ÖLÜM KORKUSUNDAN KURTULMAK İSTER MİSİNİZ ?

 

Hazirlayan : AFFEYLE_ALLAHIM

 

93busra

 

 

İnsanların korkuları olur. Çeşit çeşit ve her insanda farklı.

**  Bazıları karanlıktan  korkar, bazıları da fazla aydınlıktan, ve loş mekanlar arar

**  Bazı kişiler yalnızlıktan korkar, bazıları da kalabalık içinde olmaktan…

**  Bazı insanlar hastalık hastasıdır. Her an kendini dinler, iki saatte bir vücut ısısını ölçer.

**  Kimilerinde yükseklik korkusu vardır. Kimileri de kapalı yerlerde kalamaz.

Bu listeyi uzatıp gidebiliriz.  Belki de insan sayısı kadar korku çeşidi vardır. Fakat tüm insanlarda diye genelleyebileceğimiz bir korku çeşidi  daha vardır, ÖLÜM KORKUSU.

Ölüm korkusu da herkeste farklı sebeplere dayanır.

**  Bazıları sevdiğinden   veya sevdiklerinden ayrılacağı için,

** Bazı kişiler de  dünya yaşantısına ve zevklerine doyamadıkları  için  ölümden korkarlar.

**  Genellikle de  ölümle yok olup gitmekten…

Evet, ölüm korkusu az veya çok herkes de vardır. Ama bazı

kişilerde çok fazla… Öyle ki tüm yaşamlarını kavrar ve kapsar. Her an ve her dakika bu korkunun etkisindedir. Bu korkunun esiridirler. Kabussuz ve rahat bir uyku uyuyamazlar.

Ben size bir ilaç ve bir reçete önereceğim. Bu korkunuz yok olacak.  Daha huzurlu ve mutlu bir yaşamınız olacak.

Bu korkunun ilacı nedir, biliyor musunuz ?  ALLAH SEVGİSİ

Allah’ı severseniz, ama  gerçekten severseniz. Gerçek gücünü sanatını, büyüklüğünü, adaletini ve tüm özelliklerini tanıyıp severseniz. Bu korkudan kortulacaksınız.

Gerçek Allah sevgisine de  ulaşmak öyle de kolay ki …

**  Allah’ın tüm özellikleri Kur’an’da verilen isimleri ve sıfatlarında saklıdır. Her isim ve sıfatı tek tek  ele alıp, anlamağa, kavramağa çalışacaksınız. Ve de bu isim ve sıfatlar  ile Yüce Allah’ı anmağa…

 Ayrıca  tüm canlı ve cansız yaratılmışları, yani eserlerini inceleyeceksiniz.

 

 

Emsalsiz tabiat manzaralarını. Yani,  büyülü güzellikleri … 

 

 

 

      İnceleyince  Yaratıcımızın büyük sanatını, maddi ve manevi olarak büyük gücünü tanıyacaksınız, anlayacaksınız.

      Her biri, bir tasarım harikası olan büyük, küçük hayvanları…

 

 

 

 

 

 

Ve küçücük böcekleri

 

 

 

       Ve de çiçekleri …

 

 

 

İnsanı unutmayın. Allah'ın özene bezene yarattığı ve ruhundan üflediği insanı

 

 

anne ve bebeği

 

 

 

          Evrende mevcut olan her şeyin bir yapanı ve tasarımcısı ve yaratıcısı vardır. Olaya böyle yaklaşınca Allah’ı daha yakınınızda hissetmiyor musunuz ?…

         Evet, bu resimlere daha yakından ve bir daha bakın…Ve bir de milyonlarca türdeki gerçeklerini, canlılarını düşünün. Bu kadar büyük bir sanatkarı görmemezlikten gelebilir miyiz ? Bu sanatkarın yaptığının bir örneğini -- bırakın bir uçtan bir uca 50 milyar ışık yılı boyutunda olan evreni -- küçücük bir böceği dahi,  herhangi bir insan, Einstein da olsa yapabilir mi? 

     Güzellikleri görüp hissedebiliyoruz. Ve mutlu oluyoruz.  Bu güzelliklerin  tasarımcısını, yani yaratıcısını hissetmemek ve hayran olmamak mümkün mü ?

     İşte olay bu kadar basit ve kolay…

   Her gördüğümüz güzellikte, büyüklükte ve dahi küçüklükte yaratıcısını yani Allah’ı  hissettik mi, gördük mü, Allah sevgisine ulaşmış oluyoruz. Bu noktaya geldikten sonra geri dönüş yok… Bu yol hep ve daima ileri gidiyor.

ALLAH SEVGİSİ ile yaşantımız daha bir anlam kazanır, streslerimiz azalır, hatta yok olur. Büyük hayranlık duyduğumuz sevgilimizi  darıltmamak isteriz. Artık her şeye bir başka gözle, yani onun gözüyle bakarız. Davranışlarımıza yani amellerimize daha bir çeki düzen veririz

Sonra da…. Evet sonra da O’nu daha iyi ve daha çok tanımak isteriz. Bazı sırlar ve bilinmeyenler bize bilinenler olur.

Bu arada, ölümün bir kaybolma ve yok olmak olmadığını kavrarız. Ruh insan bedeninden ayrılacaktır, sonsuzluk alemindeki boyutunda yerini alacaktır. Taa ne zamana kadar ?  Kıymete kadar. Kıyametin sözlük anlamı ayağa kalkmak ve yürümek demektir. Nereye yürümek ?  Hesap vermek üzere yaratıcısına yürümek. Öyle kabir azabı da yoktur. Bu konuyu bir yazımızda ele almıştık.

Ruh bedenden ayrılınca  herhangi bir cansız cisimden farkı kalmayacaktır. Cansız bedenimiz toprak altında çürüyecektir. Mezarda hiçbir şey hissetmeyecektir. Orada bizim ölçümüzle binlerce, belki de milyonlarca yıl kalacaktır.  Kıyamet de diriltildiğinde sanki bir gün kalmış gibi hissedecektir. Kur’an öyle söylüyor.

Ölüm bir yok oluş değildir.

Mezara giren bedenimizin, ruhtan ayrıldığı için  maddi ve manevi olarak bir değeri ve anlamı yoktur. Bu bilgiler ışığında da ölüm korkulacak bir olgu değildir.

Korkulacak olan şey kıyametteki yargılanmadan yüz akıyla çıkıp çıkamayacağımızdır.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !