Besmele'nin '' ilk 7 harfi '' nde şifrelenen ne ?

2017-08-13 17:14:00
Besmelenin   ilk 7 harfi  nde şifrelenen ne ? |  görsel 1

Bundan öncek son '' BESMELE HARFLERİNDEKİ  SIR  '' başlıklı yazımda, Besmele'nin  Kur'an yani Arap harfleri ile yazımındaki harflerinin  dökümünü vermiştim.  Hatırlayalım, Be - Sin - Mim - Elif - Lam - Lam - He - Elif - Lam - Rı - Ha - Mim - Nun - Elif - Lam - Rı - Ha - Ye -Mim Görüldüğü gibi Besmele harfleri üç bölümden oluşuyordu. Kırmızı renkle işaretlediğim  ilk 7 harfi  içeren bölüm Allah'ın Adıyla  anlamını içeriyordu Bu harfler ve yine bu yazımda açıkladığım EBCED sayı-harf sistemindeki  sayı değerleri da şöyle idi: 2 - 60 - 40 - 1 - 30 - 30 - 5 Bu harflerin sıfırları atıldıktan sonraki mutlak sayı değerlerini de yazalım:   2 - 6 - 4 - 1 - 3 - 3 - 5 ------------------------------------------------------------ Burada duralım ve Hicr Suresi 87. ayetindeki MESANİ  sırrını ele alalım: '' Ve lekad âteynâke seb'an minel Mesaniy vel-Kur'an'el aziym  '' Anlamı;  ''   And olsun ki biz sana 7 mesaniyi ve şu büyük Kur'an'ı verdik.  '' Bu ayetin düğümü özelliğindeki  mesani kelimesi, çifter çifter bükülüp kıvranarak katlanmak  anlamındadır. ------------------------------------------------------------- Ben bu anlamı burada --  haddim olmayarak  -- şöyle yorumladım ve uyguladım. Bu 7 harfin ebced değerleriniden oluşturduğum mutlak sayı değerlerini sondan ikişer ikişer eşleştirdim,  ilk harf tek kaldı ve  sonra toplamlarını aldım: 2 + 64 + 13 + 35  = 114 Bu harfler ile ilgili mutlak sayı değerlerini ikişer ikişer katlayarak elde ettiğimiz sayılar toplamı  114 çıktı. NEDİR  114 ? Kur'an'daki toplam sure sayısı Son... Devamı

BESMELE HARFLERİNDEKİ '' SIR ''

2017-08-13 13:34:00
BESMELE  HARFLERİNDEKİ  '' SIR '' |  görsel 1

Kur'an'daki her ayetin başında bulunan Besmele 19 Arap harfiyle yazılır. Bu harfler:Be - Sin - Mim - Elif - Lam - Lam - He   ===   Elif - Lam - Rı  - H a - Mim - Nun  ===  Elif - Lam - Rı - Ha - Ye - Mim   İlk 7 harf:  BİSMİLLAH  ( açık okunuşu: BİSMİ ALLAH ) ---  Anlamı: ALLAHIN ADIYLA Sonraki 6 harf : ERRAHMAN  ( açık okunuşu: EL-RAHMAN )  ---  Anlamı: RAHMAN  ( Esirgeyen ve bağışlayan ) Son 6 harf:  ERRAHİYM  ( açık okuşu: EL-RAHİYM ) ---  ( Merhametli ve şefkatli )   Tam okunuşu:  BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM: Anlamı: Esirgeyen ve bağışlayan, merhametli ve şefkatli  Allah'ın adıyla   Burada bir açıklama yapayım:  Kur'an'ın indiği dönemde Araplar rakam kullanmamakta idiler ve Arap alfabesindeki  harflerin her birine bir sayı değeri vermişlerdi. ELİF ( 1 )  Be ( 2 ) gibi tek haneli saylar  Ye ( 10 )  KEF ( 20 ) gibi iki haneli sayılar, KAF ( 100 ) RI ( 200 )  gibi üç haneli sayılar ve yalnızca ĞAYIN ( 1000 ) harfine mahsus olmak üzere dört haneli bir sayı olarak kullanıyorlardı. Böylece 28 harfi bulunan  ( LAMELİF  harfi alfabeye dahil değildir. Sonradan yazımı kolaylaştırmak amacıyla Lam ve Elif haflerini birleştiren bir işaret oluştururulmuştur ) Arap alfabesindeki her harfin bir sayı değeri vardır. Bu bilgi ışığında ALLAH kelimesindeki  harflerin sayı değeri ve toplamlarına bakalım. Yukarıda Besmele harfleri içinde koyu renkle işaretlediğimiz  4 harfin sayı değerlerini ve toplamını alalım: ELİF - LAM - LAM - HE  EBCED sistemindeki sayı değerleri:  1  +  30  +  30  + 5  =  66 Evet Allah sözcüğünün  harflerinin sayo değerleri toplamı  ''  66  ''  sonucunu ver... Devamı

Fotoğraf

2017-08-12 23:06:00
Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

Fotoğraf

2017-08-12 23:04:00
Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

70 YAŞINDA GELEN SEVDAM !...

2017-08-12 11:39:00
70 YAŞINDA GELEN SEVDAM  !... |  görsel 1

Bu resimdeki Demir. 3 ay sonra 4 yaşını dolduruyor Bu fotoğraf çekildiğinde henüz iki yaşını doldurmamıştı. Evdeki sehpanın üzerine bir tişörtünü serdi. Nereden bulduysa evin ütüsünü de getirdi. Bana kablosunu elektrik fişine takmamı işaretle anlattı. Ben takar gibi yaptım. Sonra da başladı ütü yapmaya. Resme dikkatli bakın. Nasıl da ciddi. Nasıl da yaptığı işinden emin.  İşine nasıl da odaklanıyor ? Vee minnacık elleri yaptığı işe çok yakışıyor, yatkın ve becerikli. İşte bu benim torunum Demir. 70 yaşımda gelen sevdam... Bundan 50 sene kadar önce 20'li yaşlarımın başındayım. Çalıştığım kurumun meslek lisesi mezunu olarak İzmir Alsancak'ta bulunun Demiryolu Garda şef-teknisyenim. Alsancak Gar - Liman ve banliyösü Şirinyer- Buca Gaziemir yol bölümünün bakım ve gözetimden sorumlu '' Yol Kısım Şefi '' görevindeyim. O hat bölümün yük taşımasımasından sorumlu yük ambarı'nda Alsancak'ta. Müdürü'de yaşlıca, iri yarı, boylu poslu, bir adamcağız. Ağır başlı, vakur, hani denir ya - müdür gibi müdür - karşıdan gör, ceketinin düğmelerini ilikle. Yani insanda saygı hissi uyandırıyor. Bir gün bu müdürün emekli olduğunu duyduk. İşin ilginç yanı evi de  o civarlarda olan muhteremi sık sık dışarıda görmeye başladık. Yanında da  4- 5 yaşlarında şık giyimli bir kız çocuğu. Sabahtan akşama kadar onunla beraber. Sokakta, parkta, limanda. Adeta çocuğun emireri olmuş. Hiç yanından ayırmıyor. Sonradan öğrendik ki, torunumu imiş. Çalışan kızının kızı. Adam emekliliğini tamamen ona adamış. Arkadaşlarımla birlikte biraz tuhafımıza gitti, yadırgadık. '' Koskoca adam, küçücük bir çocuğun kölesi olmuş !... Devamı

Kur'an'la ilgili yanlış bilinen bir bilgiyi düzeltelim

2017-08-12 11:03:00
Kur'an'la  ilgili yanlış bilinen bir bilgiyi düzeltelim  |  görsel 1

Orijinal Arap harfleri ile yazılmış 604 hacminde, toplam 114 sureden oluşan Kur'an'ın toplam ayet sayısı genellikle ''6666'' adet olarak bilinir ama neredeyse bütün meal ve tefsirlerde bu şekilde yar alan bu bilgi yanlıştır. Kur'ın tüm surelerinin ayet sayıları alt alta yazılıp toplandığında sonuç:''6236''  sonucu çıkmaktır.  Bu 6666 şeklindeki yanlış bilginin sebebi zannımca Allah sözcüğünün dört Arap harfinin toplam EBCED ( sayı - harf ) değerinin toplamının 66 olmasından kaynaklanmaktadır. Geçmişte hesap makinesi olmadığı zamanlarda böyle çok sayılı toplama işlemini yapmak ve yapıldığında doğru sonuca ulaşmanın zor olduğu dönemlerde her halde iki 66 sayısı yanyana getirilerek, Allah'tan inen Kur'an, Allah lafzı ile ilişkilendirilerek 6666 sayısı benimsenmiş olabilir. Sonuç olarak KUR'AN TOPLAM  6236 AYET'TEN İBARETTİR. Devamı

EVLİ KADINLARA ÇİFT SOYADI '' KARGAŞA '' SI !..

2017-08-12 10:49:00
EVLİ KADINLARA ÇİFT SOYADI  '' KARGAŞA '' SI !.. |  görsel 1

Soyadı Kanununda bir değişiklikle evli kadınlara kızlık soyadlarını da kullanma hakkı getirildi. Evlenmeden önce kariyer yapmış, iş hayatında belirli bir yer edinmiş. Yani soyadı ile marka olmuş kadınlar için bu hak makul görülebilir. Ama, ev kadınları ve ismi ve soy adı ile toplumda tanınmış durumda olmayan sıradan kadınlar da bu hakkı pek sevdiler ve hemen kullanmaya başladılar. Bu kanunun çıkmasından sonra evlenen kadınlar uyguluyordu. bu hakkı. Bir baktık ki 20 - 30 yıl önce evlenmiş tanıdığımız kadınlar da kızlık soyadlarını kullanmaya başlamışlar. Ve mesela Facebook'ta tanıdığımız ve hatta akrabamız olan kadınların yeni çift soyadlı kimlikleri ile karşımızda görünce afallıyoruz.  --- Yahu bu bizim akrabamız olan ...... mı acaba ? İsmi benziyor, soyadının biri de benziyor, ama yabancı bir soyadı daha var. Bu kim ? sorusu ile bir an için bocalıyoruz. Soyadı bir aile kurumunu temsil ediyor ve ailenin birliğini bütünlüğünü simgeliyor. İsmi ve soyadı ile kişinin hangi aileden olduğu hemen anlaşılıyordu. Şimdi artık bir kargaşa söz konusu: Çift soyadı olanın adı da çift ise, mesela benim annem çift isimli. Ne olacak 4 kelimeli ve uzun bir isim. Sonra bazı kişilerin soyadları da bir kaç kelimeden oluşuyor ve uzuyordu. Şimdi ola ki bir kadının kızlık soyadı da uzun bir kelime ise bir zamanlar bazı Güney Amerika ülkelerinde görülen komik karmaşa da ülkemide de karşımıza çıkmayacak mı ? Mesela Sabiha Neriman Gülleroğlu Hacıeminoğlu Sonuç olarak bu uygulama komik ve sevimsiz durumlar yaratacak. Ben derim ki; Evli kadınlara çift soyadı hakkı olsun ama her isteyene değil, evlenmeden önce ismi marka olmuş ve kimliği ile kişiliğini vurgulayan bir duruma gelen kadınlar evlendiğinde mahkemeye müracaat etsin. Tek bir celse ile verilecek kararla hakim bu ha... Devamı

AK PARTİ'DE TEŞKİLAT MI, MERKEZİN ZİHNİYETİ Mİ DEĞİŞMELİ ?

2017-08-12 01:46:00

2002 yılında katıldığı ilk seçim hariç Ak Partiyi bu güne kadar oyumla destekledim. Dindar sayılırım. Ama Ak Partiyi dine yakın göründükleri için değil, ekonomik, teknik ve soysa hayattaki icraatları sebebiyle destekledim. Vatandaşlık görevlerimi yaparken dini esas alsa idim Ak Partiye hiç oy vermezdim.   Ülkemizde  İslam Dininin uygulanmasında belirgin  iki yaklaşım var: GELENEKSEL  İSLAM:   Kur’an’da ‘’ Atalar Dini  ‘’ diye isimlendiriliyor. Mezhep ve tarikatların – insan yorumlarının – hurafelerin, Kur’an dışı uygulama ve inançların yoğun  olduğu  İslam yaklaşımı. KUR’AN’DAKİ  İSLAM:  Tarihi eski ama son 30 yıl içinde  rahmetli   Prof. Dr. Yaşar Nuri hoca’nın  ilk ve etkin olarak  öne çıkardığı yaklaşımdır. İslam Dininin uygulanmasında tek kaynak olarak Kur’an hükümleri kabul edilir. İşte Ak Parti kurucuları ve ileri gelenleri içinden koptukları Saadet Partisi inanç sistemi olan  tarikatlara  sıcak bakan GELENEKSEL İSLAM çizgisindedirler Ak Partisi ülkemiz yönetiminin başında olduğu 15 senedir  bu gelenek islamı çizgisinden bir milimetre dahi sapmamamışlardır. Tabii ki insanların inançlarına müdahale edlemez ve karışılamaz. Saygı gösterilmesi gerekir. Fakat bu inançları doğrultusunda aldıkları, soysal, siyasal, ekonomik kararlar, yaptıkları uygulamalar tüm insanımızı ve ülkemizi etkilemektedir. Müfredatı  Geleneksel  İslam öğretisini esas alan İmam Hatip okullarının yaygınlaştırıması, Fetö deneyimine rağmen  cemaat ve tarikatların  bazılarına sıcak bakmaları , yakın dirsek temasında bulunmaları  ve bazılarının kuran kursları, öğrenci yurtları gibi faaliyetlerini d... Devamı

YIRTIK PANTOLON MODASI '' REFAH '' ŞIMARIKLIĞIDIR !...

2017-08-11 18:52:00
YIRTIK PANTOLON MODASI   REFAH   ŞIMARIKLIĞIDIR !... |  görsel 1

Terzilik bundan 40 - 50 sene öncesine kadar toplumda önemli bir yeri olan gerçek bir meslekti. Çünkü hazır giyim yani konfeksiyon sektörü yok denecek kadar azdı, gelişmemişti. Giysi ihticınızın kumaşını kumaş satan mağazalardan satın alırdınız bir terziye götürürdünüz. Bazı terzilerde kumaş da bulunur, ondan alırdınız. O da ölçünüzü alır, keser, biçer, eğer diktireceğiniz giyside ceket ve palto ile manto gibi üst giysileriniz varsa, size prova için bir gün verirdi, siz de o gün giderdiniz, kabaca, geçici olarak dikilmiş veya teyelle bir araya getirilmiş giysi taslağını terzi size giydirir. bedeninize uygun bir hale getirecek derecede  düzenleme yapar, toplu iğne ile tutturur, işaretler ve provanız biterdi. Bir kaç gün sonra da size teslim ederdi. Bir pantolonun dikimi yarım gün, ceketin dikimi de, eğer terzi ustanın başka bir işi yoksa 2-3 gün sürerdi. Nasıl ki konfeksiyon giyim üretimi gelişti terzilik mesleğidi arka planda kalmaya başladı. 30 - 40 senedir de, hazır dikilmiş olarak alınan giysileri, kısaltma, daraltma, bedeninize tam uyum sağlama ve tamirat düzeyine indi. İstisnalar dışında anlattığım eski usul terzilik tamamen kalmadı. Bunları nereden biliyorum? Rahmetli babam terzi idi ve benim 18 yaşıma, liseyi bitirdiğim tarihe kadar çocukluğum ve gençliğimde boş zamanlarım ve yaz tatillerim tüm vaktimi babamın dükkanında çıraklık yapmakla geçti. Pek istekli olmadığım için, ütü yapmaktan başka terzilik konusunda pek bir şey öğrenmedim. Babam da tahsil yapma isteğim  ve başarılı öğrenciliğim sebebiyle beni zorlamadı. Zamanla konfeksiyon sanayii oldukça gelişti. Giysilerde toplu üretim sebeyle ucuzladı. Öyle ki - kumaş hariç - yalnızca terzi de dikim  parasına - kal... Devamı

'' KUR'AN'DAKİ İSLAM '' AŞISI TUTTU !.

2017-08-11 16:58:00
'' KUR'AN'DAKİ  İSLAM ''  AŞISI TUTTU !. |  görsel 1

Ülkemiz insanları bilindiği gibi büyük çoğunlukla Müslüman. Sayıları 60'a yaklaşan İslam ülkeleri ile birlikte Türkiye'mizde iki tür İslam versiyonu, daha doğrusu yorumu ve uygulanması söz konusu:  ###  Birincisi GELENEKSEL İSLAM ki -- Gelenek Dini de deniliyor. -- Kur'an'da  '' Atalar Dini '' olarak isimlendiriliyor. Rahmetli Yaşar Nuri Hoca bazı eserlerinde '' Emevi Dini '' de diyordu. İslam dininin bu uygulamasında neler var bir hatırlayalım: Kur'an'da; Peygamberler, yalnızca kendilerine vahyedilen ayetlere uyarlar -- Kendi kafalarından hüküm koyamazlar -- Yalnızca Allah'ın indirdikleri ile hükmederler -- Kendilerinden bir şeyler getiremezler -- Kendi kafalarından haram helal tayin edemezler -- Kendilerine taptırmazlar, kulluk istemezler hükümlerinin her biri farklı ayetlerde defalarca tekrar edildiği halde, tam tersi yapılmış, Peygamberimiz ağzından uydurulan  sayıları milyonlara varan '' Hadis  '' idiasındaki sahte sözlerle cennetlik ve cehennemlikler, haramlar helaller belirlenmiş, Kur'an'da Allah için sarfedilen Evrenin ( Kainatın ) efendisi sıfatı, peygamberimize de atfedilerek şirke konu edilmiştir. Bu sahte hadisler Kur'an'ın da önüne geçirilerek, yine Kur'an'da ve dinde yeri olmayan, Hırıstiyan ve Yahudilier'den devşirilen Kıyametten önce Hz. İsanın yer yüzüne ineceği, Deccal, Mehdi geleceği inançları dine monte edilmiş ve ne yazık ki büyük ilgi görerek '' Temel Kabuller '' haline getirilmiştir. İslam'da ayinin yeri olmadığı ve kutsallık ölçüsü yalnızca Yüce Yaratıcı ve vahiyle sınırlı olduğu halde, Süleyman Çelebi'nin Peyga... Devamı

BİLİNÇLİ NAMAZ

2017-08-10 15:53:00

! 2012-01-23 11:00:00 Namaz ibadetinde en büyük sorun, ibadete tam konsantre olamamak yani yoğunlaşamamaktır. Bu problem en sıradan kişi ve en alim kişi için de geçerlidir. Bu konuda uzun uzun düşündüm, namaz konusunu en ince detayların kadar inceledim, araştırdım ve kendim çeşitli denemeler yaptım. Sonunda  namaza yoğunlaşamama sorunun sebebinin bu ibadetin ezbere dayalı olmasından ve Arapça dili ile icra edilmesinden kaynaklandığını buldum. Evet ezbere yapılan ibadette bilinç, zihin, gönül yaptığı işten kopuyor. Zaptedilemez hale geliyor. Daha önce bu konudaki yazımda da belirttiğim gibi deli dana gibi oradan oraya koşturuyor  Vee ibadeti geçersiz hale getiriyor. Geçersiz oluyor çünkü namaz ibedetinin olmazsa olmaz şartı, yaptığın şeye yoğunlaşmaktır. Çünkü namaz Allah'ın huzuruna varmaktır. Allah'ın huzurundasın ama aklın başka şeylerde. Yani amiyane deyimle '' el işte göz oynaşta '' Namazda neden ezber var ? Bilindiği gibi Kur'an'da namazın temel esasları verilmiş ve detaya girilmemiş. Kıyam ( ayakta durmak ) rüku ( eğilmek ) secde ( alnı yere koymak ) gibi temel şekil şartları verilmiş, Allah'ı anma gibi hedefi belirlenmiş fakat bunun nasıl olacağı detaylandırılmamıştır. Çünkü Yüce Allah kullarını özellikle ibadette sıkı kurallarla bağlamak ve zorlamak istememektedir. Peki namazı nasıl kılıyoruz ? Peygamberimizin uygulamalarını esas alıyor, yani onu taklit ediyoruz.  Kıyamda iken Kur'an'dan ayetler ve özellikle Fatha Suresini okuyoruz, bir durumdan diğer duruma geçerken söylediği sözleri biz de uyguluyoruz. Ama bu ayet ve sözler -- Kur'an Arap kavminden bir peygambere inmesi sebebiyle Arapça olduğu için --  biz de Arapça okuyoruz ve EZBERDE... Devamı

BİLİNÇLİ NAMAZ

2017-08-10 15:53:00

! 2012-01-23 11:00:00 Namaz ibadetinde en büyük sorun, ibadete tam konsantre olamamak yani yoğunlaşamamaktır. Bu problem en sıradan kişi ve en alim kişi için de geçerlidir. Bu konuda uzun uzun düşündüm, namaz konusunu en ince detayların kadar inceledim, araştırdım ve kendim çeşitli denemeler yaptım. Sonunda  namaza yoğunlaşamama sorunun sebebinin bu ibadetin ezbere dayalı olmasından ve Arapça dili ile icra edilmesinden kaynaklandığını buldum. Evet ezbere yapılan ibadette bilinç, zihin, gönül yaptığı işten kopuyor. Zaptedilemez hale geliyor. Daha önce bu konudaki yazımda da belirttiğim gibi deli dana gibi oradan oraya koşturuyor  Vee ibadeti geçersiz hale getiriyor. Geçersiz oluyor çünkü namaz ibedetinin olmazsa olmaz şartı, yaptığın şeye yoğunlaşmaktır. Çünkü namaz Allah'ın huzuruna varmaktır. Allah'ın huzurundasın ama aklın başka şeylerde. Yani amiyane deyimle '' el işte göz oynaşta '' Namazda neden ezber var ? Bilindiği gibi Kur'an'da namazın temel esasları verilmiş ve detaya girilmemiş. Kıyam ( ayakta durmak ) rüku ( eğilmek ) secde ( alnı yere koymak ) gibi temel şekil şartları verilmiş, Allah'ı anma gibi hedefi belirlenmiş fakat bunun nasıl olacağı detaylandırılmamıştır. Çünkü Yüce Allah kullarını özellikle ibadette sıkı kurallarla bağlamak ve zorlamak istememektedir. Peki namazı nasıl kılıyoruz ? Peygamberimizin uygulamalarını esas alıyor, yani onu taklit ediyoruz.  Kıyamda iken Kur'an'dan ayetler ve özellikle Fatha Suresini okuyoruz, bir durumdan diğer duruma geçerken söylediği sözleri biz de uyguluyoruz. Ama bu ayet ve sözler -- Kur'an Arap kavminden bir peygambere inmesi sebebiyle Arapça olduğu için --  biz de Arapça okuyoruz ve EZBERDE... Devamı

İslamın Yumuşak Karnı : HADİSLER

2017-08-08 23:42:00

İslam alemindeki çeşitli cereyanlar, kendi ideolojilerini, öğretilerini güçlendirmek için Kur'an'da dahi dayanak aramış ve bazı ayetleri kendi ideolojilerini güçlendirecek biçimde tefsir etmişlerdir. Böyle bir faaliyette yeterli ve geniş hareket alanı bulamayınca hadis alanına yönelmişlerdir. Bunun sonucunda da Kur'an ve hadis hükümlerine tamamen aykırı bir çok söz ortaya çıkmıştır. Bunlara genel olarak zayıf hadis denilmektedir. Zayıf hadislerin en aşağı derecesi Apokprif ( Uydurma ) olanlardır. Peygaberimizin açık ihtarlarına rağmen, kendisne dayandırılan bir çok yalan yani uydurma hadis ortya çıkmıştır. Bazen kötü ve feci olaylara sebep olmalarından dolayı, bu tür hadisler İslam alemi için çok zararlı olmuştur. Bu şekilde Müslümanlar arasına bir çok fitne... ...Kaynak : 71319.blogcu.com Devamı

fotoğraf açıklaması

2012-01-23 00:50:00
fotoğraf açıklaması |  görsel 1

Devamı

BİLİNÇLİ NAMAZ !

2012-01-23 11:00:00

Namaz ibadetinde en büyük sorun, ibadete tam konsantre olamamak yani yoğunlaşamamaktır. Bu problem en sıradan kişi ve en alim kişi için de geçerlidir. Bu konuda uzun uzun düşündüm, namaz konusunu en ince detayların kadar inceledim, araştırdım ve kendim çeşitli denemeler yaptım. Sonunda  namaza yoğunlaşamama sorunun sebebinin bu ibadetin ezbere dayalı olmasından ve Arapça dili ile icra edilmesinden kaynaklandığını buldum. Evet ezbere yapılan ibadette bilinç, zihin, gönül yaptığı işten kopuyor. Zaptedilemez hale geliyor. Daha önce bu konudaki yazımda da belirttiğim gibi deli dana gibi oradan oraya koşturuyor  Vee ibadeti geçersiz hale getiriyor. Geçersiz oluyor çünkü namaz ibedetinin olmazsa olmaz şartı, yaptığın şeye yoğunlaşmaktır. Çünkü namaz Allah'ın huzuruna varmaktır. Allah'ın huzurundasın ama aklın başka şeylerde. Yani amiyane deyimle '' el işte göz oynaşta '' Namazda neden ezber var ? Bilindiği gibi Kur'an'da namazın temel esasları verilmiş ve detaya girilmemiş. Kıyam ( ayakta durmak ) rüku ( eğilmek ) secde ( alnı yere koymak ) gibi temel şekil şartları verilmiş, Allah'ı anma gibi hedefi belirlenmiş fakat bunun nasıl olacağı detaylandırılmamıştır. Çünkü Yüce Allah kullarını özellikle ibadette sıkı kurallarla bağlamak ve zorlamak istememektedir. Peki namazı nasıl kılıyoruz ? Peygamberimizin uygulamalarını esas alıyor, yani onu taklit ediyoruz.  Kıyamda iken Kur'an'dan ayetler ve özellikle Fatha Suresini okuyoruz, bir durumdan diğer duruma geçerken söylediği sözleri biz de uyguluyoruz. Ama bu ayet ve sözler -- Kur'an Arap kavminden bir peygambere inmesi sebebiyle Arapça olduğu için --  biz de Arapça okuyoruz ve EZBERDEN okuyoruz. Ama Peygamber&... Devamı

İslamın Yumuşak Karnı : HADİSLER

2010-03-26 22:38:00

İslam alemindeki çeşitli cereyanlar, kendi ideolojilerini, öğretilerini güçlendirmek için Kur'an'da dahi dayanak aramış ve bazı ayetleri kendi ideolojilerini güçlendirecek biçimde tefsir etmişlerdir. Böyle bir faaliyette yeterli ve geniş hareket alanı bulamayınca hadis alanına yönelmişlerdir. Bunun sonucunda da Kur'an ve hadis hükümlerine tamamen aykırı bir çok söz ortaya çıkmıştır. Bunlara genel olarak zayıf hadis denilmektedir. Zayıf hadislerin en aşağı derecesi Apokprif ( Uydurma ) olanlardır. Peygaberimizin açık ihtarlarına rağmen, kendisne dayandırılan bir çok yalan yani uydurma hadis ortya çıkmıştır. Bazen kötü ve feci olaylara sebep olmalarından dolayı, bu tür hadisler İslam alemi için çok zararlı olmuştur. Bu şekilde Müslümanlar arasına bir çok fitne ve fesat girmiş, bilhassa bazı hurâfeler ve kurallar da aralarına sokulmuştur. Aslında yalan olduğu bilinen bir bir hadise uyularak hareket etmek doğru olmadığı gibi, bu çeşit hadisleri rivayet etmek dahi haramdır. Ancak uydurma olduklarını açıkça belirtmek şartıyla bunlar zikredilebilir. Bir hadisin içeriği uydurma ise veya zayıf bir hadis ise bunları güçlendirmek için onlara sahih bir dayanak yakıştırılır. Bir hadisin uydurma olduğu aşağıdaki hallerden daha ilk bakışta belli olur. 1- Kur'an'a ve Peygamberimizin sünnetine aykırılıkları, . Örnek: '' Muhammed veya Ahmed isimleriyle adlandırılanlar cehenneme girmezler. '' 2- Ahlak ve edep kurallarına aykırılığı, 3- Akla ve tabiat kanunlarına aykırılığı, 4 - İçeriğinde komik ve maskaraca sözlerin bulunması, 5 - Manen ve söz olarak eğriliği bulunması, Örnek : '' Pirinç insan olsaydı halîm olurdu '' 6 - Sözd... Devamı

Ünlü Çingenelerimiz

2010-03-26 22:32:00

Son günlerde elimde olan kitabın adı:’’ TÜRKİYE’DE ÇİNGENE OLMAK ‘’ Kesit Yayınları’ndan olan bu eserin yazarı kendisi de Çingene asıllı bir Vatandaşımız. Etnik kimliğini gizleyerek bin bir güçlükle okuyabilmiş, bürokrasi de üst kademelerde görev aldıktan sonra emekli olmuş. Emekli olduğu 1982 yılından bu güne kadar da tüm hayatını, Çingeneler hakkında toplumda oluşan yanlış bilgiler ve imajın düzeltilmesine adamış. Bu kitabını ve çeşitli yayın organlarında yazı ve makalelerini yayınlamış, Dernekler kurmuş ve federasyon oluşturmuş, TV programlarına katılmış ve konferanslar vermiş faal bir dava adamı Mustafa Aksu. Bu gün ‘’ Çingene açılımını ‘’ ülkemiz gündemine, yaptığı mücadele tüm üst düzey makamlara yazılı müracaatlar yapıp, takip ederek belki de tek başına getirmiş bir kişilik bu kitabın yazarı. Bu eserde ilginç bilgiler var. Bu arada ülkemiz gündeminde önemli yer tutan Çingene etnik kökenli sanatçılar ve siyaset adamlarının isim listesi de buluyor. Bazılarının genellikle etnik kimliği toplumumuzda bilinen kişiler. Bazılarını da ben bu eserle öğrendim ve sizinle paylaşmak istedim. Bunda amacım, çingene vatandaşlarımızı aşağılamak ve kınamak değil kesinlikle. Zaten isimleri öğrenince göreceksiniz ki bu kişiler toplumuzun gönül köşküne oturmuş benimsenmiş kişiler. Önce sanatçılar: * TÜRKAN ŞORAY ( Sinema sanatçısı ) *KİBARİYE (Ses sanatçısı) * EBRU GÜNDEŞ (Ses sanatçısı) * HÜSNÜ ŞENLENDİRİCİ (Klarnetçi) * ADNAN ŞENSES (Ses sanatçısı) * SİBEL CAN (Ses sanatçısı) * SİBEL TURNAGÜL (Oyuncuşarkıcı) * SADRİ ALIŞIK (Sinema sanatçısı) * SAFİYE AYLA (Ses sanatçısı) ... Devamı

AFFETMENİN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜ

2010-03-26 22:29:00

      Son günlerde okuduğum ve de oldukça ‘’ etkilendiğim ‘’ kitabın ismi bu: AFFETMENİN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜ ‘’ Kalemus Yayınları’ndan olan bu kitabın yazarı Dr. Dick Tibbis. Kitabın arka kapağındaki tanıtımda şöyle söyleniyor: Herkesin bir ‘’ Mağduriyet Hikayesi ‘’ vardır. Hepimiz değer verdiğimiz birileri tarafından incitilmiş ya da reddedilmişizdir. Çoğunlukla aldığımız bu yara, öfke ve kin gibi negatif duyguları doğurur ve yıllar boyu peşimizi bırakmaz. Hepimize birileri tarafından affetmek öğütlenmişse de, nasıl ya da neden affedeceğimiz ne yazık ki hiç anlatılmamıştır. Kitabın yazarı ‘’ YAŞAMAK İÇİN AFFEDİN ! ‘’ diyor. Affediciliği anlamanın ve hayata geçirmenin, kelimenin tam anlamı ile hayatımızı kurtarabileceğini açıklıyor !. Bu kitabı mutlaka okuyun diyeceğim ! Bu kitapta öngörülen bazı ilgi çekici fikirleri bundan sonraki birkaç yazımda açıklayacağım Devamı

EN ÖNEMLİ AYET

2009-08-24 00:00:04

‘’ O Allah ki............... ‘’Evet, böyle başlıyor, Ayet’l Kürsi.** Allah’a imanı, en üst düzeyde ve insanın bütün varlığına nüfuz edecek bir bilinç halinde anlatan,Peygamberimiz tarafından ‘’ Ayetlerin en büyüğü ‘’ şeklinde vasıflandırılan bu ayet,Kur’an’ın 2. Sırasında yer alan Bakara suresinin 255. Ayetidir.Ve şöyle devam ediyor:‘’ O Allah ki, O’ndan başka tanrı toktur.Hayy’dır.Kayyûm’dur.( Ezeli hayat sahibi )( Varlığı kendisindendir )O’nu ne uyku tutar, ne de uyuklama.Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O’nundur.O’nun katında, O’nun izni olmadan şefaat edecek kim var ?O, kullarının geleceğini de bilir, geçmişini de.Kulları ise, O’nun ilminden, ancak O’nun dilediği kadar kavrayabilirler.O’nun kürsüsüHer ikisini de gözetmek O’na ağır gelmez.( tahtı ) gökleri ve yeri kaplamıştır;O pek yücedir, pek büyüktür.Bu sözlerden etkilenmeyecek, sarsılmayacak insan olabilir mi ?... Devamı

MASONLARIN DÜNYA HAKİMİYETİ PLANI

2009-05-05 11:31:00

Dünya Hakimiyeti planı yapıldığını ve bu planın  2/3 ünün bu güne kadar gerçekleştiğini biliyor muydunuz ? Bu plan şöyle :3 dünya savaşı çıkarılacaktır. Bu savaşlar ve hedefleri şunlar:***  Birinci Dünya Savaşı sonunda içinde Rus Çarlığının da bulunduğu,  planı yapanların dünya  hakimiyetine engel olan Avrupa’daki son imparatorluklar yıkılarak Komünizm aracılığı ile Ataizme yol verilip, onun yayılmasının sağlanması.***  İkinci Dünya Savaşı ve sonucunda  Avrupa siyasi ve ekonomik bakımından zayıflatılarak Komünizm güçlendirilecek, sağ ve sol iki  siyasi gruplar karşı karşıya getirilecek.Aşırı Avrupa milliyetçiliği  ( Nazizm ve Faşizm ) Yahudi ırkçılığı  ( Siyonizm ) asındaki tansiyonun yükseltilmesi ile  Filistin’de bir Yahudi devleti kurulması.***   Bu Yahudi Devletinin kurulması  dolayısı ile, eskiden beri  güçlü devletlerin ilgisi çeken Orta Doğu’da gerginliğin arttırılması ve bütün güç odaklarının içinde yer alacağı  bir 3. Dünya Savaşı çıkarılması ve  bunun sonucunda  İslam ve Siyonizm’in birbirini yok etmesi. Nasıl plan  ilginç gerçekçi değil mi ?Neden gerçekçi ? Çünkü, planın ilk iki aşaması gerçekleşti.Siyonizm yani Yahudiler ile İslam karşı karşıya. İkinci Dünya Savaşında Yahudileri kıyıma uğratan Avrupa, şimdi ABD ile birlikte Yahudileri koruyor.Müthiş bir  Siyonizm ve İslam gerginliği var. Planın son yani üçüncü aşaması da  başarı ile yürüyor.Arapların bir bölümü  ve Yahudiler devamlı savaşta.Savaşı tüm İslam ülkelerine yaymak hedefinde de adım adım ilerleme yaşanıyor.Öyle görünüyor ki, Orta Doğu&rsqu... Devamı

Münevver Karabulut Cinayeti

2009-04-28 23:30:04

Son günlerin bir cinayet olayı var. 17 yaşında bir kız  olan Münevver Karabulut  başı testere ile kesiliyor ve çöp kutusuna atılıyor. Katil zanlısı da İstanbul ve ülkenin en zenginlerinden olan bir ailenin oğlu olan Cem Garipoğlu. Bu kişi iki aya yakın bir süredir kayıp. Bulunamıyor.  Son dönemde büyük operasyonlara imza atan ve çok büyük boyutta başarılar kazanan İstanbul polisi zanlıya bir türlü ulaşamıyor. Kızın ailesi ve  basın haklı olarak tepkili. Neden bulunamıyor ?Buraya kadar  her şey olağan.  Basın olayın peşinde ve İstanbul Emniyet Müdürü sayın Celalettin Cerrah’ı sıkıştırıyor ve neden  zanlının yakalanamadığını soruyor.Celalettin Cerrah’ın  cevabı:--- Kızlarını takip etselermiş.İşte bu cevap basın çevrelerinde  ve kızın ailesi ve  avukatları nezdinde şok etkisi  yapıyor.---  Yok efendim. Şehir içindeki her insanın güvenliğinden sorumlu bir polis müdürü nasıl böyle dermiş.---  Dehşet verici bir sözmüş.---  Böyle konuşmak çok ayıpmış.---  Hakkında dava ikame edeceklermiş. El insaf efendim, el insaf.  Güya çok medeni ülkeler de dahil, tüm dünya metropollerinde, hele geceleri can emniyeti var mıdır ?  İnsanlar geceleri rahatlıkla dışarı çıkıp birkaç dakika dahi yürüyebiliyorlar mı ?İki gün önce İstanbul’da idim. Sirkeci, Babı Ali Caddesi, Eminönü gibi en merkezi yerlerinde  hava biraz kararınca,   yetişkin bir insan olarak dışarıda cadde üzerinde olmak durumunda kaldım. Birden  her taraf ıssızlığa büründü. Etrafta kimseler kalmadı.  Ortaya marijinal kişiler çıktı. Ürperdim, korktum ve hemen ikamet yerime döndüm.  Münevver Karabulut, 17 yaşında bir kız &cc... Devamı

BLOGCUNUN ÖDÜLÜ

2009-04-10 17:01:03

Bir kamu  iktisadi kuruluşunda15 yıl teknisyenlik, 4 yıl personel müdürlüğü görevlerinde bulunduktan sonra aynı kurumun yatılı meslek lisesine teknik meslek derslerine öğretmen olarak atandım. Çok yoğun bir  ders görevi verildi. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda her öğretmen asli bir ders konusunda ehil ve uzman sayılır ve branşı ile ilgili ders görevi verilir. Hiç  öğretmenlik eğitimi eğitimi almayan bana çok yüklü ders görevi verildi.  7 farklı dersten, 11 ayrı müfredat programını uygulamam istendi.Yine Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda  görülen derslerin kitapları uzman kişi veya kurumlar tarafından hazırlanır, öğretmen ve öğrencilere verilir. Fakat öğretmen olarak görevlendirildiğim bu özel meslek lisesinin Mili Eğitim Bakanlığı ile direkt bir bağlantısı ve okutulan meslek derslerinin ders kitabı ve ders notları gibi bir alt yapısı yoktu.  Tüm  yükler dersleri okutan meslek derslerin öğretmeninin omzundaydı.Neyse ilk iki sene görev aldığım derslerde geceleri saat: 03.00 e kadar ertesi günü anlatacağım derslerin çok sınırlı kaynaklardan  notlarını hazırladım.  Çok az bir uyku   sonrası sabahları 07.00  de kalkarak okula geldim ve bazı günler 8-9 saat ders anlattım. Bu sürede tüm bayram ve yaz tatillerinde tatil yapmayarak çalıştım, genel müdürlük kütüphanesine de giderek, teknik dosyalardan araştırma yaparak, ders notları ve kitapları için kaynak derledim.Tabii ki bu mesai çok yorucuydu ve insan üstü çalışma gerektiriyordu. Çok yoruluyordum. Öyle ki 8-9 saat ders işlediğim günler de o zamanlar  çok ünlü olan Muhammed Ali ile boks maçı yapmış ve yumrukla hırpalanmış gibi çok yorgun ve bitkin olar... Devamı

ŞAMANİZM

2009-04-08 16:39:00

Şamanizm başlangıcı taş devrine kadar uzanan ilkel bir din ve inanış şeklidir.  Küçük farklılıklarla orta ve kuzey Asya, Kuzey Amerika’da ve Büyük Okyanusta ilkel kavimlerde görülen ve bu gün hala uzantıları hayat bulan bu inanışı bir din olarak değil de, kültür unsuru veya şifacılık olarak kabul edenler de var. İyi ruhlar- kötü ruhlar,Davulla transa girme,Ölüm deneyimi yaşama,Şifacılık  gibi uygulamaları bulunan bu inanışın  Orta ve Kuzey Asya’da bir çok topluluklarda görüldüğü gibi, Türklerin de ilk dinleri olduğu kabul edilmektedir.  Bu gün dahi  yaşantımıza giren muska, kutsal addedilen ağaçlara bez bağlama gibi  hurafelerin kaynağının da Şamanizm olduğu belirlenmiştir. Yine halen Anadolu halkımız da görülen  aşağıdaki bazı  geleneksel uygulamaların Şamanizm kaynaklı olduğunu  biliyor muydunuz ?***  Kan kardeşlik ant törenleri***  Kurbanları süsleme: Eski Türkler  tanrılara adadıkları kurbanları süslerlerdi.***  Ocak kavramı: Eski Türklerin kutsal ateşle bağlantı kurdukları ‘’ ocak  ‘’ kavramı , aile kavramını kuşatan geniş bir söz olarak   çok yönlü olarak halen kullanımda. ‘’ Ocağım söndü  ‘’ deyimi, sağlık hizmetlerinin yapıldığı yerlere ‘’ Sağlık ocağı  ‘’  denilmesi bu kapsamdadır. Ayrıca sağlık konusunda deneyimli şifacı oldukları bilinen insanlar    ‘’ ocaklı, ocak sahibi ‘’ gibi isimlendirilmektedir.***  Evlenmeden ölen kızların tabutunun gelinlikle süslenmesi.***  Ad verme:  Çocuğu yaşamayan ailelerin Şamanlarda olduğu gibi, çocuklarına  Yaşar, Durdu, Dursun gibi isimler vermesi halen günümüzde de... Devamı

ASIK VEYSEL UNUTULUR MU ?

2009-03-21 21:11:00

‘’ Doldurulmaz yerin seninDostlar seni unutur mu ?Hiç sönmedi nurun seninDostlar seni unutur mu ?  ‘’ Bu gün 21 Mart 2009.  Ülkemizde 500 yılda, 1000 yılda bir gelen  büyük bir bilge Aşık Veysel’in 36. ölüm yıldönümü.. Yukarıdaki mısralar Aşık Veysel gibi Hakkın rahmetin kavuşan büyük ozanımız  Ümit Yaşar Oğuzcan’ın  ( ölüm 1984  ) Veysel’in şu meşhur dizelerine cevabı: ‘’  Ben giderim adım kalırDostlar beni hatırlasınDüğün olur bayram gelirDostlar beni hatırlasın. Can kafeste durmaz uçarDünya bir han konan göçerAy dolanır yıllar geçerDostlar beni hatırlasın. ‘’ Bu büyük adam unutulabilir mi ?  Ümit Yaşar’ın dizeleri ile devam edelim: ‘’Tertemiz bir özün vardıApaydınlık yüzün vardıSöylenecek sözün vardıDostlar seni unutur mu ? Her gerçeği gören sendinAşk sırrına eren sendinGönüllere giren sendinDostlar seni unutur mu ?  ‘’ Basit ve sade birkaç mısra ile, birkaç söz ile ciltler dolusu mesajları verebilecek,  her seviyedeki gönüllere seslenebilecek ulu kişiler çok seyrek ve çok az geliyor dünyaya. Gelin şimdi Veysel denizinde kısa bir gezinti yapalım ve ruhunu şad edelim o yeri doldurulamaz ozanın. ‘’ Dost dost diye nicesine sarıldım.Benim sadık yarim kara topraktırBeyhude dolandım boşa yoruldumBenim sadık yarim kara topraktır  ‘’ Dünya yaşantısı bu  kadar  öz ve güzel naıl açıklanabilir. Hele güzelliğin göreceliliği: ‘’  Güzelliğin on par’etmezBu bendeki aşk olmasaEğlenecek yer bulamanGönlümdeki köşk olmasa  &... Devamı

DİLBER HALA GİBİ

2009-03-16 14:51:00

Bilinen bir hikaye:Adamın biri  çocukluğundan itibaren oğlunu sürekli eleştirirmiş, her defasında sözünü şöyle noktalarmış:--- Sen adam olamazsın  ! …Çocuk buna içerlermiş. O hırsla okumuş, çalışmış çabalamış bir kente vali olmuş.Babasını huzuruna  çağırmış. Babasını getirmişler karşısına  dikmişler.---  Eyy baba…  Sen bana hep adam olamazsın dedin ama, bak ben vali oldum.Baba cevap vermiş:---  Ey oğul, ben sana vali olamazsın demedim. Adam olamazsın dedim. Adam olan adam babasını  huzuruna getirtir, ayakta karşısına diker de böyle konuşur mu. Sen adam olamazsın  !. Hz. Mevlana’nın da çok bilinen bir sözü var:‘’  Ben  ne adamlar gördüm. Soğuktan titriyor, üstünde  kendisini soğuktan koruyacak elbisesi yok.Ne elbiseler gördüm de, çok şık çok güzel. Ama içinde adam yok  !... ‘’ Şimdi söyle düşünebilirsiniz.---  Eee vatandaş şimdi sen bunları niye anlattın ? Sevilen Avrupa Yakası dizisinin bir ‘’ Dilber Hala’’ sı var.İşte ben de onun gibi;---  Lafı ortaya kodum. Beğenen alır, beğenmeyen almaz.İsteyen istediği, beğendiği, beğenmediği kimselere yorar veya yormaz.... Devamı

HOŞ GELDİN HIZLI TREN

2009-03-13 16:46:00

Bu gün 13 Mart 2009  Demiryollarımız için  dönüm noktası.Hızlı tren çağı başlıyor.Hızlandırılmış tren  değil, hızlı tren.Konuya biraz uzak olanlar ikisi arasında fark var mıdır, diye düşünebilirler.Evet var, hem de çok var. Hızlandırılmış tren demiryolu teknolojisinde yeri olmayan, teknolojiye ve fizik kurallarına aykırı bizim Demiryollarımıza özel, uyduruk bir uygulama idi.  Ve hiç  ülkede örneği yoktu.Alt yapı ve üst yapı yani, yol ve demiryolu araçlarının tahammül edeceği azami hız fizik kurallarına aykırı olarak zorlama ile arttırılmış idi.Yanlıştı ve sonucu görüldü.Daha büyük felaketlerden Allah korudu ve vazgeçildi. Hızlı tren ise  bu olaydan çok farklıdır.Araçlar uygulanacak en yüksek hıza göre imal edilir.Bunun dışında alt yapı yani yolunda  hıza uygun olarak inşa edilmesi gerekir. Yol açısından hızı sınırlayan üç  konu vardır.  Yolun eğimi ( rampa- meyil ) ve kurplar. ( virajlar, dönemeçler )  Ve tabii ki yolun kalitesi yani standardı.İşte hızlı tren teknolojisinde bu hususlar dikkate alınır.Eğimsiz yol veya çok düşük eğim, ile geniş yani büyük yarı çaplı  virajlar.  Bunu sağlamak içinde çok yüksek alt yapı maliyetlerini göze almak gerekir. Sonuçta  Büyük ve uzun tüneller, yarmalar (tepelerin yüksekliklerin yarılarak yol inşası )  dolmalar ( çukurlukların doldurulak üzerine yol inşaası ), viyadükler, köprüler, hemzemin geçitleri  kaldırabilmek için alt ve üst geçitler inşası gerekir. Birde yüksek standartta kaliteli ve yüksek hıza uygun malzeme ile yol inşası…Bitmedi;  çok dikkatli yol ve  araç bakımı, revizyonu, tamiratı.Tü... Devamı

'' Bizim kız bizden kaçar, ......''

2009-03-06 19:07:00

Son birkaç senedir iç siyasetimizin bitip tükenmez bir problemi var:Bazı siyasi çevrelerce lehinde ve aleyhinde fırtınalar koparılan, Hakkında ‘ ‘ kamusal alan  ‘’  örneğindeki gibi özel deyim ve terimler icat edilen,Anayasamızın en önemli ilkelerinden  ‘’ laiklik  ‘’  ilkesinin,  hatta ve hatta Cumhuriyetimizin önündeki en önemli engel haline getirilen,Uğrunda, ‘’ Cumhuriyet Mitingleri ‘’ düzenlenen,Darbeler planlanan,Bir çok genç kızımızın yüksek tahsilinin önüne duvarlar örenErgenekon’lar,çeteler kurulan ve ülkemizi neredeyse bir iç savaşın eşiğine getiren,Baş örtüsü – pardon  türban – probleminden bahsediyorum.Lehinde ve aleyhinde olanların  bu konuda davranışlarının gerçek dayanaklarını ve   sebebini bilmediği veya bildiği halde bilinçli olarak saptırdığı türban problemi.Taksak takamadığımız, çıkarsak çıkaramadığımız türban meselesi. Anadolu’muzun bazı yörelerinde ‘’ kaçmak  ‘’ diye bir deyim vardır.Kızların kocaya kaçması değil.Peki neden kaçmak ?Kadınların ve bluğ çağına  gelmiş kız çocuklarının  ‘’ namahrem   ‘’  kabul edilen erkeklerle bir arada bulunmaktan sakınmaları, aniden böyle bir ortam oluştuğunda orayı terk etmeleri veya  başları açık ise hemen bir örtü örtmeleri.İşte  bu eylemi ‘’  kaçmak  ‘’ veya  ‘’ kaç-göç  ‘’  kelimesi ile ifade ederler.Baş örtüsü konusu da bu  eylemin bir devamıdır. Tesettürün ( örtünme ) yani baş örtüs&uum... Devamı

Yahudiler Hitleri de Aratıyor...

