BEYİN KRİZİ

2007-12-06 23:26:00

    Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ölüm sebepleri sıralaması şöyle: 1 – Kalp krizi 2 – Kanser 3 – Beyin krizi Kalp krizi ile kanseri bilmeyen yoktur. Beyin krizi sözlerini ise pek duymamış olabilirsiniz. Bu satırların sahibi olan ben de duymamıştım. Ta ki bundan yaklaşık 16 sene önce bir ağabeyimizin anevrizma ( beyin damarındaki baloncuk ) sonucu beyin kanaması geçirip onu kaybedişimize kadar. Sonra konuya ilgi duydum, inceledim ve bu hastalıkla ilgili olarak şehrimizde düzenlenen konferanslara katıldım. Beyin krizinin aciliyet bakımından kalp krizinden de öncelikli olduğunu öğrendim. Kısaca size tanıtmaya çalışacağım. Beyin krizi geçiren hastaların 1/3 ü krizleri sırasında ölüyor. 1/3 ü sakat olarak ve kısmen veya tamamen başkasına bağımlı olarak yaşamlarını sürdürüyor. 1/3 ü ise tam olmasa bile başkasına muhtaç olmayacak derecede iyileşerek normale dönüyor. Beyin krizi genel olarak iki şekilde gerçekleşiyor. 1 – BEYİN ENFARKTÜSÜ: Beyinde temiz veya kirli kan taşıyan bir damarın beyne gelen bir pıhtı veya damar sertliği parçacığı ile tıkanması veya bir damarın ileri derecede büzüşerek beynin kansız, dolayısı ile oksijensiz kalması. 2 – BEYİN KANAMASI İ: Beyindeki bir damarın çatlayarak beyin içine kanaması. Ülkemizde beyin krizi olaylarının % 71 i beyin enfarktüsü, % 29 kadarı ise beyin kanamasıdır. İki yarım küre,, beyin sapı ve beyincikten oluşan tüm beyin, yoğun bir damar ağı ile kan almakta ve vücudun % 2 kadarını oluşturduğu halde tüm vücut kanının % 18 beyni beslemek üzere, boru şeklindeki temiz kan damarları ile beyne gitmektedir. Dolayısı ile kansızlığa en duyarlı bir organdır. Beyin enfarktüsü geçici olabildiği kalıcı da olmaktadır Beyin enfarktüsü sebepleri: *** Damar sertliği *** Şah damarında % 70 in üzerinde daralma *** Hipertansiyon atakları ( ani yükselme ) *** Boyun omurlarında kireçlenme *** Kalp hastalıkları ( Ritim bozuklukları... Devamı

Katran ve Nikotini Düşük Sigara

2007-12-06 23:21:00

  Sigaranın sağlık için emin ve zararsız olan tipi yoktur. İlmi araştırmalar, katranı ve nikotini düşük olan sigaraların içilmesinin koroner kalp hastalığı riskini düşürmediğini göstermiştir. Çünkü; Katran ve nikotin yüzdeleri düşük olan sigaraları içenler, sayı olarak daha fazla sigara içerler ve sigarada azalmış olan nikotini telafi etmek içi de, içtikleri sigaraları derin derin içlerine çekerler. Bu ise yeni yeni problemleri ortaya çıkarır. Çünkü sigarada bulunan zararlı maddeler sadece nikotin ve ziftten ibaret değildir. Sigara toplam 3890 çeşit zararlı ve zehirli madde vardır. Düşük nikotinli sigaradan içen şahıs, sigara dumanını içine daha çok çekeceği için, şahıs diğer bir çok sayıdaki zararlı maddeleri vücuduna daha çok oranda alır ve hastalık riski de o oranda artar. Devamı

HAMİLELİK ve SİGARA

2007-12-06 16:34:00

  Kadınlar sigaranın zararlarına karşı erkeklerden daha hassastırlar. Bu konu ile ilgili önemli bilgiler şunlardır: 1 – Evli olup ta hamile kalmayı arzu eden bayanlarda, sigara içmenin hamileliği geciktirdiği belirlenmiştir. 2 – Hamillik süresinde sigara içmeye devam eden annelerin zayıf, cılız ( prematüre ) hastalıkla ve hatta ölü bebekleri dünyaya gelebilir. 3 – 17000 çocuk doğumu üzerinde yapılan incelemeler sonucunda: *** Gebeliği 4. Ayından itibaren günde devamlı olarak 10 adet sigara içen annelerin bebeklerinde, doğum sırasında ölüm oranında % 30 luk bir artış görülmüştür. *** Ayrıca bu tür annelerden dünyaya gelen çocukların normalden daha az ağırlıkta ve küçük olarak doğdukları, *** Böyle annelerin düşük ve ölü doğum riskinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. *** Ayrıca sigara tiryakisi anne adaylarının çocuklarının sakat ve özürlü olarak dünyaya gelme olasılığı yüksektir. 4 – Bütün hamileliklerde normal olarak % 15-20 oranında düşük vakası olur. Sigara tiryakisi olan annelerde ise bu oranın en az % 28 olduğu belirlenmiştir. Ayrıca dış gebelik riski de diğerlerine göre iki kat yüksektir. 5 – Sigara içen annelerin geri zekalı çocukları olma riski, içmeyen annelere oranla % 75 daha fazla olduğu tespit edilmiştir. 6 – Bebeğini emziren annelerde nikotin, anne sütüne, dolayısı ile bebeğe de geçer. Bebekte zararlı etkileri olur. Hatta bebekte nikotin zehirlenmesine sebep olabilir.   Not: Bu yazının hazırlanmasında Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları’ndan Prof.Dr. Alpaslan Özyazıcı’nın ALKOLLÜ İÇKİLER, SİGARA VE DİĞERLERİ isimli eserinden yararlanılmıştır.... Devamı

Trafik Kazaları Ve Alkol

2007-12-05 13:26:00

Yapılan istatistikler göre trafik kazalarının % 40 ‘ ının sebebinin alkol olduğu belirlenmiştir. Alkolün trafik kazasına sebep olan vücut üzerindeki etkileri şunlardır. 1 – Sahte güven hissi : Alkol cesaret ve güven hissini arttırır ve bunun sonucunda da sürücü devamlı gaza basar. 2 - Tehlikeyi idrak edememek : Sarhoş kimsenin karar verme gücü zayıflar. Karşıdan gelecek tehlikeyi kavrama yeteneği azalır. 3 - Reaksiyon zamanı yavaşlar : Normal bir araba sürücüsünün, karşıdaki tehlikeyi hissedip ayağını gazdan kaldırıp frene basıncaya kadar geçen zaman, alkollü kişilerde yavaşlar ve gecikir. Bu gecikme alınan alkol miktarının artması ile artar. Çünkü kavrama yeteneği yanında, motor faaliyeti bozulduğundan ayak adalelerine hakim olabilme ve muntazam kullanabilme yeteneği alkol ile bozulmuştur. 4 – Görme netliği bozulur: İçkili şahıs bulanık ve çift görür. Trafik ışığının dur uyarını anlayamaz. Ayrıca bakarken sanki bir tünelden bakıyormuş gibi görür. Bunun anlamı açıktır Bunun sonucunda yoldaki araçları iyi göremez. Onlara çarpabilir. Yan tarafları da iyi göremediğinden, yandaki arabalara ve yayalara da çarpabilir... Devamı

K o n u m u z : D O S T L U K

2007-11-30 17:22:00

    Dostluk konusunda, Türk ve İslam düşünürlerinin, yabanı düşünürlerin sözlerini ve konuya ilişki ata sözlerini derledim. Bakalım beğenecek misiniz ? Türk ve İslam düşünürlerinin sözleri : *** Dosta ihsanda bulunmak sevgiyi arttırır. HZ. ALİ *** Ayıpsız dost arayan dostsuz kalır. MEVLANA *** Dost kötü günde belli olur. İyi günde yüzlercesi bulunur. FERİDUN ATTAR *** Şu illerin taşı hiç bana değmez, ile dostun gülü yaralar beni. PİR SULTAN ABDAL *** Düşmanlarınla düşüp kalkan dosttan vazgeç. ŞEYH SADİ ŞİRAZİ *** Dost kazanmak için cömert ol, bil ki hasisin dostu yoktur. ALİ FUAT BAŞGİL Yabancı düşünürlerin sözleri: *** Olgun bir adamı dost edinmek isterseniz eleştirin, basit bir kimseyi dost edinmek isterseniz onu övün. NELSON *** Gerçek dostlar, iyi günlerinizde siz davet edince ziyaret eder, kara günleriniz de ise davetsiz gelir. TEOFRASTUS *** Dostu severim amaa düşman da işe yarar. Dost gücümü gösterir, düşman da görevimi FRİEDRİCH VON SCHİLLER *** Dost elbiseye benzer, onu yıpratmadan terk etmelidir. Yoksa o sizi terk eder. JULES BERNARD *** Dostun kusurlarını ona yalnızken söyle, başkalarının yanın da ise onu öv. ARİSTO *** Dostluk yolu üzerinde ot bitmesine izin vermeyin. GEOFFRİN *** Gerçek dostu olmamak, yalnızlığın en kötüsüdür. BACON *** Dost kazanmanın tek yolu dost olabilmektir. R.WALDO EMERSON Ata Sözleri : *** İyilerle dost ol, kötülerden emin olusun. *** Dost içten ağlar, dıştan güler. Düşman ise dıştan ağlar içten güler. *** Kötü huylu dosttan, mert huylu düşman iyidir. *** Kazanırsan dost kazan, düşmanı anan da doğurur. *** Seyrek git sen dostuna, kalksın ayak üstüne. *** Bin altının olmaktansa, bir dostun olsun. *** Dostun bin ise azdır. Düşman bir ise çoktur. *** Fakir dost çabuk unutulur. *** Dost ile ye iç, alış veriş etme. *** Her yüze güleni dost sanma. *** Dostun attığı taş baş yarmaz. *** Karga ile dost olanın yeri çöplüktür. *** Dost alış verişte belli olur. *** Dost acı söyler, fakat doğru söy... Devamı

Ilginç Atatürkçülük Uygulamalari - II

2007-11-23 20:37:00

                                  Bundan 15 sene kadar önce, Eskişehir’de bir kamu kurumunun Meslek Lisesi’nde müdür yardımcısı görevindeyim. Efendim diyeceksiniz ki, bir önceki yazında Sivasta ve bir fabrikada personel müdürü idin. Evet efendim benim kamuda yapmadığım iş kalmadı. Şef teknisyenlik, personelcilik, fabrikacılık, hastanecilik ve son durak eğitimcilik. Nerede kalmıştık. İlimizde 2 büyük üniversite var. Anadolu Üniversitesinde bir yardımcı doçent bir konferans düzenliyor. Konusu da oldukça ilginç ve iddialı ve kapsamlı: ‘’ ATATÜRKÇÜLÜĞÜN KAYNAKLARI VE DAYANAKLARI ‘’ İl Milli Eğitim Müdürlüğü telefon zinciri ile acele bir tamim yayınlıyor. Bu konferansa tüm okullar, 20 öğrenci ve dersleri uygun olan öğretmenler ve idarecilerle katılacaktır. Ben ve birkaç öğretmen arkadaş görevlendirildik. 20 öğrenci ile birlikte üniversiteye gittik. Büyükçe bir anfi ve yüzlerce eğitimci ve öğrenci hazır. Üniversitenin sayın öğretim görevlisi kürsüye geliyor. 15 dakika, evet sadece 15 dakika. Atatürk’ü öven bir konuşma yapıyor. Herkesin bildiği ve ilk okul öğrencilerinin dahi ezbere bildiği söylemlerle. Atatürkçülüğün dayanağı ve kaynakları ile ilgili tek bir cümle yok. Teşekkür edip, kürsüden iniyor. Toplantı bitiyor... Hayal kırıklığına uğruyoruz ve kızıyoruz. Bakıyorum, salonda en öndeki protokole ayrılan sıralar boş. Ne idareciler ne de hocalardan kimse yok salonda. Adam biliyor zaten kimsenin gelmeyeceğini. Onun için konusuyla ilgili hiç hazırlık yapmamış. Amaç...? Bağlı olduğu bölüm hocalarına ve Üniversite yönetimine şirin görünmek. Parlak bir proje götürüp, önemli faaliyetlerde bulunduğunun imajını vermek. Ve kısa zamanda doçentliğe yükselmek. Ve... Biz eğitimci ve öğrencilerle birlikte eğitim camiasını basamak yapıyor. Hani şark kurnazlığı derler ya. İşte öyle bir şey. Demek ki bu tipler, yani uya... Devamı

İlginç Atatürkçülük Uygulamaları - I

2007-11-23 13:29:00

    1978 yılında Sivas ilimizde bir kamu kurumunun kuruluş ve montaj aşamasındaki fabrikasına Personel ve İdari İşer Müdürü olarak atandım. Konusunda son sistem olan proje Almanya’dan alınmıştı. Montajını onlar yaptı. 1979 yılında o zamanın ilgili bakanının teşrifleri ile fabrikanın açılışını törenle yaptık. Sağ- sol kardeş kavgasının tam hızlandığı dönemdi. Aradan bir sene geçti, 12 Eylül askeri müdahelesi gerçekleşti. 11 Eylül’ü 12 Eylül’e bağlayan son gece sabah saat: 5.00’a kadar, yani askeri müdahalenin başlangıç saatine kadar, bir gece içinde 39 kişi kardeş kavgasında ölmüştü. O günkü ortamda millet olarak büyük bir karamsarlığı düşmüş, - bir kurtaracak yok mu ? – düşüncesi toplumun her ferdine hakim olmuştu. Kim ne derse desin o günkü şartlarda bu müdahale gerekli idi. Her neyse konumuz o değil. Askeri idare, sağ sol ayrımını yani kardeş kavgasını önlemek için ‘’ Atatürkçülük ‘’ inancını birleştirici bir unsur, yani çimento olarak öngördü. O da kabul. Ama nasıl ? Tüm yurt, Atatürk heykelleri ve büstleri ile donatılacaktı. Konunun en önemli kısmı, yani Atatürkçülüğün bir ideoloji, bir ruh olduğu,esası önemsenmedi. Üzerinde durulmadı. Kuru bir şekilcilikle; heykel, büst ve resimlerle Atatürk sevgisi tazelenmesi ve aşılanması faaliyetleri öngörüldü. Bu kapsamda olmak üzere tüm resmi kurumlar, talimatla Atatürk heykel ve büstlerini yenilediler. Eksikler tamamlandı ve her biri için açılış törenleri yapıldı. Yeni kurulan, açılışı yapıldığı halde bir yılda deneme üretimini aşamayan, üretim faaliyetine geçemeyen fabrikamızda bir Atatürk büst ve heykelimiz yoktu. Bu eksikliğimiz giderme çabalarına giriştik. Bu arada parantez açayım. İlin lisesinin resim öğretmeni, olağan dışı bir uygulamayla, okulun müdür yardımcısı dahi olmadan; birden, aniden İl Milli Eğitim Müdürü olarak atandı. Sonradan görüldü ki, asli görevi Atatürkçülük uygulamaları denetçiliğidir, teftişidir. Tüm kamu kurumlarında b... Devamı

Ben Yazmıştım : PKK' NIN SONU GELDİ !

2007-11-23 10:57:00

    Bundan yaklaşık bir ay önce 26.10.2007 tarihli yazımda ‘’ PKK’nın sonu geldi ‘’ başlıklı yazımla bildirmiştim. İşte dün, 22.11.2007 günü Kanal.7.com. da patlayan haber:   '' PKK  BU  GÜN  İTİBARİYLE  BİTTİ  '' Gazeteci  ‘’ Tamer Korkmaz'dan flaş iddia.. Korkmaz, PKK'nın bugündün itibaren gayri resmi olarak bittiğini, resmen bitişinin ise önümüzdeki kısa bir zaman dilimi içinde açıklanacağını iddia etti. "Artık geriye dönüş yok. Eli kulağında diyebilirim, kısa süre içinde bu konuda çok güzel haberleri kamuoyu öğrenmiş olacak." Korkmaz, Cafesiyaset.com'a verdiği özel mülakatta, PKK'nın bugündün itibaren gayri resmi olarak bittiğini, resmen bitişinin ise önümüzdeki kısa bir zaman dilimi içinde gerçekleşeceğini belirtti. Korkmaz, "Önümüzdeki günlerde bu anlamda sevindirici haberler peş peşe gelecek" diye konuştu. Peki, Tamer Korkmaz bu iddialarını neye/nelere dayandırıyor? İşte, Korkmaz'ın Cafesiyaset.com'a verdiği söyleşi; -Günlerdir zihinleri meşgul eden soruyu tekrar soracak olursak: Sınır ötesi operasyon yapılacak mı? -Sınır ötesi operasyondan kasıt kalabalık bir ordu ile Kuzey Irak’a girip top yekun bir savaşa dahil olmaksa hayır. Ancak bakınız bu çok ciddi operasyonların yapılmadığı anlamına gelmiyor! Konu epeydir kamuoyunda tartışılıyor. Bu bağlamda sınır ötesi operasyon tartışmaları ve meraklı bekleyiş sürerken operasyon yapılmadığını düşünmek yanlış olur. Zaten Kuzey Irak’ta tezkereden çok önce de görev yapan güvenlik personeli vardı. Bugüne geldiğimizde tezkere sonrasında nokta operasyonlar yapıldı. Başka nokta operasyonlar daha yapılabilir. -PKK terör örgütünün önde gelen isimlerinin yakalandığı hakkında Ankara kulislerinde iddialar dolaşıyor… -Ben daha da büyük bir hadiseden bahsediyorum… -Nasıl yani? -Bugünden itibaren terör örgütü PKK bitme noktasına gelmiştir diyebiliriz! Çok kısa bir süre... Devamı

Bir Zamanlar Radyo Lükstü...

2007-11-22 22:47:00

  50-55 yıl öncesinden bahsediyorum. Yani benim çocukluğumdan. Evet radyo bile lükstü. Nüfusu 10 bin civarında bulunan ilçemiz merkezinde sadece 3-4 evde vardı. Bir de büyük kahvehanelerde.  O günkü çocukluk dünyamızda bir adam bunun içine nasıl giriyor da konuşuyor diye şaşardık. Bizim evde de vardı. İşte internette buldum resmini. MEDİATÖR marka dev bir cihazdı. Bu günkü 82 ekran televizyonlardan büyük hacim de. 50-55 yıl önce hayallerimize bile sığmayacak gelişmeler bu gün artık gerçekleşti ve hayatımızda.  O yıllarda olanları ve insanlarımızın imkanlarını bu günün gençleri ve orta yaşlılarının kavraması bile imkansız… İşte örnekler: Nerede öyle her evde su ve sıhhi tesisat. Mahallede bir tek çeşme vardı. Bir parmak kalınlığında su akardı, bazen da azalırdı. Tüm mahallenin, tüm su ihtiyacı buradan karşılanırdı. Çeşmenin önünde, evlerin kadın ve kızları her gün sabah erkenden kova ve testilerle  sıraya girerler. Bazan da çeşme başı kavgaları olurdu. Gazeteler 3-4 gün sonra gelebilirdi. Zaten günlük 3 gazete vardı, hatırladığım kadarı ile. Yeni Sabah, Hürriyet, Milliyet. İlçenin bir tek şehirler arası otobüsü vardı ve onun şoförü Emrullah Amca. Otobüsün markası Austin. Ateşlemesi önünde kolla. 103 köyü olan  büyük ilçemizde otomobil yani araba yoktu. Tüm köylerle irtibat at arabaları ve bir tek jeep le sağlanırdı. Ata arabacılığı  esnafı ve nalbantlık en gözde mesleklerdi. Yemeklik yağ öyle tenekelerle bakkallarda satılmazdı. Birkaç yağcı esnaf vardı. Haşhaş yağını insan gücüyle dönerek, cenderelerde  çuval ve torbalar da sıkıp ezerek üretirlerdi. Yaramaz ve huysuz çocukların uyutulması için çare basitti. Zehiri alınmış ama üzerinde biraz kalmış, kurutulmuş haş haş kabuklarını öğüterek şeker karıştırıp bebeklere bir parmak tattırırlar. Yavrucuklar mışıl mışıl uyurlardı. İlçemizde bir tek doktor vardı. Pratisyen. Resmi ve özel. Ama büyük adamdı. Paraya değer vermezdi. Tüm kentli ve köylü insanlarının yardımına ko... Devamı

Öğretmenler Gününde ÖĞRETMENLİĞE DAVET ( şiir )

2007-11-22 14:51:00

    Bir zamanlar Her iki çocuktan biri ‘’ Öğretmen olacağım ‘’ derdi. Minik dünyalarının büyük hayallerini Öğretmenlik süslerdi.   Hani bir gün Öğretmenlik mesleği Genç beyinlerin tercihlerinde En alt sıralara düşmüşse İşte o zaman öğretmene en çok ihtiyaç vardır. Hani bir gün Yapılacak çok şey var, diyorsanız Bu memleket için, İnsanlık için. İşte o gün, öğretmenlik, En ideal meslektir sizin için.   Hani bir gün Bilgiye susamış beyinlerde, Işıltılı gözlerde, ‘’ Hocam ‘’ diyen dillerde Sevgiyi tatmak istiyorsanız, Gelin, meslektaş olalım. Hani bir gün, İnsan, sıradan bir yaratık değildir, Boşuna gelip geçemez Bu dünyadan. Eser vermelidir. En büyük eser, insandır, Noktasına gelirseniz, İşte o gün, Öğretmenlik konusunu bir ele alın.   Bir zamanlar, Süzgün gözlü kadınlar, Romantik bakışlı delikanlılar, Süslerdi gençlerin rüyalarını. Sinema salonları, Bunlar için dolardı Hani bir gün, Madonnalar, Ve iri pazulu adamlar, Alıyorsa baş rolleri, Her filmde en az iki yüz insan ölüyorsa, Vampirler, cadılar Düş perdesine bir gidip, biri geliyorsa İşte o gün, ÖĞRETMENLİĞİ BİR DÜŞÜNÜN.   Hani bir gün, Madonnalar ve iri pazulu adamlarla birlikte, Kadınla erkek arası, Ne idiğü belirsiz yaratıklar, Oturuyorsa gönül tahtlarına Büyük sanatçı diye, Tirajı en büyük gazetelerde, Tüm sapkınlıklara Tam sayfa methiyeler düzülüyorsa, ‘’ Cinsel tercih hürriyeti ‘’ diye Bu çarpıklıklar sürüp gidemez. İŞTE O GÜN GELİN MESLEKTAŞ OLALIM.   Bir zamanlar ‘’ ekmek parasını hak etmek  '' inancı vardı. Ve alın teri en büyük değerdi. Hani bir gün, ‘’ Kısadan köşeyi dönmek ‘’ Marifet olmuşsa. Tüm insanlar, Bağlamışlarsa umutlarını, Tot, loto, piyango, At yarışı, Ve de kazı-kazana. Alın teri, Kalmışsa geri planda. İşte o gün, ÖĞRETMENLİK SİZİ BEKLEMEKTEDİR.   H... Devamı

SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUM !

2007-11-21 19:52:00

    Yazılı ve görsel medyamızın  durumu felaket.. Benim son üç ay içinde beşinci altınc yazım. Zincirleri kırdı, ipini kopardı, tüm dengeleri sıyırdı.  Kalitesizlik ve korkunç bir cinsellik istismarı  var. Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi  çocuklarımız ve ergenlik çağındaki gençlerimiz büyük risk ve tehlike altında. Birileri üç kuruş daha fazla kazanmak için toplumumuzun altına dinamit koyuyorlar. Sayın medya patronları, sayın yayın koordinatörleri ana, baba, dede, nine değiller mi ? Hiç mi sorumluluk duyguları yok ? Bu başıbozukluk nereye kadar ? Devlet millet menfaati, toplumun menfaati onlar için bir hiç her halde. Başıbozuklukta bizim medyanın üstüne başka bir ülke daha yoktur. Toplumu ayakta tutan ahlak temel ve kolonlarıdır. Bunlar tamamen çöktümü herkes altında kalacak. Bu memleketin sahibi yok mu. ? Birilerinin baş örtüsü lehine, diğerlerinin aleyhine faaliyetlerinin on da biri bu konuya gösterilse, düzelme yolunda bir şeyler yapılabilirdi.   Toplumun  fertleri olarak bizlerin de bir sorumluluğu var bu aksaklıkta. TEPKİ  VERMİYORUZ… Benim gibi birkaç kişinin feryatları azınlıkta ve cılız kalıyor.   Neler yapabiliriz hiç düşündünüz mü ? Çok şeyler.  Ben yaptıklarımdan örnekler vereyim. Fikriniz olsun. Geçen sene Eskişehir ilinin milletvekillerine ve TBBM  Dilekçe Komisyonu Başkanlığın şikayet dilekçeleri gönderdim. RTÜK’e şikayet dilekçesi gönderdim. Başka….. Bir medya Kurumumuz var TV’de haber kanalı ve  Bilgisayarda  İnternet Gazetesi var.   TV’ deki haber kanalı taraflı da olsa işlevini  yapıyor. Ama İnternet Gazetesi bir felaket. Yayının % 90 ı cinsellik istismarı. Seviyesiz . Porno sayılabilecek çırılçıplak kadın fotoğraflarının binlercesi  galeriler halinde her an yayında. İşte bu gazetede bir ay  kadar önce bir haber yayınlandı. Dünyanın bir yerinde ‘’ TRAVESTİ  GÜZELLİK KRALİÇESİ&... Devamı

Gençlerimiz Tehlikede - GELECEĞİMİZ TEHLİKEDE

2007-11-21 14:39:00

    Çocuklarımız ve ergenlik yaştaki gençlerimiz büyük tehlike ve risk altında . Bunun sonucu olarak ta geleceğimiz tehlikede. Ruhi bakımdan sağlıklı genç ve çocuğumuz kalmadı ve kalmayacak. Büyük ve küçük kentlerimizde, erkek ve kız, lise çağına gelmiş fakat sigaraya alışmamış genç kalmadı. Bu kadar olsa iyi; büyük kentlerimizde uyuşturucu maddeleri denemeyen de gençte kalmadı. Neden ? Çünkü gençlerimizin ruhi bakımdan bunalımda, açmazda... Bunların bir çok özel sebebi var. Genelde de belirgin iki sebebi var: Birincisi; çocuklarımızın ta küçük yaştan, hatta ilk okul başlangıcından, yarış atları gibi bitmez tükenmez bir sınav yarışına sokulması. Çocukluk yok, gençlik yok,dinlenme yok... Bir dersaneden öbürüne. Bir özel hocadan diğerine koşturmaca... En önemlisi endişe, sınav endişesi. Gelecek endişesi... Takatlerinin çok üstünde gerilim ve yük... İkinci sebep, cinselliğin istismarı. Bilindiği gibi ergenlik çağı, cinsellik hormonlarının geliştiği ve adeta çıldırdığı çağdır. Bu dönemde, rayından çıkmış yazılı ve görsel medyamızın cinselliği reyting uğruna aşırı istismarı uç noktalarda... Nasıl ? Yazılı basınımız ve televizyon kanallarımız gittikçe artan bir yoğunlukta kadın cinselliğini kullanıyorlar. En çok tiraj yapan gazete ve kanalların ( bir kaçı hariç ) tüm dayanağı cinsellik oldu. Her gün çıplak kadın resimleri boy boy. İnternet gazetelerinde de galeriler. Her birinde, bir zamanlar porno kabul edilen şimdi de erotik yaftası yapıştırılan binlerce onbinler çıplaklık değil, çırılçıplaklık içeren fotoğraflar... Televizyonlarımızı anlatmaya klavyem varmıyor. Herkesin bildiği şeyler. Çağdaşlaşmak uğruna, batılılaşmak uğruna Batı’nın teknolojik gelişmesi ve iş ahlakı değil belden aşağı meseleleri hedefimiz oldu. Zavallı çocuklarımız, zavallı gençlerimiz ne yapsın. Bir tarafta sınav ve gelecek baskısı. Diğer tarafta hormonların baskısı. Bu da yetmiyormuş gibi , sürekli tahrik ve sürekli uyarılma. Ruhi açıdan bu kadar yük... Devamı

Çağımızda Azalan Bir Duygu: U T A N M A

2007-11-21 09:18:00

    Bu yazımda, çağımızda gittikçe azalan ve kaybolan haya yani ‘’ UTANMA ‘’ duygusu üzerine felsefi yorumlar ve açıklamalar yapacak değilim. Amacım bu duyguya ilişkin Kur’an hükümlerini belirtmek ve hatırlatmak. Bu konu ile ilgili özet mesajlar ve mesajların verildiği sure ve ayet numaraları halinde şöyle: *** Şeytan, hayasızlığı / edepsizliği emreder ( 2/169 ) *** Gizli ve açık hayasızlık / kötülük haramdır ( 7/33 ) *** Peygamberimizin haya duygusu ( utangaçlığı ) ( 33/53 ) *** Mümin ( inançlı ) erkek ve mümin kadınların hayası ( 24/30-31,) Bu son iki ayetin meallerini de verelim: ‘’ Mümin erkeklere söyle: Gözlerini sakınsınlar ve ırzlarını ( apışlarını ) korusunlar. Bu kendileri için daha temizdir. Şüphe yok ki Allah onların ne yaptıklarından haberdardır. ‘’ (24/30 ) ‘’ Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, kendiliğinden görünenler dışında ziynetlerini açmasınlar ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar. Ziynetlerini açmasınlar; ancak kendi kocalarına, yahut kendi babalarına, yahut kocalarının babalarına, yahut kendi oğullarına, yahut kocalarının oğullarına, yahut kendi kardeşlerine, yahut kendi kardeşlerinin oğullarına,yahut kendi kadınlarının, yahut kendi ellerindeki cariyelerine, yahut ihtiyacı olmayan erkeklere, yahut kadınların avretlerine (cinselliklerine ) haberi olmayan çocuklara müstesna. Gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey müminler ! Hepiniz Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa eresiniz. ( 24/31 )... Devamı

Hem Okudum Hemi de Yazdim !

2007-11-14 22:45:00

  Blogculuk da bir bağımlılık. Hem de ne bağımlilik. Sigara tiryakiliği yanında solda sıfır. Yazmak bir tutku ama blogculuğa başlamışsanız bir derdiniz daha oldu demektir. Okunmak. Evet en önemli derdimiz okunmak, yani HİT. Yazdığımız yazı hit'siz kaldı mı, bizi Hitler bile teskin edemez.   Eski bir türkü vardı. Şimdilerde pek bilinmiyor. Benim gençliğimde ortalığı kasıp kavurmuştu.   '' Hem okudum, hemi de yazdım. Yalan dünya senden bezdim. ''   Biz blogcular yazıyoruz ve pusuya yatıp okunmayı bekliyoruz. Ama bu blogları da okuyanlar da genel de bizleriz. Bazılarımız yazıyor ama okumuyor. Her gün yeni blogcular katılıyor. Yazanlar çoğalıyor ama demek ki okuyanlar çoğalmadığı için her gün '' hit '' kazançlarının azaldığından şikayetler artıyor. Acaba yeni katılımcı arkadaşlarımız okumuyorlar mı ? ( Suçluyu buldum galiba )   Bir tedbir almak lazım Mesela bir kural koyalım. Bir blog yazan en az 10 blog okumak zorunda kalsın. Günde, çalakalem 3- 5 blog çıkaranlar, yandı keten helvam. İşleri çok zorlaşacak. Zavallılar zaten, çok yazmaktan, vatana millete fikir üretmelerinden okumaya fırsatları kalmıyor. Ortalama günde 5 blog yazdıklarından , her gün 50 blog okuyacaklar. Durumları vahim... Ya sürmenaj olacaklar, yada çok yazmaktan vaz geçecekler. Yani nafakaları azalacak. Sözün kısası: Çare Okunmak istiyorsak, okuyalım.... Devamı

ZİNCİRLERİ KIRMAK

2007-11-14 00:17:00

    Eskiden mahkumlar zindanlarda hürriyetleri kısıtlandığı gibi bir de zincirlerle bedenlerinden veya ayaklarından bağlanırlarmış. Ne korkunç ceza. Şimdilerde pek kalmamış olabilir. , Ama benim burada ele alacağım başka bir tür zincir ve o zincirlerin kırılması. Konumuz düşünceye vurulan zincirler... Düşünceye zincir iki türlü olabilir; birincisi başkaları tarafından, yani yasaklar veya sansür. Aslında düşünmeye sınırlama hiçbir şekilde mümkün olamaz. Ancak eyleme dönüşmesi ve açıklanmasına yasak ve sınırlamalar getirilebilir. Düşünceye ikinci tür zincir, insanların kendi kendine vurduğu zincirdir. Önemli olan ve bu gün üzerine duracağımız konu budur. İnsanlar kendi düşüncelerini sınırlayabilir mi ? Tabii ki sınırlayabilir. Hem de örnekleri günlük yaşantıda çok yoğun bir şekilde görülmektedir.   İnsanlar o ana kadar edindiği bilgiler, duyuları ile algıladıkları tecrübeler ile düşüncelerini ve kendilerini sınırlarlar. Hayata, konulara ve olaylara hep aynı açıdan ve aynı ön yargılarla bakarlar ve aynı ve benzer yorumlarda bulunurlar. Bu insanlar için kolaydır, kestirmededir. Zihinsel bir faaliyet gerektirmez... Ama bu türlü yaklaşım insanın kendisini sınırladığı gibi, genellendiği zaman tüm toplumu ve insanlığı sınırlar, gelişmesini ve ilerlemesini engeller. İnsanlar hiçbir yeniliğe, buluşa ve icatlara ulaşamaz...   İnsanlar beynin yeteneklerinin ortalama yüzde yedisini kullandığı belirlenmiştir. İnsan beyninin yetenekleri insanların kavrayamayacağı kadar fazladır. İnsan beyni yorulmaz. Zihnen çalışanların yorgunluk hissetmeleri antrenmansızlıktandır. Nasıl ki fazla çalışmayan vücut kasları biraz hareket ile aşırı yorgunluk tepkisi vermektedir. Çalışmaya pek alışkın olmayan, günlük rutin çalışmanın dışına çıkamayan beyinler biraz zorlanınca yorgunluk ve sürmenaj hissi gösterirler. Yani beyin yorgunluğunun sebebi de antrenmansızlıktır. Bunama olayı, beyinlerini kullanmayan basit ve sıradan insanlarda görülür. Çok ile... Devamı

Kadinlar Sirini Erkekler

2007-11-11 00:47:00

    Kadın hakları diye bir kavram var. Özellikle ülkemizde bu kavramın yeri ve önemi var. Fakat dikkat ettiniz mi, bu kavramın ve bu hakların en çok savunanı erkeklerdir. Kadın ve erkekler dünyaya ve hayata bakış ve beklentileri bakımından apayrı dünyaların insanlarıdır. Erkekler kadınsız, kadınlar erkerksiz olamazlar. Birbirlerinin tamamlayıcısıdırlar. Ama bir arada olmaları da problemler yaratır.   Genellikle kadınlar erkeklerden şikayetçidir. Bitip tükenmez bir şekilde yakınırlar sızlanırlar. Sözlerle ve yazılarla. Hiç bir şey tek taraflı olmaz tabii ki. Anlaşmazlıklarda belki erkeklerin rolü biraz daha fazla olabilir. Ama kadınların rolü hiç yok mudur ?   Bilindiği gibi erkekler aleyhinde olmak bir moda, ve akım olmuştur. FEMİNİZM Kadın düşünür ve yazarlar erkekler hakkında kitaplar ve makaleler döşenirler. Buna bir o kadar da erkekler iştirak ederler. Ama kadınlardan şikayet eden bir kitap ve ve yazı gözünüze ilişti mi ?   Kadın yazarlar erkekleri her fırsatı değerlendirerek eleştirirler. Nadir de olsa kendi hemcinslerini de eleştirirler. Ama sınırlı da olsa erkeklere hak veren bir yazılarını gördünüz mü ? Ama yerli yersiz demeden kadın haklarının yanında olan Kadınları, kadınlardan çok savunan erkekler çoktur. Ben bunlara '' KADINLAR ŞİRİNİ ERKEKLER '' ismini verdim. ( Telif hakkı ve patenti benimdir haaa )   Kadın erkekl ilişkilerinde sazan gibi ortaya atılan, Haklı haksız muhasebesini yapmadan kafadan kadınlar tarafını tutan, Kadınlar yanında kredilerinden emin olmayan, Her vesile ile onların yanında olmakla onlara '' ŞİRİN '' görünme yarışında olan erkekler.   Yani, '' KADINLAR ŞİRİNİ ERKEKLER ''... Devamı

EZO GELIN : Tatli Tesadüfler Dizisi

2007-11-03 14:50:00

          ''  EZO  GELİN  ''   konusu yaklşık 40 yıl önce rahmetli Orhan Elmas'ın senaryosu ile filme alınmıştı.Fatma Girik baş rolde idi. Herhalde konuya yaşanmış bir halk öyküsü ve onunla ilişkin  o zamanlar dillerden düşmeyen  '' türküsü '' ilham olmuştu. Burada bir parantez açayım. Eskiden sinema filmleri senelerce vizyonda kalırdı. 2.- 3 ve hatta 4.defalar aynı kentte ve belkide aynı sinemada oynatılırdı. Ben filmini iki defa izlemiştim.   Eski Türk filmleri ile yenileri ve şimdilerdeki dizi filmlerimiz arasında korkunç fark var. Tabii ki iyiye doğru. Teknik gelişme, senaryo ve de reji açılarından. Artık iyi bir yapım izlemek için yabancı  film ve dizileri aramamız pek gerekmiyor.   Yalnız bir şey hiç değişmedi. Senaryoya konu olan olaylardaki  tesadüflerden. En önemlisi gerçek hayatta  rastlanması pek mümkün olmayan  ' zengin kız - fakir oğlan  '' veya  ''  fakir kız - zengin oğlan  '' eşleşmesi.  Ezo Gelin dizisinde her ikisi de mevcut. Hele hele o '' tatlı tesadüfler  ''   Tatlı tesadüflerin çokluğu ile bu dizi eski filmlerrimizi kat be kat aştı. Bir kaçını örnek vereyim: Farkındamısınız, filmin konusu Gaziantep'te geçiyordu ve film  kahramanlarının hemen hepsi  orada idi. Her halde İstanbul'a uzak olan o kentimizde çekim daha zahmetli ve en en önemlisi daha masraflı olmalı ki, senaryocular ne yaptı yaptı, tümüne İstanbul'a nakletti. Gaziantep olayı artık İstanbul'da devam ediyor 31 kısım tekmili birden.   Film kahramanlarını hatırlayalım: ***  Esas kız: Ezo Gelin ***  Birinci esas oğlan: Ömer ***  İkinci esas oğlan: Kadim Bey ***  Esas oğlanın kardeşi: Cin Ali ***  Cin Ali'nin  sevgilisi, sonrada kaçırarak evlendiği yardımcı kız ***  Köyün ağası: Bilal Ağa ( Cin Al... Devamı

ŞU İKİ TİP İNSAN TEHLİKELİDİR !

2007-11-01 13:20:00

          Şu iki tür insan çok tehlikelidir: 1 – Ölümü göze alan 2 – Utanma duygusu yok olan. *** Tüm canlılar gibi insan için de en değerli varlığı canıdır, hayatıdır. Bunun için yüce yaratıcımız tüm canlıları kendini koruma içgüdüsü ile donatmıştır. Bir insan, bu en değerli varlığından vazgeçerek bir eyleme girişirse, önlem alarak durdurmak ve etkisiz hale getirerek, vereceği zararlarını önlemek çok zordur. İşte son senelerde çok sık karşılaştığımız örnekler: Vücuduna bomba bağlayıp, günahsız insan topluluklarının içine girip patlatarak, kendi canıyla birlikte bir çok insanın canını alan bomba teröristler. Biz de ve özellikle Irakta çok görülen bir insan ve eylem tipi. *** İnsan yaratılışta çok çeşitli duygularla donatılmıştır. Bunlar içinde, insana özel, diğer canlılarda yani hayvanlarda bulunmayan duygu utanma duygusudur. Bu duygu insanı insan yapan ve güzelleştiren manevi olarak yücelmesini sağlayan duygudur. Bu duygu yok olduğunda insanda manevi olarak hiçbir güzellik kalmaz. Ahlaki değerler önemini yitirir. Bu tür insanlar menfaatleri için her türlü olumsuzlukları alenen rahatça yaparlar. Hırsızlık, ırza tecavüz, yolsuzluk ve rüşvet gibi sayılamayacak kadar çok çeşitli ahlaksızlık ve suçlar onlar için onlar için olağan hale gelir. Bir kadınla erkek arasında olan, yalnızca iki kişiyi ilgilendiren özel anları da , dört duvar içinde kalması gerekli ilişkileri de ifşa etmek ortaya dökmek; ve hatta toplum içinde alenen bir sakınca görmeden yapmak, bunların davranış şekilleri arasındadır. Ve de insanların bu konudaki zaafiyetinden faydalanarak, kadın erkek ilişkilerini yayınlarla paraya çevirmek...... Devamı

Bir Cumhuriyet Bayrami Günü Dogan Cumhuriyetimizin Baskani

2007-10-30 10:45:00

      Bir Cumhuriyet Bayramımda doğan.Cumhuriyetimizin Başkanı. 57. Dogum Gününüz Kutlu Olsun. ************************************************************** Bu nasil bir hos tesadüftür, dikkat etttini mi ? 11. Cumhurbaskanimiz  bir Cumhuriyet bayramimizde dogmustur. 1950 yilinin 29 Ekim günü. 1950 yilinin da bilindigi gibi Cumhuriyet tarihimizde önemli bir yeri vardir. Bu sene yapilan seçimlerde tek parti dönemi kapanmis  ve Meclisimize muhalefet partisi, hemde büyük bir çogunlulukla iktidar olarak girerek bir ilk basarilmis, ülkemizde gerçek demokrasi dönemi  baslamistir. Ayrica  bir tesadüf daha var: Bir Cumhuriyet Bayramimizde dogan Cumhurbaskanimiz bu sene kutladigimiz Cumhuriyet Bayramimizde 57. yasini doldurmustur. Hatirlanacagi üzere; Cumhuiyetimizin kurucusu  ve ilk Cumhurbasknimiz olan Büyük Atatürk'ümüz de 57 yasinda aramizdan ayrilmistir. ***************************************************************** 11. Cumhurbaskanimiz Sayin Abdullah Gül'ün seçilmesi sebebiyle bir ay önce kaleme aldigim yazimi, dogum günü sebebiyle asagida tekrar yayinliyorum:   ******************************************************************   Cumhuritet Bayraminda dogan Cumhuriyetimizin Baskani Hoş geldin Cumhuriyetimizin başına. Hayırlı olsun Zatı Alinize ve Yüce Miiletimize.. Kim ne derse desin, iyi bir Cumhurbaşkanı olacağına inanıyorum,Milletimizin çoğunluğu gibi.Halim selim, yani yumuşak huylu. Gerçek Beyefendi.Donanımlı.ve saygın. Devlet adamı olarak deneyimli. Yabancı dil bilen. Milletinin bağrından çıkan.. Milletinin değerleri ile donanmış.. Ve de inançlı..İnadığı yolda güçlü ve mücadeleci. Yeterince cesur. Kararlı ve kendinden emin.. İyi bir Cumhurbaşkanı olacaksın. Yüce Milletimizi en iyi şekilde temsil edeceksin, biliyorum. Senin tökezlemeni bekleyenler, umduklarını bulamayacaklar. Peşin hükümle seni engelleme savaşı verenler yanıldıklarını görecekler. Atatürk ve İsmet İnön... Devamı

PKK' nın Sonu Geldi !

