70 YAŞINDA GELEN SEVDAM !...

2017-08-12 11:39:00
70 YAŞINDA GELEN SEVDAM  !... |  görsel 1

Bu resimdeki Demir.

3 ay sonra 4 yaşını dolduruyor

Bu fotoğraf çekildiğinde henüz iki yaşını doldurmamıştı.

Evdeki sehpanın üzerine bir tişörtünü serdi. Nereden bulduysa evin ütüsünü de getirdi. Bana kablosunu elektrik fişine takmamı işaretle anlattı. Ben takar gibi yaptım. Sonra da başladı ütü yapmaya.

Resme dikkatli bakın. Nasıl da ciddi.

Nasıl da yaptığı işinden emin. 

İşine nasıl da odaklanıyor ?

Vee minnacık elleri yaptığı işe çok yakışıyor, yatkın ve becerikli.

İşte bu benim torunum Demir.

70 yaşımda gelen sevdam...

Bundan 50 sene kadar önce 20'li yaşlarımın başındayım. Çalıştığım kurumun meslek lisesi mezunu olarak İzmir Alsancak'ta bulunun Demiryolu Garda şef-teknisyenim. Alsancak Gar - Liman ve banliyösü Şirinyer- Buca Gaziemir yol bölümünün bakım ve gözetimden sorumlu '' Yol Kısım Şefi '' görevindeyim. O hat bölümün yük taşımasımasından sorumlu yük ambarı'nda Alsancak'ta. Müdürü'de yaşlıca, iri yarı, boylu poslu, bir adamcağız. Ağır başlı, vakur, hani denir ya - müdür gibi müdür - karşıdan gör, ceketinin düğmelerini ilikle. Yani insanda saygı hissi uyandırıyor.

Bir gün bu müdürün emekli olduğunu duyduk. İşin ilginç yanı evi de  o civarlarda olan muhteremi sık sık dışarıda görmeye başladık. Yanında da  4- 5 yaşlarında şık giyimli bir kız çocuğu. Sabahtan akşama kadar onunla beraber. Sokakta, parkta, limanda. Adeta çocuğun emireri olmuş. Hiç yanından ayırmıyor. Sonradan öğrendik ki, torunumu imiş. Çalışan kızının kızı. Adam emekliliğini tamamen ona adamış. Arkadaşlarımla birlikte biraz tuhafımıza gitti, yadırgadık.

'' Koskoca adam, küçücük bir çocuğun kölesi olmuş !... ''

Diye düşündük.

Fakar bilir miydim ki; gün gelecek o muhterem gibi, küçük bir çocuğa sevdalanacağım. Kısa bir süreliğine dahi olsa ayrılırken arkasından ağlayacağım.

İşte bu yazıma resmini aldığım çocuk benim torunum Demir. Endüstri mühendisi olan oğlumun oğlu.Resmin çekildiğinde İki yaşını doldurmasına iki ay on gün var dı.

Cihazlara, aletlere ve iş yapmaya meraklı

Annesi yani gelinimiz öğretmen. Çalışırken eşim bakıyor. Çok hareketli, yürüme olayı yok, hep koşuyor. Evimize her gelişinde, bütün dolapların çekmecelerini, kapılarını en az onar defa açıyor, kapıyor. İçindekileri denetliyor, dışarı aktarıyor.

Çok tatlı, çok şakacı ve çok keyifli.

--  Dedeee deyip, boynuma sarıldı mı, bütün dünyalar benim oluyor.

Bize Allah evliliğimizin ilk 15 yılında çocuk vermedi. Çok aradık, ailemizin eksik tarafını kediler ve köpek besleyerek kapatmaya çalıştık. Sonra bir kızımız, 3 sene sonra da Demir'in babası olan oğlumuzu Yüce Allah bize lütfetti. Dünyamız değişti, yaşantımız anlam kazandı.

Çocuk sahibi olmamız gecikince tabii olarak torun sahibi olmamızı da gecikti. Epey bir süre başka arkadaşlarımızın torunlarını severek vakit geçirdik. Sonra da torunlar başladı: 1, 2, 3   Demir 2 numara. Eskişehir'de. Oğlum Eskişehir'de çalıştığı için yakınıımızda. Kızımın da iki kızı oldu. Onlar da artık Emirdağ'da.

Hep derler ya '' Torun sevgisi bir başka '' gerçekten bir başka.

Evlat sevgisine biraz geç ulaştığımız için bizim için farklı ve önemliydi.

Ama torun...

Bu sevgiyi tanımlamak, anlatmak çok zor yaşanınca görülüyor. Ben 70 yaşını devirdim, eşimde 70' yaklaşıyor. Tüm dünyamız torunlarımız ve çocuklarımız...

Yüce Allah bu güzelliği, keyfi, tadı her isteyene tattırsın. Mahrum etmesin !

Yüce Allah hiç kimseyi bu güzelliklerden, sevgilerden mahrum etmesin...

12
0
0
Yorum Yaz