2009-01-16 16:26:00

Bu çağda ırkçılık benimsenecek, onaylanacak bir düşünce ve inanış şekli değil.Hele bunun ileri bir şekli olan faşizm, insanlık dışı bir şey.Bunun yakın çağdaki sembolü Hitler, tüm dünyaca lanetlenmiş bir kişi.Ama ne yazık ki her çağın faşistleri var.Hitleri de aratacak katliamlar var.Son Yahudilerin, Filistinlilere uyguladığı katliamlar gibi. Hitler deyince akla hemen Yahudi katliamı, soy kırımı geliyor.Neredeyse bu olay Hitler ismi ile özdeşleşmiş.Yahudilerin gerçek kimliklerini görünce,Amansız ve acımasız kan dökücülüklerine şahit oluncaŞeytan bu ya; bir an için insan düşünmeden edemiyor.Demek ki kendi kitapları Tevrat’ı kendi elleri ile yazan,Bu kitapta, kendilerini dünyanın Yaratıcı yanında en üstün ırkı olarak atayan Yahudileri, en gerçekçi olarak Hitler değerlendirmiş ve onları yeryüzünden silmeyi öngörmüş.Tabii ki bu düşünceler kanayan yüreklerimizin, bilenen öfkelerimizin ürünü.Onaylanması mümkün değil.ve gözden geçirme zamanı geldi de geçiyor diyelim mi ?Ama yakın tarihin bize sinema filmleri ve edebiyat eserleri ile empoze ettiği ‘’ Zavallı Yahudi’yi ‘’ tekrar bir ele almaŞimdilerde Yahudilerin uyguladığı benzer katliamını görünce, Hitleri anımsamadan edemiyor insan. Devamı

Abdullah Öcalan'a taviz mi ?

2009-01-16 16:32:00

Abdullah Öcalan bir mahkumdur.Ülkemizdeki on binlerce mahkumdan bir tanesidirAvukatları ve taraftarları onun için tavizler istiyorlar uzun süredir.Taviz nedir ?Uygulanmakta olan kararlı tutumdan geri adım atmaktır.Taviz isteyenin haklılığını kabul etmVeya direnme gücü kalmayarak, karşı tarafın gücünü kabul etmek ve geri çekilmektir.Ah bu demokrasi...Ah bu seçim endişeleri ve oy kaygıları. Gereksiz ve haksız tavizleri de gündeme getiriyor.Başkaldırı yani isyan çığlıkları atan PKK’ya ve onun TBMM içindeki uzantısı DTP’ye tavizler verilmeğe başlanmıştır.Neymiş ?On binlerce kişinin katlinin sorumlusu Öcalan, İmralı’da yalnızlık çekiyormuş.Yanına arkadaş verilmeliymiş.Diğer mahkumlar gibi davranılmalıymış ona.İmralı’dan alınmalı imiş.PKK hükümlüleri yanına yoldaş verilmeli imiş.Abdullah Öcalan, diğer mahkumlar gibi bir mahkum mudur ?Tabii ki hayır.Ayrıcalığı var mıdır ?Otuz binden fazla insan canının.Bir başkaldırı elebaşısının ayrıcalığı olacaktır, normalSıradan bir mahkum olmayana,Sıradan bir hükümlü gibi davranılabilir mi ?Taviz, isteklerinde haklı olana verilir.Abdullah Öcalan’ın hakkı ve haklılığı olabilir mi ?Taviz geri adımdır.Taviz, verilen kişinin haklılığını veya gücünü kabul etmektAbdullah Öcalan’a verilen taviz büyük hata olacaktır.Yüzde bin haklı olanın taviz vermesi, bir adım geri çekilmesidir.Karşı taraf bu fırsatı beklemektedir.Bir adımdan sonra iki adım daha...Sonra üç adım daha...Taviz isteklerinin sonu gelmeyecektir.Yurtdışındaki kardeşi Osman Öcalan’ın dediği gibi, Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasına kadar sürecektir bu istekler.On binlerce haksız yere katledilen insanların haklarınıŞehitlerin yakınları yetim ve öksüzlerinin haklarını, onların haklarının tavizlerini almak sonra hiç m&u... Devamı

Kim bunları '' AYDIN '' olarak atıyor ?

2009-01-16 16:30:00

Arada sırada kendilerini ‘’ AYDINLAR ‘’ olarak isimlendiren gruplar, o günlerin güncel olaylarından biri ile ilgili bir bildiri yayınlarlar veya son günlerde başlatılan ‘’ ÖZÜR DİLİYORUM ! ‘’ kampanyası örneğindeki gibi bir kampanya başlatırlar.Dikkat ederseniz bunlar hep ‘’ Aydınlar ‘’ diye isimlendirilir ve öyle anılırlar.Şu sorular hemen akla geliyor:*** Kim bunları ‘’ aydın ‘’ diye isimlendirmiş veya nitelendirmiştir ?* Ya kendileri veya basının büyük bir bölümü.*** Birileri kendilerini veya birilerini aydın diye isimlendirirse aydın olunabilir mi ? *** Böyle ‘’ aydın olmasol ‘’ görüşlüdürler. Bunları aydın olarak isimlendiren kendileri değilse yine mutlaka, sol görüşlü medya mensuplarıdır. Bu aydın vasfını, bu kişilere yapıştırırlar ve tekrarlayarak kamuoyunda benimsenmesini sağlarlar. *** Yine dikkati çeken bir husus bu sol görüşlü ‘’ seçkin aydınlarımız ? ‘’ ortaya attıkları görüşler ve başlattıkları kampanyalar ile toplumun genel değerlerine, kabullerine aykırı görüşler öne sürerler. Hep marijinal tutum ve davranışlarda bulunurlar . Başlattıkları kampanya ve ileri sürdükleri fikirler hep çok tartışılır ve genel tepkiye sebep olur. Herhangi bir ideoloji ve fikir akımı ile olayları değerlendirmek, aydın olmanın önündeki en büyük engeldir.   Gerçek aydınlar, tam tarafsız olarak, konu ve olaylara bakabilen ve her türlü ön yargı ve kabullerden sıyrılarak yorum yapabilenler değil midir ? * Bu çakma aydınlarımızın son ‘’ özür diliyorum ‘’ kampanyasında olduğu gibi, memleketin genel siyasi menfaatlerine zarar vermeleri de söz konusu ola... Devamı