2007-10-26 11:46:00

  Bu sabah ( 26/10/2007 ) evde işe gelmek üzere hazırlanırken, bir taraftan da gözüm ve kulağım TV’lerin sabah haberlerinde idi. Tanınmış, iktisatçı, yazar, ve istihbarat analizcimiz MAHİR KAYNAK Hoca’nın ‘’ PKK, BARZANİ VE TALABANİNİN SONU GELDİ ‘’ iddiası ekranlara yansıdı. Detayları izlemeğe zamanım yoktu. Dün akşam aynı görüş benim de tüm gecemi meşgul etmiş, kendi kedime fikir fırtınası oluşturmuştum. Barzani ve Talabani rezillerini bilmem ama ‘’ PKK’NIN SONU GELİYOR GALİBA ‘’ sonucunda karar kılmış ve bu konuyu kaleme almayı tasarlamıştım. Ertesi sabah da Mahir hoca aynı görüşü seslendirince, bu yargıda yalnız olmadığıma kanaat getirdim ve yazma cesaretim arttı. 30 senedir, ülkemize maddi manevi büyük kayıplar verdirip, 30 000 insanımızı katleden PKK’nın sonu geliyor galiba: *** Bu belanın başlangıcında; bu terörist örgüt, sözde bizim müttfikimiz ve dostumuz olan tüm batı ülkelerinin desteğine sahipti. Gerçek anlamda bize hiçbir zaman dost olmayan, bizim maddi ve manevi kalkınarak güçlü bir ülke olmamızı istemeyen bu ülkeler, maddi olarak para ve silah yardımı yanında bu çeteyi, terör örgütü olarak kabul etmeyip, siyasi bir kurum kimliğinde görmek işlerine gelmiş ve kendi memleketlerinde bürolar açmalarına izin vermişlerdi. *** Yakın tarihe kadar, milletimizin egemenliği altında yaşamanın burukluğu ve ezikliği altında olan Arap ve diğer Müslüman ülkeler de yine bize gerçek dost olamamışlar, bu haydut sürüsünün topraklarında yuvalanma, siyasi faaliyet gösterme ve çapulcularının silahlı eğitim kampları kurmalarına göz yummuş ve bazıları da resmen izin vermişlerdi. *** Bu doğu ve batı ülkeleri, gerek bu terör örgütünün kendi başlarına da problemler getirmesi, gerek geçen zaman içinde bize yaptıklarını görmemezlik ve anlamamazlık boyutlarında tutma imkanlarının kalmaması sebepleri ile PKK bu ülkeler nezdinde kredi ve desteklerini kaybetmeğe başladı. Büroları kapandı, siyasi... Devamı

Temel Içgüdü Ile Oynamak. . NEREYE KADAR ?....

2007-10-25 15:13:00

  Hayvanlarla insanların, yani canlıların içgüdüleri vardır. Kendini korumak ve üremek gibi... Bunlar otomatiktir, süreklidir. Ve yaşamın devamlılığı için gereklidir... Hayvanlarda bu güdülerin kontrolü söz konusu değildir. Her an ve her yerde güdülerinin gereğini yaparlar...   Ama insanlar farklıdır. Yaratıcı, insanı düşünme yeteneği ile donattığı için bu tabii güdülerini kontrol edebilirler. Ve tabii ki etmelidirler. Edemedikleri zamanda hayvanlardan farkı kalmaz. Hayvanlardan daha vahşi ve tehlikeli olabilirler... Örnek mi istiyorsunuz ? İşte ırza tecavüzler... Çocukların cinsel istismarı... Birkaç küçük çocuğu olan babaların başka küçük çocuklara tecavüzleri... 12-13 yaşındaki erkek öğrencileri ile cinsel ilişkiye giren kadın öğretmenler... Zevk için insan öldürenler... Etini yemek için başka insanları öldürenler... Kendi kızına tecavüz eden babalar...Başka türlü ensest olayları... Cinsel sapkınlıkların türleri. Homoseksüeller, gayler, lezbiyenler, travestiler ve sayısız diğer türleri... Kentlerde ve özellikle büyük şehirlerde tenha yerlerde gezmek ve geceleri dışarı çıkmanın zor ve tehlikeli hale gelişi... Bunların çok arttığı doğru mudur ? Bu soruya hayır diyebilecek var mıdır ? Peki neden ?     Yurt genelinde büyük tirajları olan ulusal gazetelerimizin büyük çoğunluğuna bir bakın, bir hatırlayın... Boy boy yarı çıplak değil çıplak kadın fotoğrafları... Beynelminel sözde sanatçı kadınların her türlü özel hayatları ile ilgili rezilliklerinin marifet halinde empoze edilişleri... Bir gün tiraj bakımından ilk iki veya üçe giren bir gazetemizde, tam bir sayfa hacminde cinsel sapkınlığın insanın cinsel tercihi olduğu hakkında haber-röportaj, yorum ve yönlendirmesi ( Bu gazetenin ismini ilgilenip sorana özel olarak bildirebilirim.) Orta sayfa güzelleri, arka sayfa güzelleri... Yani kadın cinselliğinin alabildiğince istismarı... Ve bunlara kadınların, kadın derneklerinin karşı çıkmayışı. Tepkisiz kalışı... Televizyon ... Devamı

BELDEN AŞAĞI YAZAN BAYAN BLOGCULAR

2007-10-18 14:46:00

  Belden aşağı yani seks konusunda yazmak eskiden erkek yazarlara özeldi. Bu tür yazıları genellikle erkekler yazar ve daha çok da erkekler okurdu. Son beş on yıldır bu işe kadınlar el attı. Yabancı yazarlar ve blogcu kadınlar derken, her yeni şey gibi bize de bulaştı, bu akım. Kadınlardan gelen bu tür kitaplar ve günlükler, erkek yazarlardan daha çok ilgi gördü, reyting aldı yani okundu. Cinsellik, daha doğrusu kadın cinselliğini ön plana çıkarmak, kadın bedenini bu işte kullanmak ve reytinge yani paraya çevirmek,tüm batı da olduğu gibi bizim medyamızında en geçerli yolu haline geldi. En ucuz, en kolay fakat alıcısı en bol bir yöntem. Çünkü ; *** Fikir yok, *** Bilgi yok, *** Araştırma, soruşturma, inceleme gibi zahmet ve emek getirmiyor. *** Bire beş on değil, bire yüz, hatta bin getirisi garanti olan bir yöntem. Bu işleme uygun birkaç hatun bul; bikinili ve tangalı bir çok fotoğrafını çek. Büyük boy olarak sayfaları doldur. Resimlerin altına asparagas ( atmasyon-uydurma ) haber yaz. Okuyucu kitlesi zaten hazır... Sonra ben saygıdeğer basın mensubuyum diye gerine gerine piyasada arzı endam et. Başka... İnternet gazetesi çıkar. Batı medyasında çok bol olan çıplak kadın resimlerinden albümler, galeriler yap... Yüzlerce, binlerce resim... Tıkla da tıkla... Reyting de reyting. Resimler altına yorum iste. Yorum fikir yazılarına olurmuş ne gam... Altına değerli yorumlar yazılsın ?..... Ohhh çok güzel.... Çok güzel göğ......leri var ! Güzeller galerisi, en güzeller galerisi, haftanın güzelleri galerisi... Yerli güzeller galerisi... Sonra....... ? Bir çok erkekle olan ilişkilerini en ince ve rezilce detaylarına kadar analatan bir kitap yaz... 40-50 baskı garanti... Reyting ve para getirisi garanti... Bilge ve büyük hanımefendi pozlarında dünya turuna bile çıkabilirsin.... Daha sonra günlük yani blog yazarı olabilirsin. Fikir yazıları günlük ortalama birkaç yüz hit alırken, her yazın binlerce kez okunacaktır. Meşhur olmak da cabası... Devamı

DEVLET ADAMLARININ DÜGÜNÜNDE TAKI

2007-10-16 14:01:00

Başbakan, Cumhurbaşkanı, bakanlar ve hatta milletvekilleri; yani devlet adamlarının düğünlerinde TAKI ŞIK DEĞİL.   Takı bizim Anadolu düğünlerimiz geleneğinde önemli bir yer tutar. Davet edildiğiniz akrabalarınız, yakınlarınız, eş ve dostlarınızın düğünlerine katılır ve hediyenizi yani takınızı verirsniz.Bu bir yerde faydalıdır da. Düğünde kendi olananaklarına göre büyük masraflara girmiş oğlan ve kız taraflarına bir katkıdır. Ve daha çok da yeni evlenen gençlere, çiftlere beraberliklerinin başlangıcında bir takviyedir. En azından evliliklerinin ilk dönemlerinde hiç olmazsa bir süre için maddi rahatlık sağlar. Varsa borçlarının bir kısmının ödenmesine aracı olur.Yani sosyal dayanışmadır. Tabii ki hediye karşılıksızdır. Ama geleneklerimizdeki uygulamada Sizin hediyelerinizi sunduğunuz kişiler de sizin düğününüzde hediyelerini sunarlar. Güzel bir gelenektir, güzel bir uygulamadır. Devamında kültürümüzün ileriki nesillere aktarılması bakımından da faydalaıdır.   Ama, düğün bir devlet adamının düğünü ise durum farklıdır. Bu düğüne davet edilenler, akrabalar dışında düğün sahibi devlet adamı ile az veya çok menfaat ilişkisi içindedir. Partililer, milletvekilleri bakanlar...Sonra iş adamları...   İşte burada takı konusu bir gösteriş bir yarış ve bu yarışta geri kalmamak, göze girmek, kendini göstermek, fatkedilmek endişelerine sebep olur. Düğün sahiplerini algılaması hiç de böyle olmayabilir fakat davetlilerin ve kamu oyunun yani halkın algılaması böyle olacaktır Ve bilindiği gibi büyük meblağlara varan bir hediye birikimi sonucunu da doğurabilir. Öyle olmasa bile kamu oyu böyle yorumlayacaktır. Aksini de kimselere anlatamazsınız.   Sayın Cumhurbaşkanımızın kızının düğününde de takı takılması engellenebilir, illa hediye sunmak isteyenler için, Mehmetçik Vakfı, Eğitim Vakfı veya Şehit ailelerina bağış öngörülebilir di ki.- bu da olmasa daha şık olurdu. Bu sabah gazetelerdeki toplanan hediyelerin büyük kısmının şehit ailelerine bağışlanacağı ... Devamı

SEHIT AILELERINE VE MILLETIMIZE SESLEN1YORUM. Zalimler Cezalarin

2007-10-12 20:07:00

        Şehit ailelerine ve milletimize sesleniyorum ! Zalimler cezasını bulacaktır ! Bundan emin olun ve bu mübarek ve acılı bayramınızda kalbinizi serin tutun.   Kur'an hükümleri ile bildiriyorum ***   Allah'ın vaadi haktır. ( 4/22, 10/4..... toplam 14 ayette ) ***   Allah vaadinden dönmez (  3/9, 30/6, 39/20 ) ***   Zulmedenler, yakında nasıl bir cezaya uğratıldıklarını, devrileceklerini göreceklerdir  ( 26/227, 14/14, 6/45,  39/24, 8/54 ) ***  Allah'ın azabı zalimler içindir. (  6/47, 11/100-102, 117, 22/45, 27/52, 20/40, 32/22 ) ***   Yalnızca zalim toplum helak edilir ( 6/47, 28/59,  ) ***   Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun ( 11/18, 7/44 )   İnsanların Allah'a karşı yanlışlarının cezası ahirette verilir. Ama insanların  başka insanlara verdiği zararın, zulmün cezası  bu dünyada  verilir ve bunu zarara ve zulme uğrayanlar da görür. Ama buna inanacak ve bekleyeceklerdir. Bu kadar ah edenenin, yürekleri yananların  ahının  karşılığını mutlaka görülecektir. Yüzbinlerinlerin laneti yerde ve gökte  kalmayacak ve mutlaka yerini bulacaktır. Bundan emin olun ve kalbinizi serin tutun. Allah, onları mutlaka  cezalandırcaktır ve  bu cezayı sizler de izleyeceksiniz ! Allah'ın vaadi haktır. Allah'ın hiç bir sözü boşlukta kalmamıştır. Ama biraz sabır gösterin. Çünkü bizim zaman algılayışımız ile Yüce Yaratıcımızın zamanı farklıdır. O'nun için zaman yoktur. Bir saniye de, milyarlarca yıl da O'nun için BİR AN' dır. Allah gayret ve sabır versin. Zalimler mutlaka cezalandırılılacaktır. Yüce Allah sizin intikamınızı alacaktır. Allah'ın vaadi haktır.  ... Devamı

İNSANLARDAN BAZILARI BUNLARA DA TAPIYORLAR !

2007-10-08 13:56:00

  Yüce Allah, sadece kendisine ibadet edilmesini emretmiş, kendisinden başkasına ibadet edilmesini şiddetle men etmiştir. Ancak insanları bu konuda zorlamamıştır. Bu sebeple insanlardan, Allah’tan başkasına tapan yani ibadet edenler vardır. Bunlar: Kur’an’ın sınıflandırması ile: *** İnsanlara fayda ve zarar vermeyen işitmeyen, görmeyen putlar ve heykeller ( 5/76, 10/18, 21/66, 19/42, 29/17,14/35, 26/70, 21/53 ) *** Tağut, ( 5/60, 39/17 ) *** Peygamberler, ( 5/72, 73 ) *** Bilginler ve din adamları, ( 9/31 ) *** Hükümdarlar, ( 4/59, 23/45-47 ) *** Şeytan, ( 36/60-61 ) *** Cinler ve ( 34/41 ) *** Meleklerdir. ( 43/19-20 )   Tağut: Şeytana, putlara, Allah’tan başka tapılan her varlığa, insanı azdıranlara, insanları haktan ve doğru yoldan saptıranlara, hayır yolundan men edenlere, haddi aşanlara, inkar ve sapıklıkta önderlik edenlere, gaybdan ( bilinmeyenden ) haber verdiğini ileri süren kâhinlere- medyumlara- insanların Allah’a ibadet etmelerine engel olanlara denir.   Bazı tarikat hoca efendilerine şeyh ünvanı verip, onları kutsallaştırıp, önlerinde secdeye varmak, peygamber sevgisini aşırı boyutlara vardırıp onu en sevgili ( ki Allah’tır ) ilan etmek, kullandığı giyim eşyalarını ve hatta sakal kıllarını kutsallaştırıp önünde saygı törenleri düzenlemek ( açıkça şirk ) bu kapsamda değil midir ?... Devamı

TAKVA NEDİR ?

2007-10-04 18:26:00

Takva adındaki yerli filmin Oskar ödülüne aday gösterilmesi sebebiyle; 2005 yılı yapımı bu film ve takva sözcüğü son günlerde tekrar gündemimize geldi. Dinimizin ve Kur'an'ın temel kavramlarından birini ifade eden, bilindiği zannedildiği halde tüm kavram kapsamıyla yeterince tanınıp bilinmeyen bu kelimeyi ve içerdiği anlamları açıklamak amacıyla bu yazıyı yazmak ihtiyacını hissettim. Takva kelimesi karşılığı sözlükte: '' Bütün günahlardan kendini korumak. Dinin yasak ettiğinden veya haram olduğundan şüphesi olan şeylerden çekinmek '' Şeklinde tanımlanıyor. Zafer Yayınları'ndan, Ümit ŞİMŞEK' in ALLAH' IN ÖVDÜĞÜ KULLAR isimli eserinde ise Takva sahipleri terimi '' Korunanlar. Yani, Allah'ın buyruklarına ve yasaklarına uygun davranan ve böylece kendi eylemlerinin kötü sonuçlarından kendilerini korumuş olanlar. Yahut, güçlü bir himaye altına girerek korunup sakınmış olanlar. '' şeklinde tarif ediliyor. İşte bu kavramı ve kapsamını açıklayan iki ayet: '' Şu kitap ki, onda hiç kuşku yoktur. Takva sahipleri için o bir yol göstericidir. O takva sahipleri ki, gayba (bilinmeyene) inanırlar. Namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden bağışta bulunurlar. Onlar sana indirilene de inanırlar, senden önce indirilene de. Ahirete de onların kesin bir imanı vardır. İşte onlar ,Rablerinden bir hidayet üzeredirler. Ve onlara kuruluşa erenlerin ta kendileridir. '' ( 2/2-5 ) '' Rabb’inizden erişecek bir bağışlanmayı ve genişliği göklerle yer kadar olup da takva sahipleri için hazırlanmış bir cenneti kazanmak için yarışın. O takva sahipleri ki, bollukta da, darlıkta da Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar, insanların kusurlarını bağışlarlar. Allah ise iyilik yapanları sever. O takva sahipleri, çirkin bir iş yaptıkları, yahut bir günahla nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlarlar, ve günahlarının bağışlanmasını isterler. Zaten Allah't... Devamı

DUVARDAKI ÇATLAK

2007-10-03 21:15:00

Çatlak yalnız duvarda olsa dostlar, no problem ! Tamir edilir, takviye edilir. Olmazsa yıkılır yeniden yapılır. Bu çağda yani 21. yüzyılda büyük çatlamalar bizde yani insanlarda. Çatlaklık insanlarda oldu mu tedavisi, tamiri zor ve hatta yok dostlar... !     *** Çatlaklık kafalarda. Kimin akıllı, kimin deli, kimin manyak, kimin şizofren veya sapık olduğu belli değil son dönemlerde. Medyada her gün şok haberler: * Çocuk yaşta öğrencileri ile cinsel ilişkiye giren özellikle bayan öğretmenler. * Anne babasını dövüp evden atan evlatlar. * Resimlerine bakıyorsunuz bebek yüzlü masum görünüşlüler. Ama etini yemek için insan öldüren yamyamlar. * Zevk için adam öldürenler   *** Cinsellikte çatlamalar çok. Kimin gerçek erkek, kimin gerçek kadın olduğu belli değil. Erkekler kadınlaşıyor. Kadınlar erkekleşiyor. Gayler, lezbiyenler, homoseksüeller, hetero seksüeller....   *** Çatlalık gönüllerde. Kimin dost, kimin düşman olduğu belli değil. İnsanlarda bir hırs, bir doymazlık. Maddiyat baş köşeye oturmuş. Gönüller boş. Gönüller sahipsiz. Şimdiki evlilikler pamuk ipliğine bağlı.   *** Çatlaklık inançlarda. Allah'ın emri kitabında ayan beyan yazılı olduğu halde, uygulamalar, yorumlar çok çeşitli ve farklı . Allah'ın bütün ve tek olan dini parça parça. İnsanlarımızın bazıları hala bu devirde yüzlerce yıl öncesinin din yorumcularının söylemlerine takılıp kalmış. Bazıları da bu günün hoca efendilerini peygamberleştirmiş, kutsallaştırmış, onların peşinde birbirlerine kenetlenmiş. Kendilerinden olmayanı dinsiz sayıyorlar. Öbür tarafta da din deyince, Allah deyince tüyleri diken diken olan başka türlü yobazlar.   *** Bir futbol fanatikliği ki. Akıl ile izahı mümkün değil. Yalnızca bir oyun ve eğlence, biraz da güya spor olan futbol, en büyük memleket meselesi olmuş Her akşam koca koca adamlar, bir topun kaleye girip girmediğini televizyonlarda saatlerce tartışıyorlar.   *** Bir kumar çılgınlığı ki,devlet eliyle des... Devamı

YEMIN OLSUN KI

2007-10-03 21:12:00

Kur'an-i Kerim'i amacına uygun olarak anlayabilmek için bazı özelliklerinin de bilinmesi gerekir. Kur'an' özel ifade şekillerinden biri de yeminlerdir. Bu yeminler dikkat çekici ve ilgi uyandırıcıdır. KUR'AN'DA YEMİN EDİLEN VARLIKLAR *** Kur'an'da Allah kendi zatına yemin etmiştir. ( 18 yerde ) Örnek: '' Allah'a yemin ederim ki siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza elbette bir tuzak kuracağım. '' ( Enbiya/57 ) *** Ayrıca Kur'an'da Allah'ın yaratıkları üzerine yemin edilmiştir. *  Melekler *  Kur'an * Kalem ve yazılan şeyler Gökyüzü ile ilgili olarak üğzerine yemin edilenler  * Yıldızlar * Güneş * Ay * Fecr ( sabah ) vakti * Şafak * Kuşluk vakti * Gündüz * Gece * Yeryüzü * Deniz * İmar olunan ev ( Kabe ) * Mekke * Çift ve tek * Baba ve evlad * Tûr Dağı * İncir ve zeytin * Şahit ve şehadet edilen * Atlar * Nefs * Kendini kınayan nefs * Asr ( Yüzyıl ) Örnekler: Andolsun burçlara sahip göğe ( Burûc/1 ) Semaya yemin olsun ( Târık/1 ) Semaya ve ınu inşa edene yemin olsun ( Şems/5 ) Battğı zaman yıdıza and olsun ( Necm/1 )   YEMİN EDENLER *** Allah *** Hz Peygamber *** Şeytan *** Hz Adem ile Havva *** Habil *** Hz. İbrahim ve babsı *** Mısır Azizinin karısı *** Hz. Yusuf'un kardeşleri *** Bahçe sahipleri *** Hz Musa *** Hz. meryem'in kavmi *** Firavun *** Öldükten sonra dirilmeye inanmayanlar. *** Asi ümmetler *** Müminler ( inananlar ) ve Cehennem ehli Allah'ın yeminine örnekler: Andolsun o dönüş sahibi göğe, o varılan yere ki, hakikaten o ( Kur'an ) Hak ile batılı ayırdeden kati bir sözdür. O bir şaka değildirBattığı dem yıldızlara and olsun ki, arkadaşınız sapmadı, Batıla da inanmadı ( Necm/1-2 ) ALLAH'IN YEMİNLE PEKİŞTİRDİĞİ KONULAR: ** Allah'ın birliği ve kudreti ** Yaratılış ** Vaad edilenin mutlaka yerine getirileceği ** Haşr ( kıyamette tüm insanların bir yerde toplanmaları ... Devamı

MARKA OLMAK MI, MARKA BAGIMLISI OLMAK MI ?

2007-10-03 21:07:00

Kişilik nedir sizce ? Kendine has tavır, kendine has giyim, kendine özel tarz değil mi ? Eskiden bir moda vardı. Şimdi bir de marka merakı eklendi. Elbise ayakkabı. Yani giyim kuşam. Modaya uygun olacaktı. Şimdi ise yalnızca modaya uygun olması yetmiyor. Birde tutulan yabancı markalardan biri olacak... Olmazsa olmaz. Olacak ki mutlaka olacak. Marka bir ürün olacak... Bu zorunluluğa yalnız dünyalığı yerinde olanlar tabi olsa sorun değil. Özellikle gençler, dar gelirli veya orta halli babalaarına annelerine diretiyorlar. - Alacağım ayakkabı marka olacak. Tüm arkadaşlarımın spor ayakkabısı marka. Benim onnlardan neyim eksik. Ben onların yanında ezik mi kalayım ? Anneler babalar perişan. Bir ayakkabı parası yerine 5 ayakkabı parasına marka bir ayakkabı alacaklar. Nasıl alacaklar ? Harç borç da olsa alacaklar. Kredi kartları hesapları, tüketici kredileri büyüse de alacaklar. Bu nasıl mantıkdır. Bu nasıl kişilik anlayışıdır. Kişilik kendine has bir tarz ve tavır değilmiy di ? Herkes belirli bir tarz giyiniyor. Herkes birbirinin kopyası... Ve, ve, ve hatta herkes belirli bir model davranışta... Kişilikli insan kendi zevkine ve kişiliğine has giyinir ve davranır. Kişilikli insan ucuz ve sade giyinir fakat ne giyse kendine yakıştırır. Kopya çekmez, kopya ve yapay davranışlarda bulunmaz. Kişilikli insan marka bağımlısı olmaz. KENDİSİ MARKA OLUR... Devamı

KITAP YÜKLÜ ESEKLER

2007-10-03 20:59:00

Kur'an'da mizah olur mu ? Neden olmasın. İşte bir tanesi::   KİTAP YÜKLÜ EŞEKLER Cuma suresi ve 5. ayeti '' Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu, derin anlamları, hikmet ve hükümleryle gereği gibi yüklenmemiş olnları durumu, koskoca kitap yükü tasiyan esegin durumu gibidir. Allah'in  ayetlerini yalan saymakta olan kavmin durumu ne kadar kötüdür. Allah, zalim olan bir kavmi hidayete  erdirmez.  ''    Bu ayetle kendilerinin Allah'ın dostları, seçkin kavmi olduklarını ifade eden yahudilerin davranışı kınanıyor. Evet, Allah onlara peygamber göndermiş, Kitap indirmiştir ama onlar o Kitabın buyruklarını gereği gibi uygulamamışlardır. Gittikleri yol Kitabınsöylediklerine uymamaktadır. Bu halleriyle onlar, tıpkı sırtında kitap taşıyan eşeğe benzerler. Peki okudukları veya okumadıkları kitapları sırtlarında taşıyan başka eşekler yok mudur ? Aşağıda verdiğim örnekler,yüce Kitabımızın verdiği örneğe sizce de benziyor mu ?   *** Okudukları kitapları özümsememiş, hani derler ya - Bir kulağından girmiş bir kulağından çıkmış - olanlar. Yani okumuş -cahil olanlar. *** Kitapları okumuş ama kişilğinde, adamlığında bir milimetre de olsun gelişme olmayanlar. Bencillik ve kıroluklarını terk edemeyenler. *** Ders kitapları dışında başka hiç bir kitap okumayanlar. *** Kitapları, ansiklopedi ciltlerini salonlarındaki vitrinlerine süs olsun, dekor olsun diye satın alanlar. *** Sırf entel görünmek için, bulunduğu zaman dilimindeki tanınmış yazarların bir iki kitabını satın alıp, okumayıp ,içinden toplumda kullanmak üzere bir kaç cümle ezberleyenler. *** Müslümnım deyip, Kur'an'ı alıp evlerinde süslü kılıflar içinde yüksekçe bir yere asıp, ona kuru kuru saygı göterip içindeki Allah'ın emir ve mesajlarından bihaber olanlar...v.b.   Ne dersiniz bunlar da bizim toplumumuzdaki kitap yüklü.......... değil midir. ?... Devamı