Münevver Karabulut Cinayeti

Son günlerin bir cinayet olayı var. 17 yaşında bir kız  olan Münevver Karabulut  başı testere ile kesiliyor ve çöp kutusuna atılıyor. Katil zanlısı da İstanbul ve ülkenin en zenginlerinden olan bir ailenin oğlu olan Cem Garipoğlu. Bu kişi iki aya yakın bir süredir kayıp. Bulunamıyor.  Son dönemde büyük operasyonlara imza atan ve çok büyük boyutta başarılar kazanan İstanbul polisi zanlıya bir türlü ulaşamıyor.

Kızın ailesi ve  basın haklı olarak tepkili.

Neden bulunamıyor ?

Buraya kadar  her şey olağan.  Basın olayın peşinde ve İstanbul Emniyet Müdürü sayın Celalettin Cerrah’ı sıkıştırıyor ve neden  zanlının yakalanamadığını soruyor.

Celalettin Cerrah’ın  cevabı:

--- Kızlarını takip etselermiş.

İşte bu cevap basın çevrelerinde  ve kızın ailesi ve  avukatları nezdinde şok etkisi  yapıyor.

---  Yok efendim. Şehir içindeki her insanın güvenliğinden sorumlu bir polis müdürü nasıl böyle dermiş.

---  Dehşet verici bir sözmüş.

---  Böyle konuşmak çok ayıpmış.

---  Hakkında dava ikame edeceklermiş.

 

El insaf efendim, el insaf.  Güya çok medeni ülkeler de dahil, tüm dünya metropollerinde, hele geceleri can emniyeti var mıdır ?  İnsanlar geceleri rahatlıkla dışarı çıkıp birkaç dakika dahi yürüyebiliyorlar mı ?

İki gün önce İstanbul’da idim. Sirkeci, Babı Ali Caddesi, Eminönü gibi en merkezi yerlerinde  hava biraz kararınca,   yetişkin bir insan olarak dışarıda cadde üzerinde olmak durumunda kaldım. Birden  her taraf ıssızlığa büründü. Etrafta kimseler kalmadı.  Ortaya marijinal kişiler çıktı. Ürperdim, korktum ve hemen ikamet yerime döndüm.

 

 Münevver Karabulut, 17 yaşında bir kız çocuğu.  Yani henüz  reşit bile değil.  Gece erkek arkadaşının evinde kalıyor. Ailesi buna müdahale etmiyor. Sonra başına  bu olay geliyor. Tabii ki  çok  çirkin ve kötü bir son.

Bırakın 17 yaşındaki kız çocuğunu  24-25 yaşındaki erkek çocuklarının dahi ana babaları gece dışarıda olunca tedirgin olmuyorlar mı. Onlar eve dönünceye  kadar endişe ve büyük tedirginlik yaşamıyorlar mı.

 

Şapkayı önümüze koyup samimi olarak düşünelim:

Sayın polis müdürümüz  haksız mı ?  Henüz reşit dahi olmayan bir kız çocuğunun  gece yarılarına kadar dışarıda ne işi var. ?

Hele İstanbul’da.

 

Burada basın mensuplarımıza da biraz eleştiri yapalım.

Her türlü sapkınlığa , doğal olaymış gibi   ‘’ kişinin cinsel tercihi   ‘’ şeklinde  çanak açacak yayınlar yapılsın. Biraz olsun denetleme, yasaklama ve kontrol altına alma isteklerine  ‘’ Basın hürriyeti  yok ediliyor diye feryat basılsın.  Ergenlik çağında ve yetişkin ama  bunalımdaki insanları, ve hasta ruhları  müstehcen sayılabilecek yayınlarla devamlı tahrik edecek yayınlar yapılsın. Bunu önlemek  isteklerine yaygarayı bassınlar.

Sonra ırza tecavüzler, cinayetler, her türlü sapkınlıklar salgın haline gelince yine  manşeti atsınlar.

---  Ne oluyor bu insanlara, polis ne yapıyor. Neden korumuyor.

 

Efendim polis normal insanlara caydırıcıdır. Anormal insanlar ve insanlıktan çıkmış marijinal tiplere karşı, her insanı bir polisle koruma altına alsan dahi, yapılabilecek bir şey olmaz.

 

Sonra yukarıda belirttiğim gibi Türk polisi özellikle İstanbul polisi son dönemde çok başarılıdır. Uyuşturucu-cinayet ve terör olaylarında olağanüstü sonuçlar almaktadır. Bu başarılar hemen unut veya görme. Bir cinayet olayında  sonuç almada biraz gecikme olunca tu-kaka.

 

Evet polisin görevi insanlarımızı korumak Ama ailelerin görevi de olabildiğince çocuklarına sahip olmak Kontrol etmeğe ve denetim altına almaya çalışmak.

 

---  Ne dersiniz, sayın müdürümüz biraz haklı değil mi  ?  Ayıbı kim yapıyor  ?

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !