki okudukları veya okumadıkları kitapları sırtlarında taşıyan başka eşekler yok mudur ? Aşağıda verdiğim örnekler,yüce Kitabımızın verdiği örneğe sizce de benziyor mu ?   *** Okudukları kitapları özümsememiş, hani derler ya - Bir kulağından girmiş bir kulağından çıkmış - olanlar. Yani okumuş -cahil olanlar. *** Kitapları okumuş ama kişilğinde, adamlığında bir milimetre de olsun gelişme olmayanlar. Bencillik ve kıroluklarını terk edemeyenler. *** Ders kitapları dışında başka hiç bir kitap okumayanlar. *** Kitapları, ansiklopedi ciltlerini salonlarındaki vitrinlerine süs olsun, dekor olsun diye satın alanlar. *** Sırf entel görünmek için, bulunduğu zaman dilimindeki tanınmış yazarların bir iki kitabını satın alıp, okumayıp ,içinden toplumda kullanmak üzere bir kaç cümle ezberleyenler. *** Müslümnım deyip, Kur'an'ı alıp evlerinde süslü kılıflar içinde yüksekçe bir yere asıp, ona kuru kuru saygı göterip içindeki Allah'ın emir ve mesajlarından bihaber olanlar...v.b.   Ne dersiniz bunlar da bizim toplumumuzdaki kitap yüklü.......... değil midir. ?... Devamı

ALLAH' A IBADETIN ANLAMI

2007-10-03 19:29:00

Allah, ** Engüzel biçimde yarattığı, ** Yeryüzünde halife yaptığı, ** Bütün yarattıklarından üstün kıldığı, ** Göklerde ve yerde ne varsa hepsini hizmetine sunduğu İnsanı, kendisine ibadet etmesi için yaratmıştır. İnsanın bu görevi yerine getirebilmesi için; * Ona akıl, fikir ve yetenek vermiştir. * Peygamberler ve kitaplar göndermek suretiyle bu görevini nasıl yapacağını bildirmiştir. Allah, insanı ibadet etmekte zorlamamakla birlikte, ısrarla kendisine ibadet etmesini emretmiş, ibadet edenlere ödül, etmeyenlere ise ceza vaad etmiştir. İbadet kavramı Kur'an'da en çok kullanılan kavramlardan biridir. İbadet kelimesi türevleri ile birlikte Kur'an'da 250 defa geçmektedir. İbadet mükellef insanın nefsinin istememesine karşılık Rabbine saygı için yaptığı hareket, yapılması sevap olan, Allah'a yakınlık ifade eden itaattir. Bir söz ve davranışın ibadet olabilmesi için iman, samimiyet ve iyi bier niyetin bulunması gerekir. Kur'an'da Allah'a ibadet ** O' nu tek bir ilah olarak tanıyıp iman etmek, ** Yaratıcı, terbiye edici, rızık verici ve mabud olarak sadece O' nu kabul edip enmir ve yasaklarına itaat etmek, ** Salih amel (iyi davranış ve iş ) ve hayır fiil işlemek, ** O' na dua etmek, ** Huzur ve sükun içinde tam bir terbiye ve vakarla hükmüne boyun eğmek, ** Söz ve hareketlerde, kalp ve vücut azaları ile O' na saygı göstermek, ** Teslimiyeti belirtmek, ** Büyüklenmeyi ve baş kaldırmayı terk etmek, ** Sadece O'na kulluk etmek, ** Bütün noksan sıfatlardan tenzih edip (arındırıp ) O' na secde etmek, yüceltmek, ** Helal ve haram kılınanlara dikkat ile emir ve yasaklar ile ilgili bütün hükümleri uygulamak, ** Nimetlere şükretmek, ** Belalara sabretmek, ** İnsanların haklarına riayet edip onlara, şefkat ve merhamet etmek, ** İman, ahlak, namaz, hac, zekat, oruç,cihad, evlenme- boşanma, miras, ticaret, sözünde durmak yanında Kur'an'ın başından sonuna kadar belirtilen bütün hük... Devamı

İnancın büyük problemi: KÖTÜLÜKLER

2007-09-20 15:06:00

               Tarih boyunca insanlar, Tanrıya inananlar ve iananmayanlar diye ikiye bölünmüşler ve devamlı olarak birbirleri ile mücadele edegelmişlerdir. İnanmayanlar evrenin dışında hiç bir varlık kabul emezken,inananlar,farklı şekillerde de olsa, evrenden başka, bu alemi idare eden güç ve güçlerin varlığını kabul etmişlerdir.           İnançsızların evreni açıklarken bir çok güçlüklerle karşılaşmaları gibi, inananların da inançları içinde açıklayamadıkları problemleri olmuştur.           İnsanoğulu yaratılışı gereği meraklı bir varlıktır. Maddi ve manevi problemlerine daima cevaplar aramış durmuştur. Önce kendisini sonra da içinde bulunduğu alemi bütün incelikleri ile anlamağa çalışmıştır.                 Zaman içinde bu problemlerinin bazılarına cevaplar bulabilmişse de bir çoğu hala düşünen insanı meşgul etmeğe devam etmektedir. Hem sonra geçmiş devirlerde insanları tatmin eden bir cevap günümüz insanını tatmin etmemekte, bunun sonucunda da '' artık cevabı bulundu '' denilen meseleler de, çözümsüzlüklerini korumaktdırlar         Hiç şüphesiz, ilahlık (Tanrılık ) problemin merkezini teşkil etmektedir.        * Tanrı var mıdır, yok mudur ?        * Varsa özellikleri nelerdir, neler olmalaıdır ?        * Aksi takdirde evreni ve insanın var oluşunu nasıl açıklayacağız. ?          Bu problemlerden, bilhassa bir tanesi, baş mesele olmaya adaydır. O da kötülük ( şer ) meselesidir. '' Merhametli Tanrı'nın kötülükleri yaratması veya O' na rağmen evrende kötülüklerin bulunması meselesi '' ** Birbirleri ile durmadan didişen insanlar ve milletl... Devamı

HER SEY ZITTI ILE VARDIR

2007-09-17 22:23:00

              Herkes zengin olsa, fakirlik olmasa. Herkes sağlıklı olsa, hastalıklar olmasa. Her şey herkes güzel olsa, herkes iyi olsa. Çirkinlikler olmasa, kötülükler olmasa. NE İYİ OLURDU DEĞİL Mİ ?   Şöyle bir düşündüğümüzde her şeyin bir zıttı olduğunu görürüz.Uzun - Kısa, Az- çok, Var - yok., Açık - koyu, Zor - kolay, Ağır, hafif. Aydınlık - karanlık.Sevap - günah...... v.b. gibi. Bu liste uzayıp gider.OLUMLU bir kavram karşısında mutlka zııttı OLUMSUZ bir kavram var.   Tüm olumsuzluklar, tüm zıtlıklar olmasa, DÜNYA NE GÜZEL OLURDU DEĞİL Mİ ? Emin misiniz ? Son kararınız mı ? Daha iyi ve daha güzel mi olurdu ? Acaba ? Daha güzel, daha iyi olmazdı dostlar. İyiyi güzeli bırakalım. Olumlu bir kavramın karşısında zıttı ve olumsuzu olmasa, İyi ve güzelin de bir anlamı olmazdı. Ve, ve, ve hatta hiç olmazda.   İyi ve olumlu diyebileceğimiz kavramların karşısında karşıtları olmasa onları tanımlamak, anlamak, farketmek mümkün olmazdı. Çirkinlik olmasa güzelliğin bir farkı ve manası olur muydu ? Zorluklar olmasa kolaylıklar nasıl farkedilirdi ? Keder, tasa, elem olmasa; keyfin, neşenin farkına varabilir ve bu güzel duyguları tadabilir miydik Hastalıklar olmasaydı, sağlıklı yaşamanınkeyfini sürebilir miy dik ? Bir düşünün hele. Hele bir düşünün Ölüm olmasaydı, yaşamanın tadı olabilir miydi ?   Büyük tasarımcımız, Yüce Yaratıcımızın yaptığı her şeyde bir anlam ve hikmet vardır. Yaz ve kış, geçişleri olan ilk ve son bahar mevsimleri ile yaşamımıza renk katmaktadır. Kurak geçen günlerden sonra yağışlar ne güzeldir ! Yazın sıcağından sonra kışın soğuk bembeyaz örtüsü olan kar yerine ve güzeldir. Yaşantımızda hep kara günler sürüp gitmez. Sonrasındaki iyi ve güzel olaylar bizi nasıl mutlu kılar. Mutsuzluklarımız olmasaydı. MUTLULUk HAZZINI tadabilir miydik. ? Hayatın ve şeyin anlamı işte bu olumsuzluklarda ve zıtlıklardadır. Her şeyi en iyi şekilde yapan. Her şeyin en doğrusunu ... Devamı

ALLAH' IN IPI

2007-09-17 18:58:00

               Kur'an'ın muhteşem anlatım sistemi içinde öyle deyimler, benzetmeler ve sembolik anlatımlar vardır ki, her biri sayfalar dolusu anlatılabileceklerin görevini bir cümle veya bir kaç kelime ile halledivermektedir.   İşte onlardan bazıları: ***  Işığını karbedenler ***  Kalpleri taş keilenler ***  Bin yıl yaşamak isteyenler. ***  Bir birinin koruyucu giysisi olanlar ( Karı-koca ) ***  Ateş yiyenler ***  İman etmenin göğe çıkmak kadar zor geldiği kimseler. ***  Güzel söz, kökü yerde, dalları gökte olan güzel bi ağaca benzer. ***  Çirkin söz yerden koparılmış, kökü olmayan kötü bir ağaca benzer. ***   Kalplerinde örtü,kulklarında ağırlık olanlar. ***   Bilgisizliği sarhoşluğunda boğulanlar ***   Ölmüş kardeşinin etini yiyenler. ***   Kalpleri üzerine mühür basılanlar.   Necmettin ŞAHİNLER, Beyan Yaınlar'ından KUR'AN'DA SEMBOLİK ANLATIMLAR isimli eserinde bu tür anlatımların sayısını 84 adet belirlemiştir. Bu gün bunlardan  çok güzel olan  bir tanesini  ele alacağız:   '' ALLAH'IN İPİNE SARILANLAR ''   Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O kalpleriniz arasını uzlaştırıp ısındırdı ve siz  O'nun nimeti ile kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısında iken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidyete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini işte böyle açıklar. ( 3/104 )   Allah'ın ipi, O'nun tarafından belirlenen hayat tarzıdır.  O bi iptir, çünkü inananların Allah'la ilişkileini sağlam tutarve aynı zamanda onları bir birine bağlayıp, bir toplum halinde birleştirir. Peygamber'imiz de  Kur'an'ı Allah'ın gökten yere uzanan i... Devamı

ISTEKLERINI KENDILERINE TANRI EDINENLER

2007-09-17 18:48:00

        İşte Kur'an'da muhteşem bir ifade şekli daha:   '' Hevasını kendisine ilah edinenler.  '' Heva kelimesini sözlükler şöyle tanımlıyor. İstek. Nefsin isteği. Düşkünlük. Gelip geçici heves. Nefsin zararlı ve günah olan arzuları. O zaman bu anlatımı şöyle dilimize çevirebiliriz. '' Nefsinin çirkin ve günah olan isteklerini kendilerine Tanrı edinenler  ''  Bu konudaki ayet meali şöyle: ''  Hevasını kendisine ilah edinen kimseyi gördün ya, Allah, onu bir  ilme göre şaşırtmış, kulağını ve kalbini mühürleyip, gözüne de bir perde çekmiştir.Artık ona, Allah'tan başka kim hidayet ( doğru yol ) edebilir ? Hala düşünmez misiniz ? ''  ( 45/23 )   Tasarımcısı, yaratıcısı eserini bilmez mi, tanımaz mı ? Tabii ki bilir. İyi yönünü değerlendirince insan meleklerden ileriye geçiyor ve Allah'a onlardan daha yakın oluyor. Kötü yönü ön plana çıkınca, aynı insan vahşi hayvandan  daha kötü olabiliyor.   İnsanı ne kadar güzel tanımlayan  özlü bir ifade. Hadi biraz yumuşatalım:   '' İSTEKLERİNİ  KENDİSİNE  TANRI  EDİNENLER  ''   Anlaşıldığı gibi bu ifade ile  bir kimsenin nefsinin her istediğini yapması ve yaptığı işin Allah yanında haram mı helaal mi olduğunu dikkate almadan davranması kastolunmaktadır. Böyle bir insan, Allah emretmiş olsa bile, eğer nefsi istemiyorsa o işi yapmaz. İşte bu kimse nefsine itaat ettiği şekilde, menfaatlerini korumak amacıyla başkalarına da itaat ediyorsa, o kimseleri de  kendisi için Tanrı edinmiş olur. Bu da apaçık şirktir. Yani Allah'a ortak koşmaktır. Bu da bildiğimiz gibi en büyük ve hiç bir şekilde affa mazhar olmayacak bir davranıştır. Sonuç: Cehennem'e girecek ve orada sonsuza kasdar kalacaktır.   Diğer bir yaklaşımla isteklerini kendisine  ilah edinme ifadesi  şu iki anlama gelebilir: 1 - Keyfine gel... Devamı

GÜNAHTAN KURTULMA YOLLARI

2007-09-17 15:02:00

Burada da göstereceğimiz yol Kur'an'ın gösterdiği yoldur. Blilndiği blog başlığımız KUR'AN'A DÖNÜŞ 'tür. Dini konudaki tüm açıklamalarımız ve dayanaklarımız Kur'an'dır. Kur'an günah konusundaki tüm açıklamalarında , insanları olumlu davranışlara yöneltmeğe çalışırken, günahın olumsuz sonuçlarını göstermiştir. Bunun yanında da dünyada ve ahirette günahtan kurtulma yollarını açıklamıştır.   DÜNYADA KURTULMA YOLLARI 1 – TEVBE ( Tövbe ):   Günah öncesindeki kötü arzusundan pişman olan ve bu konuda üzüntü duyan kişi, günahın kendisinde bıraktığı keder yükü altında bir çıkış kapısına yönelmeyi candan isteyecektir. İşte Allah huzuruna dönmenin isteneceği bu davranış şekline tövbe denmektedir. Günahtan sonra Allah ile yeniden uzlaşma da diyebileceğimiz bu hareket, günah işlediğine kanaat getirdikten ve bunun sonucunun ceza olduğuna inandıktan, bunun yanında da bağışlanma kapısı bulunduğuna kanaat getirdikten ve af yolu ile bağışlanacağını ümit ettikten sonra, iman ve teslimiyet nefesinin tazelenişi ve filizlenişi olarak tövbeye yönelebilir.   Tövbeye giden ilk adım pişmanlıktır. Ama her pişmanlık tövbe ile sonuçlanmayabilir. Pişmanlık tövbenin ön belirtisi ve hazırlayıcısıdır.   Tövbenin dini dayanağı   Bağışlama, affetme, tövbeleri kabul etme Allah’ın isim ve sıfatlarında önem ve öncelik arzeder. Bunlardan GAFÛR ismi, Allah için günahları örten bağışlayan anlamında Kur’an’da tam 91 defa kullanılmıştır. Bunun yanında Allah; *** 5 defa Gaffâr: Bağışlayıcı, *** 1 defa Gâfiu’z-zenb: Günahları bağışlayıcı, *** 1 defa Hayru’l-gâfirîn: Bağışlayanların en hayırlısı *** 2 defa Zû mağfire: Bağışlama sahibi *** 1 defa Vâsi’ul-mağfire : Bağışlaması geniş olan şeklinde de anılmıştır.   Ayrıca Allah’ın Tövbeleri kabul edici olduğunu gösteren TEVVÂB vasfı Kur’an’da 11 yerde geçmektedir.   Demek ki; Allah; * Tövbeleri ... Devamı

Cehennem'de Sonsuza Kadar

2007-09-15 22:35:00

      Cennet ve Cehennemin sonsuz olsuğunu br önceki yazımda belirtmiştim. Cehennemde kalış süresi iki türlü olmaktadır. Kalplerinde ve gönüllerinde Allah'a biraz olsun iman duygusu olnlar ve aşağıda listelediğim Kur'an'ın açıkladığı büyük günahları işlemeyenler, Cehennem'de günahlarının çokluğu ağılığı ile ilgili olmak üzere bir süre ceza gördükten sonra Cennet' e alınacaklar ve sonuza kadar orada klacaklardır. Kur'an'da belirlenen aşağıdaki günahları işleyenler ise Cehennem'den çıkamayacaklar ve sonsuza kadar orada kalacaklardır.İşte Yüce Allah'ın affetmediği büyük günahlar ve bu günahların anıldığı ayetler. Tabii ki bunların başında O'na inanmamak yani yani kâfirlik geliyor.   **** Kâfirler: ( 2/39,257, 3/116, 4/1699/68, 33/65, ...v.b).. 9 ayette **** Ayetleri yalanlayanlar: ( 2/39, /36, 18/105, 41/28, 64/10) 5 ayette **** Zumedenler Zalimler : (10/52, 11/107, 43/74, 59/17 4 ayette **** İmanı kibirlerine yediremeyenler: (7/36, 16/29, 40/76) 3 ayette **** Müşrikler Allah'a ortak koşanlar : ( 9/17, 25/69, 98/6 ) 3 ayette **** Dinden dönüp kâfir olarak can verenler:. ( 2/217, 3/88 ) 2 ayette **** Ölümden sonre diriltilmeye inanmayanlar : ( 13/4, 32/14 ) 2 ayette **** Yalan yere yemin edenler: 8 56/17 ) 1 ayette **** Bilinçli olarak kötülük yapanlar: ( 2/82 ) 1 ayette **** Faiz yiyenler: Paranın enflasyona karşı değerinin korunması için bankalardan alınan faiz değil. Tefecilik olrak yorumlanıyır. ( 2/275 ) 1 ayette **** Allah ve Resulüne asi gelip sınırlarını aşanlar: ( 4/14 ) 1 ayette **** Bir Mümini ( İman edeni ) kasten öldürenler: ( 4/93 ) 1 ayette **** Zalim cinler ve onların insanlardaki yardakçıları: ( 6/128 ) 1 ayette **** Allah ve Resulü ile yarış edenler: ( 9/69 ) 1 ayette **** Münafıklar. İki yüzlüler. İnanmadıklar halde inanmış görünenler: ( 9/68 ) 1 ayette **** Kur'an'dan yüz çevirenler: ( 20/101 ) 1 ayette ***  Tartıları hafif gelenler. ( 23/103 ) 1 ... Devamı

CENNET DE SONSUZA KADAR

2007-09-14 22:56:00

      Bilindiği gibi bu dünyadaki ve fiziki olan tüm evrendeki her şey sonludur. Doğacak - ölecektir. Var olalcak ve yok olacaktır. Sonu olmayan yalnızca Yüce Allah ve O'nun Cennet ve Cehennemidir. Cehennem de kalış iki türlü olacaktır. Bir kısım insanlar bir süre kalıp cezalarını çektikten sonra Cennet'e geçeceklerdir.Diğer bölüm insanlar ise sonsuza kadar Cehennem'de kalıp eza cefa çekeceklerdir. Cennete ise bazı kullar doğrudan gidecek, diğerleri ise cehennemde bir süre ceza gördükten sonra Cennet'e geçeceklerdir. Orada sonsuza kadar kadar kalacaklardır. Cennette geçicilk yoktur. Bu yazımızda sonsuza kadar Cennet veya Cehennem'de kalacakları tamamen Kur'an ifadelerine göre anlatmaya çalışacağım. Sonraki bir yazımda da da Doğrudan Cennet veya Cehennem'e girip orada sonsuza kadar kalacakları yani Cennet ve cehennemlikleri ele alacağım.   CENNETLE ÖDÜLLENDİRİLİP SONSUZA KADAR CENNETTE KALACAKLAR   *** İman edip iyi salih amel işleyenler. (İyi ve insanlara faydalı davranışlarda bulunanlar) (2/25, 82 , 4/57, 122. 5/85 ...v.b) 15 defa *** Muttakiler. ( Samimi inançlılar )( 3/134-136, 25/15, 76, 39/73) 4 defa *** Allah ve Resulüne itaat edenler. 4/13, 9/71-72 2 defa *** Doğrular. (5/119, 50/33-34) 2 defa *** Allahtan korkanlar (3/198, 50/34) 2 defa *** İman edip Allah yolunda hicret-göç - edenler. ( 9/22, 100) 2 defa *** Öfkelerini yutanlar. (3/34-135) 1 defa *** İnanan erkek ve inanan kadınlar (48/5, 57/12) 2 defa *** Korunanlar. ( 3/15) 1 defa *** Bollukta ve darlıkta infak( fakirle paylaşma) edenler. (37134-136) 1 defa *** Kabahat yaptıktan sonra Allah!ı ananlar. (3/135-136) 1 defa *** Ahiret azabından korkanlar. (11/103-108) 1 defa *** Kendilerin güzel bir son takdir edilenler (21/102) 1 defa *** Emanetlere ve sözleri ile sözleşmelerine sahip çıkanlar ( 23/8-11) 1 defa *** Doğru yolda olanlar. (46/14) 1 defa *** Allah ve Resulü ile hudut yrışında bulunmayanlar. ( 58/22) 1 defa... Devamı

SATANİZMİN TÜRKİYE BOYUTU

2007-09-13 21:16:00

  Haziran/1998 tarihinden bu güne beş intihar bir de öldürme olayı ile ülkemiz gündemine girmeye başlayan SATANİZM konusu ile birlikte; ** Satanizmin ne olduğu, ** Nerede ne zaman ve nasıl ortaya çıktığı ** Satanistlerin amaçlarının ne olduğu, ** Türkiye'ye ve Türk Gençleri arasına nasıl sokulduğu, ** Ülkemiz gençlerinin nasıl satanist oldukları, ** Bu olgunun arkasındaki gerçek sebebin ne olabileceği, gibi sorular sorulmaya ve en azından bu konulara duyarlı kişiler tarafından cevaplar aranmaya başlandı. SATANİZM TÜRKİYE'DE NASIL YAYILIYOR ? Satanizm'in Yurdumuzda yayılmasını sağlayan veya yayılmasına yardımcı olan unsurların başında bilgisayar ve İnternet gelmektedir. Çünkü ülkemizde Satanist olduğunu söyleyen veya Satanizme ilgi duyan gençlerin başında özellikle üniversiteli ve bazı liseli gençler göze çarpmaktadır. Bunların çoğu da yabancı dil bildiklerinden, bilgisayar ve İnternet aracılığı ile Satanizm konusunda bilgi sahibi olma imkanına sahip olabiliyorlar. Ancak bu konuda yapılan araştırma ve incelemelerde Ülkemiz gençlerini Satanist olmaya bilinçli olarak teşvik eden bazı kimselerin olduğu gerçeği de karşımıza çıkmaktadır. Burada önemli bir gerçek de Satanizmin bizim ülkemizde, Satanist olanlar ve olmayanlar tarafından tam olarak bilinmiyor olmasıdır. Satanizmin herkes tarafından bilinmemesi bir dereceye kadar normal karşılanabilir. Fakat bilinmeyen bir harekete ve sapkınlığa körü körüne bir macera olarak sürüklenmek de insan beklenmedik kötü sonuçlara götürmektedir. Nitekim bir şekilde intihara sürüklenen, cinsel tecavüze uğrayan veya öldürülen gençlerin akıbeti bunun en açık göstergesidir. GENÇLERİMİZ NİÇİN SATANİST OLUYORLAR ? Şüphesiz ki böyle bir soruya en doğru cevabı satanist olduklarını söyleyen gençler vermektedir. Bu cevaplar arasında en dikkati çekenler; '' Beni fakir bir ailede dünyaya getiren Tanrı'ya kızdığım için Satanist oldum. '' '' Satanist olmak için oldum '' ''... Devamı

