MÜFETTİŞİN BEKLENTİSİ NE İMİŞ ?

2017-09-02 19:48:00
MÜFETTİŞİN  BEKLENTİSİ  NE  İMİŞ  ? |  görsel 1

1970'li yılların ilk yarısında, İzmir'in  Torbalı -  Bayındır - Tire - Ödemiş ilçelerini ilçelerini kapsayan demiryolu hatları bakım ve gözetimi ile sorumlu '' teknisyen şef '' ( yol kısım şefi ) olarak demiryollarında görevli idim. Görev mıntıkam 70 kilometre uzunlukta idi ve merkezi Bayındır ilçesinde bulunuyordu.

Görev kapsamım bu demiryolu hatlarının bakımı ve her an tren seferlerine açık tutmak ve bu güzergahtaki demiryolları işletmesine ait gayrimenkullerin gözetimi ve korunması idi. İki veya üç günde bir, özel küçük iki kişilik demiryollu aracı ile mıntıkamı dolaşıp, toplam 7 adet yol bakım ekibine  daha önce verdiğim işleri denetlemek ve  yeni görev vermek ve bu arada yolda görev yapan yol bekçi ve geçit bekçileri gibi personeli denetlemekti.  Bu görev seyahatleri  ''turne''  diye isimlendiriliyordu.

Ege bölgesinde yaşayanlar bilir, topraklar çok verimlidir. İyi bir çiftçi tarlasından bir sene içinde 3-4 farklı ürün alabilir. Öyleki İç Anadolumuzda 50 - 100 dönüm tarlası olan  çifçilikle zor geçinebilirken. Bu bölgede özellikle kıyıya yakın bölgelerde 5 dönüm tarlası olan yukarıda belirttiğim gibi toprağı aktif olarak değerlendirirse ailesinin geçimini rahatlıkla sağlayabilir.

İşte toprağın çok verimli olması ve özellikle büyükbaş hayvancılığın  yaygın olması sebebiyle çiftçiler için  ''  mera  '' yani otlak yoktu. Demiryolu güzergahı boyunca güzergaha komşu köylüler hayvanlarını demiryolu kenarında otlatıyorlardı. Bu sebeple demiryolu traverslerinin altındaki balast adı verilen taşlar  hayvanların   yol üzerinde gezinmesi sebebiyle dağılıyor ve yola kısmende olsa zarar veriliyordu. Köylülerin dağınık yerleşimi arazi ve evlerinin demiryolu güzergahına çok yakın olmaları sebebiyle hayvanların demiryolu yakınında ve üzerinde otlamasını önlemek fiilen mümkün olmuyordu.

İklim özelliği ve toprakların verimli olması sebebiyle, bu bölgede zeytin, sebze ve meyve gibi ürün çeşidi bol üretim rekoltesi yüksek seviyededir. Demiryolu her iki kenarındaki daha önce demiryolu  inşaatı sebebiyle istimlak edilmiş arazi genellikle dar dar bir şerit şeklinde uzanıyor bazı yerlerde biraz genişliyordu. Tabii ki yol kenarındaki otlar da fazla idi. Yine yol kenarında kendiliğinden yetişmiş ahlat yani yabani armut ağaçlarının çok bol olduğunu gördüm. Yol bakım ekip sorumulularına ki bunlara ''yol çavuşu'' adı verilir, yol tamirat ve bakımı asli görevlerine ek olarak çalıştıkları bölümdeki  ahlat ağaçlarını aşılamaları görevini verdim. Yol çavuşları da genellikle kırsal alan insanlarıdır, çiftçilik konusunda genellikle her şeyi bilir. Ayrıca her ekipteki  yol işçileri de o yörenin insanlarıdır, bu tür işleri iyi bilirler. Yüzlerce binlerce armut ağacının meyvesini görmek kısmet olmadan görev değişimi ile oradan ayrıldım.

Bu bölgeye atanmamın ilk senesi sorumlu olduğum mıntıkamın  durumunu ve özelliklerini inceledim. Yol güzergahındaki  köylülerin mera ihtiyacını fark ettim.  Yol kenarındaki  otların bir senelik satışı için yöresel ihaleler düzenledim. Yakındaki istasyonların ilan tahtalarında duyurular yaptım. Ayrıca her ekip bölgesindeki yol  ve geçit bekçileri ve işçiler ile  yol güzergahına komşu arazi sahiplerinin de bilgilendirilmesini sağladım. İhale günleri geldi. İstasyonlarda üçer kişilik oluşturduğumuz ihale komisyonlarında iki üç turnemde ilk ot satışını yaptım. 

Tabii ki bu ilk ihalede gelen ve illgilenen köylüler az sayıda idi. Onlara arazilerine komşu demiryolu arazisini ve birazda fazlası ile  hudutlarını rakamsal olarak ve yolun sağ veya solunda olduğunu da belirterek ot satışını az bir ücretle yaptık. Ve   ellerine otunu aldığı bölümün hudutlarını belirtir birer belge verdik. İkinci sene kıştan çıkışta köylüler turnelerimde  yolum kesip '' --  Şefim bu sene ot satşını ne zaman yapacaksın ? '' Sorusu ile peşime düşmeye başladılar. 

Derken ikincı yıl ot satışı ihalelerinde köylülerde bir açık arttırma yarışı başladı. Sonunda da  ihaleden beklediğim toplam gelir birkaç  katına çıktı. Vee  bir istasyondaki yaptığımız ihalede  tabancalar çekildi. Tarafları zor yatıştırdım. Köy yaşantısına  yabancı olmayanlar bilir. Köylüler arasında açık veya gizli bir rekabet vardır hep.  Bu bölgede kaldığım süre zarfında bir kaç sene daha bu ot satışını sürdürdüm. İki faydası oldu bu çalışmamın. Her sene ihalelerde elde edilen toplam gelir ortalama benim bir yıllık maaşımın iki katı kadar oldu. Ayrıca demiryolu üzerinde gezinen ve otlayan hayvan sayısı, ihaleyi alanın bölgesinde baş hayvanların otlamasını önlediği için 3 - 4 kat azaldı ve demiryolu balastlarının dağılması önemli ölçüde önlendi.

Yukarıda belirttiği gibi görevli olduğum bu bölgede iklim özel, verim güzel. Toprağın her metresinden hayat fışkırıyor. Yol kenarında ottan başka değerlendirilecek zenginlikler de var. Zeytin, armut ve incir ağaçları vardı. Örnek olarak bir bölgede 6-7  zeytin ağacı ve bir bölgede 35 kadar armut ağacı vardı. Bir iki ağaç için alacaklı olmuyordu ama aynı yerde 3-4 ağaç -- özellikle zeytin -- varsa, bir yıllık mahsulü için müşteri bulunabiliyordu. Onlar içinde ihaleler düzenledim ve demiryolu idaresine gelir sağladım.

Buraya kadar bu çalışmalarımı niçin anlattım ? İşte yazımın esas konusunu anlatmaya sıra gelsin diye: Demiryollarımızda yol, trafik, elektirikli ve elektronik esaslı sinyaller, tesisler gibi çalışma  alanlar vardır ve her çalışma branşının da denetimini sağlayan müfettişler. İşte ben yol branşı elemanıydım ve bu branşın denetimini  yol müfettişleri yapıyordu.  Müfettişimiz  iki ayda bir, kendi mıntıkasını 4-5 kişilik oto drezin adı verilen özel demiryolu araçları ile dolaşırlar, denetimini, yani teftişini yaparlardı. İşte o yıllarda benim mıntıkamın müfettişi de iki ayda bir turne yapar ve benim görev bölgeme gelirdi. Adamcağız bana biraz soğuk davranıyordu. Ben görevimi layıkı ile yapmaya çalışıyor fakat müfettişin bana mesafeli olmasına ve kararmasına anlam vermiyordum.

Yine yaz aylarında bir teftiş turnesinde bir araya geldik. Mıntıkamı beraber geziyoruz. Ben heyecanla icraatımı, armut ve zeytin ağaçları bir yıllık  ürünlerinin ve de ot satışlarını  anlatırken ve müfettiş bey patladı:

Süleyman armutları hep satacağına, bir sepette bize göndeseydin bari !...

Müfettiş beyin  kararmasının ve beklentisinin ne olduğu anlaşılmıştı...

 
 

27
0
0
Yorum Yaz