Satanizmi Tanıyalım - ŞEYTAN KİLİSESİ VE KİTABI

2007-09-13 21:12:00

Modern Satanizm ve onun kurucusu Anton Szandor La Vey, şeytanı tam tanrı olarak değil de bir sembol olarak kabul etmektedir. Bunun yanında her hangi bir tanrının varlığını, ölümden sonraki hayatı ve dolayısıyla cennet ve cehennemi inkar eden tamamen dinsiz bir anlayışı benimsemiştir. HİÇ BİR YARATICI VE KUTSALI KABUL ETMEYEN BİR İNANÇ SİSTEMİNİ bir din olarak kabul etmek mümkün değildir. Modern satanizmin ortaya koyduğu hedeflerden bazıları şöyledir: SATANİZMİN HEDEFLERİ 1- Acınacak şeye ve güçsüzlüğe saygı duyma, çünkü onlar güçlüyü hasta yapan bir hastalıktır. 2-Daima kendi gücünü test et, çünkü başarı gücün içinde yatar. 3 -Mutluluğu galibiyette ara fakat asla barışta arama 4 - İnsanlara bir orakçı gibi yaklaş, çünkü bu şekilde sen tohum ekeceksin. 5- Boyun eğme. Teslim olmaktansa ölümü göze al. 6 - Sanat eserlerini değil, ölüm kılıçlarını taklit et, çünkü büyük sanat onda yatar. 7 - Kendini, yine kendi üzerinde yükseltmeyi öğren böylece sen her şeyin üstesinden gelirsin 8 - Yaşayanların kanı, yeni yetişenlerin tohumu için iyi gübre olur. 9 - Kafa taslarının en yüksek piramidi üstünde duran kimse daha öteleri görebilir. 10- Büyük olan her şey acı ( Keder ) üzerine bina edilmiştir. 11- Sadece ileriye değil, fakat yukarıya doğru da çalış, çünkü büyüklük en yücede yatar. 12- Kırıp bozan ve aynı zamanda yeniden meydana getiren taze güçlü bir fırtına gibi ol. 13- Bırak hayat sevgisi bir amaç olsun, fakat senin en büyük amacın büyüklük olsun. İnsanoğlu dışında hiç bir şey güzel değildir. Fakat hepsinin en güzeli kadındır.. ŞEYTANIN KİTABINDAN ALINTILAR Modern Satanizm'in kurucusu 1966 yılında '' Şeytan'ın Kilisesi'ni '' kurmuş, 1969 yılında da '' Şeytan'ın Kutsal Kitabı '' nı yazmıştır. Bu sapık akım ile ilgili olarak fikir sahibi olabilmek için bu kitaptan bazı bölümleri veriyorum: -- Ey zihinlerin küf bağlamış insanlar ! Gözlerinizi açın. Ey şaşkın milyonlar bana kulak verin! Çünkü ben, dünyanın h... Devamı

MEDYAMIZDAKİ RAMAZAN TAKİYYECİLİĞİ

2007-09-13 09:48:00

         Çoğunluğu Müslüman olan halkımızın Ramazan ayına yani oruc ibdetine düşkünlüğü vardır.      ** Namaz kılmayanların bazıları bu ayda beş vakit namaz kılmaya başlarlar. Teravih namazları ile beraber. Ramazan biter. Namaz da biter.     ** Bilindiği gibi beş vakit namaz farzdır. Teravih namazları is sünnet. Bazı Müslüman kardeşlerimiz Ramazan ayında 5 vakit farz namazlarını kılmazlar. Farz namazlarına göre daha uzun ve yorucu olan, ( yatsı namazı ile birlikte 33 rekat) Teravih namazlarına muntazaman devam ederler.     ** Yine bilindiği gibi Ramazan ayı beslenme bakımından bir diyet ayıdır. Ama uygulamada beslenmenin 2-3 kat arttığı bir ay haline gelir. Yine Ramazan ayı yaklaşmıştır. Ramazan'ın gelmesine 10-15 gün kala marketlere hücum başlamış ve imkanlar nisbetinde her evde gıda maddeleri stoklanmaya başlamıştır.     ** İçikili eğlence yerleri, restoranlar ve lokantaların önemli bir bölümü Ramazan'da bir ay süreyle kapanırlar.     ** Alkolik insanlarımız dahi bir ay boyunca içkiye ar verirler. Bir alkolik arkadaşım vardı. Ramazan ayında ağzına bir damla içki koymaz, bayram namazından çıkar çıkmaz alkol komasına girerdi. Ölümü de alkolden olmuştu.     İşte böyledir bizim Ramazanlarımız... Ulusal basınımızın önemli bir bölümün de Ramazan ayına bir dindarlık faaliyetidir başlar. Diğer aylarda namaz kılan kendin halinde dindar vatandaşlarımızı bile Dinci, yani yobaz ve de laiklik düşmanı olarak gören, bu doğrultuda haber ve fikir yazıları yazan bu güzide basınımız Ramazan'dan bir kaç gün önce başlamak üzere yön değiştirir. Ramazan ayı boyunca 'da çarşaf çarşaf Ramazan sayfaları çıkarırlar. Dindar insanlarımızın çoğunu TAKİYYECİ sınıfında gören ve değerlendiren bu güzide basınımızın Ramazan ayı ile ilgili bu tutumları TAKİYYECİLİK DEĞİL DE NEDİR ?... Devamı

Evinize, HEMEN ŞİMDİ !

2007-09-13 09:31:00

                          DTP bir hile ve manevra ile meclisimize girmeyi başardıktan ve grup kurduktan sonra gerçek amaçları doğrultusunda faaliyetlerine başladılar.        BARIŞ için meclise gelmişler ?      Ama her söylemlerine bir SAVAŞ sözcüğü sıkıştırıyorlar.       İlk günden provakasyon. Önce A.Türk sonra bayan vekiller:   KARDEŞLERİMİZE TERÖRİST DİYEMEYİZ ! Türk milletine ve ordusuna savaş açmış teröristler kardeşleri imiş !       Bir gün yumuşama ertesi gün gerginlik.      Amaçları belli : Provakasyon. Huzursuzluk. Kargaşa. Sürekli gerilim.      Terör örgütünün dışardan yaptığını milletimizin kalbi TBMM de sürdürmek.       Meclis dışında SICAK SAAVAŞ     Meclis içinde BARIŞ ADI ALTINDA SOĞUK SAVAŞ...      Şimdi de üzerlerinize gelinirse, evimize döneriz tehdidi !   Bakmayın böyle palavraaya ve tehdide. Kovsanız gitmezler.    Önceki bir yazımda da belirttiğim gibi. Herkesin bildiği gibi.  Planları belli:     Milletimizi kalbl Meclisimizde provakasyon, tehdit, milletimize hakaret ve TAHRİK !     Sonra soruşturma, hapis cezası, milletvekilliklerin düşürülmesi.    Tüm medya ve  özellikle batı medyası kameraları önünde salya sümük ağlamalar.    MAĞDURLARI  OYNAMALAR !   Keşke sözlerinde dursalar. EVLERİNE DÖNSELER.   Ama  dönmezler   Keşke kendiliklerinden gitseler. Memleketimiz huzura erse !... Devamı

İddia Ediyorum: FARKLI BİR CUMHURBAŞKANI OLACAKTIR !

2007-09-08 16:07:00

      Sayın Cumhurbaşkanımız farklı bir Cumhurbaşkanı olacak. Seçilip o makama gelmesine peşin hükümle karşı çıkıp bu yolda son ana kadar mücadadele verenler yanıldıklarını anlayacaklar.   Eski Cumhurbaşkanımız Sayın SEZER'de farklı bir Cumhurbaşkanı idi. Olumlu farklılıklar vardı... Kırmızı ışıkta durmak hakkı olduğu halde durmamak. Köşk giderlerinde tasarruf etmek. Eşi ile alışverişe gitmek. Kendisinin ve aile fertlerinin giderlerini hiç bir şekilde devlet ödetmemek. Hemşehrileri de dahil hiç kimseye torpil yapmamak... gibi Ama Sayın Sezer'in olumsuz kabuk edilecek davranışları da vardı: Halkla arasına bir mesafe koydu, sembolik bir kaç tören dışında halkın içine karışmadı, halkla bütünleşmedi. Önemli siyasi ve toplumsal krizlerde anayasal yetkisi olduğu halde insiyatifi eline alıp krizin giderilmesine katkı sağlamadı. 7 sene boyunca yalnızca bir kere yurt dışına çıktı. Devletimizin dış dünyaya açılma çabalarına katkı sağlamadı. İçinden çıktığı toplumun manevi değerlerine yabancı kaldı. Ve, ve, ve,... En önemli bir eksi olarak, TARAFSIZ BİRCUMHURBAŞKANI OLAMADI. Tabii ki hiç kimse tamamen tarafsız olamaz. Ama bazı davranış ve hareketlerini frenleme gayreti gösterip bir çaba içinde olabilir. Toplumumuzun % 70 lik bölümü sağ çizgide olduğu halde açıkça ve net olarak sol görüşü destekledi, atamalar ve bazı konularda taraf olduğunu saklama çabası göstermedi Evet insanlar bu makamlara gelirler giderler...A ma bıraktıkları iz ve imaj önemlidir. Gelelim yeni Cumhurbaşkanımıza.   Bir Cumhuriyet Bayramımızda doğan; CUMHUİYETİMİZİN BAŞKANI   Evet İDDİA EDİYORUM. FARKLI BİR CUMHURBAŞKANI OLACAKTIR Sayın Gül. Öncelikle tolplumunun manevi değerlerinden kopuk olmayacaktır. İçinden çıktığı topluma yabancı değildir. Toplumu ile bütünleşecektir. Sivil toplum kuruluşları dernekleri ile yakın temasta olacaktır. Görüşme günleri düzenleyecektir. Hatta ve hatta sıradan bir vatandaş da isterse belirli randevu form... Devamı

BİRA - BİRA - BİRA : Nedir, Ne Değildir ?

2007-08-30 18:24:00

                     Çok seveni olan ve üzerinde doğru olan olmayan çok şey söylenen bira bakalım nedir ?   1 - Bira, çimlendirilmiş arpanın özel işlemden geçirilmesi ve mayalanması sonucu elde edilir. İçinde % 5-7 oranında etil alkol vardır.  Kesinlikle alkollü içki sınıfındandır. Bir tek şie bira bile trafik kazalarına sebep olabilecek derecede sarhoşluk yapabilir.   2 - Alkolsüz bira diye piyasaya sürülen bira, normal biranın etil alkol oranının vakumla  % 1 1,5  oranına düşürülmesi ile elde edilir.   3 - Almanyadaki alkoliklerin hemen hepsi bira içerek  akıl hastanelerine veya hastanelere düşmektedirler.   4 - Bira bir gıda değildir. Bira ve şarap İnsanın beslenmesinde çok önemli olan A, B1, D ve C vitaminleri içermz. Birada çok düşük gıda değeri olan karbonhigrat, az miktarda protein vr yine çok düşük miktarda iki tip B vitamini bulunur. Ancak bu maddeler basit yiyeceklerde dahi çok miktarda bulunur.   5 - Bira taş düşürmez.  Biranın taş tüşürdüğü konusunda yanlış kanaat zihinlerde  yanlış olarak yerleşmiştir. İdrar arttırıcıetkisi bilinmektedir Ancak aynı sonuç kaynak suyu ve  ıhlamur içenlerde de olur.  Bilinenin aksine  içinde etil alkol olduğu için idrar yollarında ödeme sebep olup taş düşürmeyi geciktirici ve zorlaştırıcı etkisi vardır.   6 - Bira alkollü içki olduğunda diğer tüm alkollü içkiler gibi siroz sebeplerindendir   7 - Tüm alkollü içkiler  beyin dokusunda tahribata sebep olur. . 8-. Alkol kalp kası üzerinde doğrudan doğruya etki yaptığı kesindir. Uzun müddet içki kullananlardır alkolün kalp ve iskelet kaslarında bozukluklara yol açtığı bilinmektedir. Sadece bira içmekle meydana gelen kalp kası hasarları belirlenmiştir.   9 - Bira içmenin bayanlarda göğüs kanseri riski, erkeklerde ise ise böbrek, mesane ve rektum ( kalın bağırsağın sok kısmı ... Devamı

CUMHURİYET BAYRAMINDA DOĞAN CUMHURBAŞKANI

2007-08-28 21:06:00

      Cumhuriyet Bayramımızda doğan.Cumhuriyetimizin Başkanı. Hoş geldin Cumhuriyetimizin başına. Hayırlı olsun Zatı Alinize ve Yüce Miiletimize.. Kim ne derse desin, iyi bir Cumhurbaşkanı olacağına inanıyorum,Milletimizin çoğunluğu gibi.Halim selim, yani yumuşak huylu. Gerçek Beyefendi.Donanımlı.ve saygın. Devlet adamı olarak deneyimli. Yabancı dil bilen. Milletinin bağrından çıkan.. Milletinin değerleri ile donanmış.. Ve de inançlı..İnadığı yolda güçlü ve mücadeleci. Yeterince cesur. Kararlı ve kendinden emin.. İyi bir Cumhurbaşkanı olacaksın. Yüce Milletimizi en iyi şekilde temsil edeceksin, biliyorum. Senin tökezlemeni bekleyenler, umduklarını bulamayacaklar. Peşin hükümle seni engelleme savaşı verenler yanıldıklarını görecekler. Atatürk ve İsmet İnönü'den sonra bu makama en layık kişisin. Sevinçliyim ve mutluyum. O benim Cumhurbaşkanım diyebileceğim bir Cumhurbaşkanım var artık. Sade bir vatandaş olarak sizi kutluyorum. Bu zor görevde Başarılı olmanız için Yüce Allah'a dua ediyorum Saygılarımla efendim... Devamı

İnsanın Allah'a En Yakın Olduğu An

2007-08-26 11:07:00

                                                                      SECDE   İbadetlerin en önemlisi NAMAZ dır. Namaz ibadetinin en önemli ve anlamlı bölümü SECDE dir. Ve SECDE İNSANIN ALLAH’A EN YAKIN OLDUĞU ANDIR.   Secde tam bir acz ifadesidir. Tam bir boyun eğiş ve teslimiyettir. Nefsini, gururunu simgeleyen alnı ve burnu yerdedir. Secde insanın yaratıcısını karşısında bir HİÇ olduğunun kabulüdür. Evrende tam 300 milyar galaksi vardır. Her galakside Güneş’imiz gibi 300 milyar yıldız vardır. Her yıldızında Dünya’mız  gibi ortalama 8 – 10 uydusu vardır. Bu muazzam oluşum içinde  Dünyamız özeldir. Dünya üzerindeki  toplam sayısı yalnızca 6-7 milyar olan insanın her biri de özeldir. Hiçbir insanın maddi ve manevi eşi ve benzeri yoktur. İşte bu insana Allah ruhundan üflemiş, yani kendi özelliklerinden vermiştir. Evrenin bir ucundan diğer ucuna mesafe, beklide 50 milyar ışık yılıdır. Bir saniyede 300 bin kilometre yol alışla 50 milyar yıl. Yüce Allah secde anında bütün bu mesafeleri yok eder, yanına yakınına gelir. Yine bizim ölçülerimizle, bize saniyenin binde biri  kadar bir mesafede ve  yakınımızdadır. İŞTE  SECDE BÖYLE ÖNEMLİ BİR ANDIR. Ne sıkıntısı, ne derdi ve isteği varsa insan  işte bu anda istemelidir. Evet, insan Yaratıcısına ne kadar iyi kulluk etmiş, iyi ahlaklı bir insan olmaya gayret etmiş, ve de Yaratıcısına verdiği sözü yerine getirmişse, yani  tevbe ettiği günahlarına geri dönmemişse, O’nun yanında kredisi o oranda büyüktür. ALLAH’TAN  İSTEMEĞE,  İSTEĞİNİN YERİNE GETİRİLMESİNİ  BEKLEMEYE YÜZÜ VE  HA... Devamı

Kur'an'a Karşı Yükümlülükler

2007-08-26 11:03:00

    KUR'AN'A KARŞI YÜKÜMLÜLÜKLER Kur’an’a Karşı Yükümlülükler Toplam olarak 105 ayette ele alınmıştır. Kur’an insanlara gelmiştir., Bu sebeple, insanların O’na karşı görevleri ve yükümlülükleri söz konusudur.        Kur’an’a İman Etmek: ( 94 ayette  )     Dinde iman yani inanmak en önde gelen yükümlülüktür. Dinimizin inanç esaslarından biri de Kur’an’a inanmaktır. Bu husus Kur’an’da 94 kadar ayette işlenmiştir.     Örnekler:     " Ey inananlar, Allah’a, Resulüne, Resulüne indirdiğimiz Kitaba inanın (... )" ( 4 / 136 )     " limde ileri gidenler: ‘ O’ na inandık, hepsi Rabb’imizin katındandır. ‘ derler. (... ) " ( 3 / 7 )     " Ve kendilerine ilim verilmiş olanlar da O Kur’’an’ın Rabb’inden gelen gerçek olduğunu bilsinler de O’ na inansınlar; böylece kalpleri O’ na saygı duysun. (... )  ( 22 / 534 )                Kur’an’ı Okumak ve O’ nunla Amel Etmek ( İş ve davranışlarını düzenlemek ) - 10 ayette -                     Kur’an, sadece Arapça orijinalinden okunup dinlenen bir nağmeden, lâhuti ( İlâhi – Allah’la ilgili ) bir sesten ibaret değildir; gerçekleri insanlara bildiren bir söz, bir Kitap’tır. Hz. Peygamberimizin şahsında bütün insanlara hitap etmektedir.        Örnekler:       " O Kitâb’tan sana vahyedileni oku ve namazı da kıl. ( ...) " ( 29 / 45 )       " Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. (...) " ( 43 / 43 )      " Allah’ın Kitâbını okuyanla... Devamı

CENNETE GİDEN YOL ..?

2007-08-23 10:18:00

                          5 Milyon Doları Ver Cennete Git Kudüs'ün Zeytin Tepesi'nde yer alan mezarlıktaki kabirlerin fiyatı 1 ile 5 milyon dolar arasında değişiyor. Üç büyük dinin kutsal mekânlarına ev sahipliği yapan Kudüs kentinde, Yahudilerin önemli tapınakları bulunuyor. Zeytin Tepesi olarak adlandırılan bölgedeki mezarlık ise en dikkat çekici mekanlardan biri. Yahudi inanışına göre çarmığa gerilen Hz.İsa bu tepeden kutsal Büyük Mezar Kilisesi'nin bulunduğu bölgeye götürüldü. İnanışa göre kıyamet koptuğunda Sırat Köprüsü bu güzergâhta kurulacak, bu nedenle mezarı burada olan Yahudiler sorgusuz sualsiz cennete gidecek. Bu inanış mezarların fiyatının 1 milyon dolar ile 5 milyon dolar arasında değiştiği ifade ediliyor. Hıristiyanların en önemli kutsal mekânlarından biri olan Büyük Mezar Kilisesi de ziyaretçi akınına uğruyor. Hz. İsa'nın çarmıha gerildikten sonra toprağa verildiği yer olarak bilinen kiliseye giden Hırıstiyanlar, Hz. İsa'nın cenazesinin yıkandığı musalla taşının başında dua ederken, Yahudilerin en çok ziyaret ettiği yer Ağlama Duvarı.                              Yukarıdaki haber, 21/08/2007 tarihli Hürriyet Gazetesinden. İnsanlığın 21. yüzyılda din anlayışı hakkında  önemli bir gösterge. Cennetin yolu da milyon dolarlardan geçiyormuş demek ki..         Milyon dolarlar bilindiği gibi sıradan bir zenginde değil, ancak süper zenginlerde bulunabilen bir para. Milyon dolarları olanlar, dünya haayatında konuya yalnızca maddi açıdan baktığımızda zaten bu dünyanın maddi cennetinde yaşıyorlar. Bu insanlar, mezar yatırımı da yaparlarsa, öbür dünyalarını da yani ahiretlerini de garanti altına almış oluyorlar.         ... Devamı

BİR DE BU PENCEREDEN BAKIN

2007-08-22 22:18:00

            Yüce Allah insana yükümlü kıldığı, yani farz kıldığı her şeyin bir hikmeti ve  özellikle insanın kendisine  faydası vardır. Bunların başında namaz ibadeti gelir. Bu yazıyı İNSANIN ALLAH’A EN YAKIN OLDUĞU AN isimli yazıma bir yorumla katkıda bulunan bir kardeşimin verdiği ilham sebebiyle yazıyorum. Bu kardeşim namaza başlamağa niyetlenmiş ama, nefsini yenip bir türlü başlayamıyormuş. Bu başlangıçta herkeste böyle oluyor. Nefsiyle muhasebe ve mücadele . – Başlayayım mı, başlamayayım mı ? Başladım mı sürdürmem lazım. Günde beş vakit. Abdest alacaksın ve namaz kılacaksın. Bu işi becerebilir miyim ?  Ya başaramazsam ?  Yarıda bırakırsam. Allah'a karşı mahcup olursam. Evet bu muhasebe herkes de böyle oluyor. Bu iç hesaplaşmaya başlayanlar mutlaka namaza başlarlar. Bu değerli kardeşim üzülmesin. Gönlüne namaz ilhamı düşenlerde bu iç hesaplaşma ne kadar uzun sürerse, sonuç da o kadar başarılı olur. Başlarlar ve namazı bir daha terk etmezler. Namaza yeni başlayanlar ile ilgili olarak değerli Hocamız  Süleyman Ateş’in verdiği bir bilgiyi de burada arz ediyorum: Namaza , hangi yaşta olurla olsunlar muntazaman kılmaya başlayanlar için, geçmiş kılmadıkları dönem için kaza mükellefiyetleri yoktur. Yeni ve beyaz bir sayfa açmışlardır. Onlar için geçmiş değil gelecek önemlidir. Muntazaman devam ettirmeye çalışacaklardır. Bakın bu başlangıç ile birlikte kişide ne gibi değişim ve gelişmeler olur: **  Eksiklik ve suçluluk duygusu yok olur. Yaratanına karşı görevini yapmanın, sorumluluğunu yerine getirmenin huzuru tüm benliğini sarar. Suçluluk duygusundan ve tedirginlikten kurtulur. Hayatı bir başka anlam kazanır. ** En önemli ibadet Allah’ı anmaktır. Namaz bu işlevi yerine getirmenin en önemli ve garantili yoludur. İnsan ruhu ancak Allah’ı anmakla gerçek huzuru  bulur, sükuna erer ve mutluluğa adım atar. **  Allah’ı anmakla kişi nefsinin kirler... Devamı

EZBERİMİZİ BOZALIM !

2007-08-20 15:50:00

      EZBERİMİZİ  BOZALIM !                    İnsanlar için en kolay şey, belirli bir düşünce,  fikir ve ideoloji açısından dünyaya ve olaylara bakmaktır. Bu insanı  devamlı düşünme, strateji geliştirme gibi yoğun ve zor zihni faliyetlerden kutarır. İnsan etrafına  çelikten bir duvar örüp içine kendisini hapseder ve belirli kalıplar içinde düşünüp hayatı ve olayları yorumlayarak kendisini korumaya alır ve daha rahat yaşar.           En zor şey, alışkanlarından sıyrılmak, zihni faaliyetler bakımından da, başka pencerelerden bakmak yani ezberini bozmaktır. Sonunda da insan gerçeği bulamaz, zamana uyum sağlayamaz.          Bu tür davranış biçimi Allah'ın insana verdiği akıl nimetinden yeterince faydalanamama sonucunu doğurur. Ama Yaratıcı'nın amacı bu değildir. Kur'an'da akıl kelimesi tam 49 yerde geçer.  Fiil olarak, akıl erdirmek, aklı çalıştırmak, aklı kullanmak şeklinde.               İşte iki örnek:        '' Andolsun ki, size bir kitap indirdik ki, bütün şanınınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak  mısınız ? ''  ( 21 Enbiyâ,10 )         ''  Ey Kavmim ! Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; Benim ücretim ancak beni yaratana aittir. Artık aklınızı kullanmayacak mısınız ?  ( 11 Hûd,51 )          Bütün bunlara rağmen inançlı insanlarımızın çoğunluğu; bu 21. yüzyılda, bu bilgi çağında ve bilgiye ulaşmanın saniyelerle gerçekleştiği bu anda hâlâ;        * Kur'an'ı ibadet olarak Arapça öğrenip okumakla sorumluluklarının bittiği... Devamı

Doğru Diye Bildiklerimiz Doğru mu ? - 1

2007-08-20 15:48:00

      Yüzde 90 - 95 i Müslüman olan ülkemizde  aşağıda belirttiğim  konular  beni üzüyor, tedirgin ediyor ve mutsuz kılıyor.             **  Bu dini bize uygun gören   Müslümanlıkla bizi şereflendiren yüce Yaratıcımızın  dinimizi tanıtan, kurallarını, emirlerini ve nasihatlarını içeren Kitabı Kur'an, tek bir harfi dahi değişmeden  1400 yılı aşarak günümüze kadar gelmiştir ve elimizdedir. Onun kuralları ve çerçevesi belirlidir Fakat dini uygulamamızda ve yorumlamamızda  çok büyük farklılıklar nereden gelmektedir ?              **   Kur'an Allah'ın  mesajı, emri ve nasihatlarıdır. Arapça inmiştir. Çünki Arap bir kavme inmiştir. Arap milletinin ve dilini yüceliğinden, özelliğinden değil.          **  Kur'an'ın indirilme amacı  anlaşılmak ve mesajının insanlığa ulaşmasıdır. Fakat uygulamada bu birincil amaç bir kenara atılıp Arapça orijinalinden ibadet kasdıyla okuma öne çıkmaktadır.          **  Kur'an dirilere inmiştir ve onlara gönderenin mesajıdır. Fakat uygulamada ölülerin arkasından daha çok okunmaktadır.Bu çelişkiyi neden hala sürdürüyoruz ?         **  Kur'an Peygamberimize inmiştir. Vahyolunmuştur. O, Kur'an'ı  maddi ve manevi tüm benliği ile özümsemiştir. Biz de onu Arapça aslından okuyup onun ruhuna gönderiyoruz. Bu iadenin bir anlamı ve dayanağı var mı ?      **  Bir de bir hadis tutkunluğu ve aşırı ilgisi var. Bilindiği gibi Dinimizin gerçek dayanağı Kur'an'dır. Gerçektir. Tek bir harfi dahi değişmeden günümüze 1400 yılı aşarak korunarak gelmiştir.Bu koruma 15 / 9 ayeti ile Rabbimizin garantisi altındadır. Kur'an'la karışmaması için Peygamberim... Devamı